Görüntülenme : 1994  |
Eğer bir gün bir
yerlerde tekrar doğacaksam. Ben o ülkenin kralı olarak doğmak istiyorum. Neden
derseniz bıktım bu hayatta üç kuruş maaşa talim etmekten… Koştur, çalış, çabala,
yapabileceklerini ortaya koy, görmesinler ya da görmezlikten gelsinler, ne
değerini bilsinler, ne takdir etsinler, ne destek versinler. Maaşına zam verirlerken
enflasyon yüzde beş, maaşına da ancak o kadar zam desinler, halbuki sen bu
memlekette yaşayan, bilinçli ve herşeyi gözlemleyen, gerçek enflasyonun yüzde
kaç olduğunu bilen ya da en azından alışverişe çıktığında görebilen, aklı
başında bir vatandaş iken seni göstermelik rakamlar ile kandırsınlar. Reva
mıdır bu bizim gibi belli bir bilince sahip ve hatta daha yukarılarda bir
bilincle, raks durumunda olan insanoğullarına?..
İşte sırf bu yüzden
ben kral olmak istiyorum ve her şeyi kendim belirlemek istiyorum. Enflasyon
hesabını yaptırırken içine havyarı, ıstakozu, lakerdayı sokturmamak istiyorum.
Gerçek eflasyon yüzdesini buldurup üstüne de belli bir yüzde refah payı koyarak
halkıma, insanıma maaşlarını öyle ödemek istiyorum.
Bankalarımı, büyük
şirketlerimi, devlet kurumlarını üç kuruşa özelleştirme adı altında satmak
istemiyorum. Ne var ne yok emperyalist ülkelerin hizmetine sunarak, vatanımı,
topraklarımı tehdit altına sokmak istemiyorum. Tarımı yok etmek yerine
desteklemek, sanayimi yabancıya teslim etmek yerine kendi insanımı
destekleyerek sanayimi onlara kurdurnak ve büyütmek istiyorum. Para getiren kurumlarımı
satıp getirmeyenlerini kendime saklamak ve zararlarına katlanmak yerine tam
tersine para getirmeyenleri yabancıya satıp iş alanlarını genişletmek, karda
olanlarını kendim yönetmek istiyorum. Para kazanan kurumları sattığım yabancı, bana,
benim ülkeme yeni yatırımlar yapıp yeni iş imkanları sağlar mı? Verdiğin kurum
zaten deli gibi para basıyor, adı üstünde verdiğin ülkelerde emperyalist, eh
bir de stratejik öneme haiz bir kuruluşunsa onun hizmetine teslim ettiğin, adam
daha ne istesin, belasını mı? Bankalarıma gelince tıpkı AB ülkeleri gibi onları
belli yüzdelerle yabancının hizmetine vermek istiyorum. Küreselleşme adı
altında sömürgeciliklerini günümüzde devam ettirmeye, onu aklamaya uğraşan o
bildiğimiz emperyalist ülkelerin tuzağına düşmek istemiyorum. Onlar gibi
bankalarımı % 7-12 arasında özelleştirmek istiyorum. Şu anda ortalamada % 43-45
lere varan oranlarda değil…
Onun için kral
olmak istiyorum, ülkesini düşünen bir kral, sayamayacağı kadar parası olan ama
aklı başında halkını, insanını düşünen bir kral, sıkıntının adını bilmeyen ve
halkına da sıkıntı çektirmeyen bir kral, hatta deli gibi parası olduğu için
ziyarete gittiği ülkelere de yardım vaat edebilen bir kral ama tabii ki
karşılıksız değil o ülkenin değerli topraklarını, kurumlarını bana sunmalılar,
özelleştirdiklerinin en kralını bana vermeliler ve hatta kapılarından şöyle bir
geçerken bile, V.I.P. salonuna Topkapı Sarayını, Dolmabahçe Sarayını taşımalılar
oturduğum yerden bana oraları görme fırsatını sağlamalılar ve hatta Peygamberimizin
Sakal-ı Şerifini falan oracığa, ayağıma getirmeliler.
O kadar çok param
olmalı ki paramla saygısızlığın dibine dibine vurmalıyım. Gittiğim ülkenin
halkını, kendi yöneticileriyle birlik olup yerin dibine sokmalıyım, onları param
ile dövüp rahatça istediğim gibi parmağımın ucunda oynatmalıyım.
Diplomasi falan
iplememeliyim, o ülke o gün yasta bile olsa ben bayrağımı asla yarıya
indirmemeliyim, O ülke o gün büyük şefini kaybetmiş bile olsa ben
umursamamalıyım ve hatta anıt mezarına dahi bir saygı ziyareti yapmamalıyım. Zaten
ben bir kralım, mutlakiyetin, emperyalist güçlerin temsilcisiyim koca bir
Cumhuriyeti kurmuş bir adamla ne işim olabilir.
Gittiğim ülkelerde
en beş yıldızlısından otellere yerleşmeliyim hatta tamamını kapatmalıyım,
odamda mangalda et yaptırmalıyım, karpuz yiyip kabuklarını, çekirdeklerini
yatağın altında biriktirmeliyim, ellerimi koltuklara temizlemeliyim ve duvarları
kendi resimlerimle kaplayıp o ülkenin Başbakanlarını, Cumhurbaşkanlarını
ayağıma çağırmalıyım ve onlarda bendeki paranın yüzü suyu hürmetine gelmeliler.
Ecyad kalesini
yıkma diye bana rica ettiklerinde hiç umursamamalıyım, oraları yerle bir edip
yerine çoklu gökdelenleri olan otel, devremülk ve alışveriş merkezleri
dikmeliyim. Sonra rica edenlerin ülkesine gittiğimde yine de bana “Üstün Hizmet
Madalyası” vermeliler.
Tabii tüm bu
çelişkili gibi görünen, düşmanca tavır taşıyan işleri bana ve benim gibilere
neler çektirdiklerini, neler hissettirdiklerini onlara göstermek, onlara
hissettirmek için yapmalıyım.
İşte tüm bunlar
için bir dahaki yaşamım da Kral olmalıyım ben, Kral…
Ama farklı bir
Kral…
Dış ülkelerde
paramın ezici kuvvetini kullanıp onları paramla döverken, kendi halkıma da
sonsuz bir refah sağlamalıyım. Onları kurda, kuşa, enflayona kurban
etmemeliyim. Kendi kendilerine yetmeliler, kimseye, hiçbir ülkeye göbekten
bağlı olmamalılar, başka Krallar, büyük başkanlar onları paraları ile sersem
etmemeliler, onurlarını kırmamalılar… Benim halkım kendi ayağının üzerinde dik,
hem de dimdik durmalı, boyun eğmemeli hiç kimseye…
Ne de olsa ben
halkımla varım, onlarla ayaktayım. Onlara iyi bakmalıyım.
Kral olmalıyım ben
kral…
Rahat etmeliyim
artık ve rahat ettirmeliyim.
|