tepe1reyhan2
tepe2reha2
Kahrol Düşman Al Sana Bomba
Yazar Reyhan Bull   
 

Görüntülenme : 1656    


Ah! şu dış düşmanlar olmasa, ben var ya ben, dünyaya kafa tutacağım! Elimizi kolumuzu bağlayan hep onlar! Gözleri kör olsun bunların, elleri dizleri kırılsın inşallah! Tü tüt tü tüüüüüü! Düşündükçe insanın gidip bir kaşık suda boğası geliyor da kendimi zor dizginliyorum!

 

Okulda bizlere öyle öğretmişlerdi ya hani: “Kendinden olmayana düşman gözüyle bakacaksın.”, “Türkiye, stratejik konumu sebebiyle bütün ülkelerin gözünün üzerinde olduğu bir yerdir.” demişlerdi.

 

E öyle büyüdük, haliyle şimdi, karşıma her kim gelirse gelsin şüpheleniyorum, elimde değil! Hem başka bir deyiş de vardı, hatırlamaya çalışayım...Ah evet! “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur!”

 

Ne kadar güzel söylemiş atalarımız. Ay! Çok duygulandım. Gerçekten de...Ağlamak istiyorum ama şimdi yazı yazarken olmaz, kendimi tutmalıyım.

 

Mesela, ilk anda aklıma gelenlerden...Daha geçen günlerde, sabah programlarından birine Zekeriya Hoca’mız çıktı, haklı adamcağız, nasıl da kendini parçaladı. “ Vatan elden gidiyor, karış karış topraklarımız satılıyor!” dedi.

 

Mesela, tatil beldelerine gelen ve Türkiye’de yaşamaya karar veren yabancı uyruklu insanlar bunlardan... Telefonla bağlanan ve sanki Zekeriya Hoca’mız düşmanlık tohumları atıyormuşcasına konuşan bir gazetecimiz de; “ Yapmayın hocam! Bakın, bu memlekette herkes beraberce yaşamaya alışmıştır ama topluma konuşurken dikkatli olalım, sizin söylediklerinizi çok farklı anlama çekecek çok insan var Türkiye’de!” dedi.

 

ImageTabi, hocamız haklı olarak: “Bırakın efendim bu geliyorlar yerleşiyorlar safsatasını, o zaman Kurtuluş savaşında neden kardeşlerimiz dediğiniz insanlar bizleri arkadan vurmak, vatan toprağını parçalamak için elbirlik oldular?!” gibi sözler söyledi.

 

Sonra, programa bio-enerji ile ilgilenen biri gelmiş. Tam yaptıklarını, işin felsefesini anlatacak, taktı hocamız tenasül organlarına. O bio-enerji durumlarını falan da saçma sapan buldu ama tabi, tenasül organlarımız çok önemli. Bu sapkınlıklar onlara dokunmak amacıyla yapılıyorsa, ellettirmemek lazım. Haklı adam.

 

Aslında kafam karışık... Zekeriya Hoca’nın politik konularda konuşması biraz bulandırdı beni. Ama ne de olsa vatanını her sevenin söylemesi ve yapması gereken şeyler bunlar. Nasıl dinimize inanıyoruz ve gerekliliklerini yerine getirmek zorundayız, öyle bir şey.

 

Allah’tan İstanbul’da yaşıyorum, yoksa hani bir şehir varmış Türkiye’de, pek de gitmedik ama Alanya falan, orada yabancı komşu olsaydı, suratlarına bile bakmamak lazımdı zındıkların! Onların tek amacı vatanımızı bölmek, başka bir şey değil! Beter olsunlar!

 

Ama tabii demokrasi var, herkes çıkıp konuşmalı. Düşüncelerini söyleyebilmeli. Kızlarımız başlarında örtüleriyle okullara ve her türlü kamu alanlarına girmeli, onu da unutmamak lazım.

 

Epey bir zaman önce de galiba, Orhan Pamuk’muydu neydi, o kendini bilmeze de Nobel Ödülü verilmiş. Ben okumadım da komşunun kızı okuldan geldi sevinçle. Sanki bir şey! O adam dememiş miydi, “Bu kadar Ermeni ülkemizde katledilmiştir.” diye. O da beter olsun! Ödülü almasının sebebi de budur zaten, başka ne olacak ki?!

 

Gerçi, ben bir kitabını falan okumadım, el işi, çoluk çocuk, bizler eskilerden beridir pek okumazdık. Öyle, gazetenin de başlıklarına bakarım. Hakikaten, iş güç zaman olmuyor ki okumaya!

 

Ama geçen gece, bizim bey kanalları atlarken bir baktık bu adam çıkmış televizyona bir de İngilizce konuşuyor vallahi ben dışişleri bakanından o kadar İngilizce duymadım.

 

Kafam yine bir karıştı; “Bey, atlama kanalı da bakalım ne diyormuş bu vatan haini?” dedim. Demez olaymışım! Orada hiç de kötü şeyler söylemedi. Herşeyden önce edebiyatıyla gündemde olmayı istediğini, kimsenin ya da bir düşüncenin tanıtımcısı olmadığını ekledi. “Evet, gelmiş geçmiş hükümetlere kızdığım bir dönem, ettiğim lafı sonradan basın bayağı bir abarttı, üzerinden çok haber üretti.” dedi.

 

ImageAslında, ben O’nun ne dediğini de duymamıştım ya, olsun! Zaten diyorum ya o zamana kadar Orhan Kıvrık mıydı, a pardon Pamuk söylediyse ki, ay! Düşünmeye bile değmez! Hem sonra yalan mı diyecekler canım?! Adamın demediğini dedi derler mi? Ateşin olmadığı yerden duman çıkar mı?

 

Bizim bey zaten sıkılmış Seda Sayan’ı seyrettik de rahatladık. Ne tatlı kadın vallahi, O’nun için de yazmalıyım bir şeyler. Bir kere çok güzel, valla fıstık gibi, nasıl koruyor şu kilosunu bir anlasam. Neyse...

 

Sonra yine benim kızın bilgisayarına bakarken, öyle kurcalıyorum, genç kız bu belli mi olur? Ah! zaten çocuğun mu var derdin var, konumuz o olsa yazacak tonlarca şey birikmiş de bu kız hakkında... Ha! Bir de bundan sonra şu komşum Sebahat hakkında yazacağım, ya insanın bir günü bir gününe uysun değil mi? Öyle bir şirret, öyle bir patavatsız!

 

O yazıda (demiştim ya kızın bilgisayarında rakkamlar buldum diye)  anlatıyor devlet babamızın nereye ne kadar bütçe ayırdığını. Diyor ki; Diyanet İşleri’ne ayrılan bütçe Türkiye’deki 22 üniversitenin bütçesi artı dört bakanlığın bütçesi kadar. Aman olsun! Ben aldığım tüpün fiyatına bakarım. Bir de şu cep telefonlarıyla konuşmalar ucuzlasa...

 

Geçenlerde hastaneye gideceğim, “Tamam, hepsine giriyorsunuz.” dedilerdi. Bizim yakınımızdaki devlet hastanesine kulaklarım tıkanmış duyamıyorum, gideyim dedim. “Sıra alınması lazım.” dendi. Onun için de genç birilerinin olması, sabahın köründe sıraya girmesi lazımmış. “E?” dedim “ Telefonla alınmıyor muydu?”, “E öyleydi ama bu sefer de telefonlara bakılmıyordu, kimse yanıt vermiyordu.” dediler. Yine gidip kuyruğa girmek zorunda kaldı mı kızım? Okula gidecek, sınavıydı, dersiydi...

 

Bu memlekette evladın yoksa, çocuk doğurmadıysan ya da doğursan bile turşusunu kurmadıysan nasıl kendi kendine bakacaksın? Eh, o ayrı mesele ama şimdi Allah’ı var bütün hastaneler açıldı bizlere, şimdi onsekiz yaşına kadar herkes ücretsiz sağlık hizmeti alacak dedi başbakan. Gerçi, biz alışmışız böyle seçim öncesiydi galiba, gelirler unuturlar vaadlerini ama ne bileyim, sanki pek muhterem eşiyle bizden birileri oturuyor o köşkte. Öylesine sevinçliyim o yüzden.

 

Çok beğeniyorum hanımefendiyi. Hemen girmiş Çankaya’da mutfağı falan değiştirtmiş. Bak, ev hanımlığını orada da göstermiş. Gerçi, yıllardır bizim kapının önünden küçücük, başları beyaz örtüyle kapalı, yolda yürümeye bile utanan, elinde hükümetin çantaları kızlar Kur’an kursuna gidiyorlar yazın ama ne var bunda? Din eğitimi almayacak mı bu çocuklar? Demokrasi var bu ülkede, öyle bakmak lazım.

 




Okur Yorumları  
 

 

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2008 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
ermeni
 
 siyaset

nukleer
 
Google
Web derki.com



Son Yorumlar

Kriz Bir Sonuçtur
aradığımı nihayet buldum
gerçekten emekle hazırlanmış bir yazı...
...

Atatürk ve Sanat
ödev
ii bir site ödevde işime yaradı saolun
...

Aziz Malachy'nin Kehaneti
Çok uçuk...
Sayılarla dört işlem yapılarak...
...

Çocuk Pornosu (mu?)
gzl olmus
cok guzel olmus ve ayrica ulkemizde...
...

Tarih: 22 Aralık 2012
süper :)
"Öyle beyazlar içinde paso ot yeyip,...
...



 
© derKi.com Tüm hakları saklıdır.