tepe1reyhan2
tepe2reha2
Kader Hapishanesi
Yazar Cem Şen   
 

Görüntülenme : 1482    


Her şeyin ritmi vardır.

Hayatımızda en belirgin olarak hissedebileceğimiz ritmler dansın ritmi, bir flütü ya da gitarı çalmanın ritmidir. Zamanlama ve ritm aynı zamanda bir yayla oku germek, silahla ateş etmek ya da at sürmek gibi konularda savaş sanatlarında da görülebilir. Her tür beceride ve yetenekte zamanlama vardır.

Aynı zamanda “boşluğun” da bir ritmi vardır.


Myamoto Musashi

Go Rin no Sho

(Beş Çember Kitabı)

 

ImageRuhsal çalışmalarımın daha erken yıllarında sık sık insanlardan karma ya da kader ile ilgili bir takım laflar duyar ama bunların çoğunu anlamlandırmakta zorlanırdım. Bana göre çoğu insanın karma ya da kader olarak adlandırdıkları şey, aslında kendi hareketlerine bir anlam bulmak için giriştikleri zorlama çabalar gibi görünürdü. Otobüste gördüğü bir adamın geçmiş yaşamda onun sevgilisi olduğuna inanan ve ona fark ettirmeden reiki yapan bir insana, “Peki adam yakışıklı mıydı?” diye sorduğunuzda, bu arkadaşınız “Evet, çok yakışıklıydı” diye yanıt verirse siz ne düşünürsünüz ki? Bu uç örneği görmezden gelsek bile ne yazık ki karma ya da kader ile ilgili pek çok örnekte insanların anlayamadıkları ya da kabul edemedikleri bir durumu kabul edebilmek için kadere sığındıklarını gördüm. Bu belki de o kadar kötü bir şey değildir; insan eğer kendi mutluluğuna katkısı oluyorsa böyle bir şey düşünmekte elbette özgür olmalıdır. Fakat insanın, kader ya da karma gerçeğini kendi ruhsal gelişiminde bir araç olarak kullanmaya karar verdiğinde bu aracı yerli yersiz ve çoğu zaman da hatalı bir şekilde kullanması, olumsuz etkilerini bir yana bıraksak bile, en azından aracın hatalı kullanıldığı anlamına gelmektedir.

 

Kader, çağlar boyunca insanoğlunu en fazla meşgul eden konulardan bir tanesi olmuştur. Bu konu o kadar çetindir ki Müslümanlıkta “kaza ve kader” kavramlarının tartışılması tavsiye edilmez hatta bazı yorumculara göre yasaktır. Budizm öğretisinin önemli sac ayaklarından bir tanesini ise karma ve samsara başlıkları altında incelenen kader oluşturmaktadır. İnsanoğlu, çağlar boyunca kaderinin ne olduğunu ve kendinin kim olduğunu anlayabilmek için nümerolojiden astrolojiye ve daha yakın zamanda antropoloji ve psikoloji gibi bilimlerden daha tartışmalı konular olan Yeni Çağ öğretilerine kadar farklı farklı araçlar geliştirmişlerdir.

 

Bu araçların farklı kullanım alanları bulunmakla birlikte temel amaçları insanın geleceğini tahmin edebilmek ve insana kim olduğuna dair bir yanıt sunabilmektir. Bu arayış kesinlikle haklı ve gerekli bir arayıştır. Özellikle de kişilik, kader ve gelecek gibi konuların birbirleri ile organik bağlarının bulunduğu göz önüne alınırsa. Bu anlamda bizler, kişiliğimiz adını verdiğimiz bir çerçeve ya da tanrının bizim kimliğimizde biçim almış hali olarak, belli ritmlerde hareket etme eğiliminde olan kozmik bir danstan başka bir şey değiliz. Eğer, bu kozmik dansı oluşturan çerçeve anlaşılabilirse, bu çerçevenin olası hareketlerini ya da ritmlerini anlamak de mümkün olabilir.

 

Kader, kişinin çerçevesi ile yakından ilişkilidir. Bir şeyin formu ya da çerçevesi onun kaderini, varoluş amacını ve görevini belirler. Örneğin bir kalemin kaderi ve görevi yazmaktır; çünkü formu ya da çerçevesi yazmak için yaratılmıştır. Bir bardağın görevi içinde sıvı taşımaktır; çünkü formu bunun için tasarlanmıştır. İnsanın da bir formu vardır. İnsanlık olarak formumuzun ne amacı olduğunu anlamak nispeten daha kolaydır: Kendi içimizdeki tanrılığı keşfedip bu sayede tek gerçek Tanrı’ya doğru sevgiyle evrimleşmek. Fakat birey olarak formumuzu ve bunun bize sunduğu amacı, görevi ve dolayısıyla kaderi anlayabilmek ise daha zordur.

 

Bireysel kaderimiz konusunda sıkça başvurduğumuz araçlar çoğunlukla birer kehanet ya da fal sistemi gibi algılanma eğiliminde olan astroloji ve nümeroloji gibi disiplinlerdir. Bu disiplinler bize doğum anını temel alarak kaderimiz ve kişiliğimiz ile ilgili bir takım öngörülerde bulunmaktadırlar. Bu yöntemlerden bir tanesi de İnsanın Pin Kodu olarak adlandırılan ve diğer sistemlere oranla daha yeni olan bir sistemdir. Bu sistem de astroloji ya da nümeroloji gibi doğum tarihimizi temel alarak çalışmaktadır. Bir süredir bir Pin Kod uzmanı olarak yaptığım çalışmalar ve profesyonel olarak verdiğim danışmanlıklarda karşılaştığım insanlar bana, Pin Kod’un temel önermelerinden bir tanesinin doğru olduğunu gösterdi: İnsanın Pin Kodu’na annesi karar verir.

 

ImageEvet, bu doğru bir önerme idi; fakat biraz daha fazlası vardı. İlk olarak Pin Kod’umuzun, bu anlamda kaderimizin ne olacağına annemiz karar veriyor gibi görünmekle birlikte aslında, annemizin 9 ay boyunca yaşadıkları ve deneyimledikleri, aynı zamanda annemizin ve babamızın bizi yaratırken sahip oldukları motivasyon, bizim bir hayat boyu yaşayacağımız kaderimize ya da kişiliğimize dönüşmektedir. Yani bir anlamda, anne ve babamızın 9 ay boyunca yaşadıklarını bizler bir hayat boyu yaşamaktayız. Bu çok ilginç bir durum. Bu makaleyi kaleme almadan kısa bir süre önce bir gazetede, yapılan bilimsel bir araştırma ile ilgili bir makale okudum. Bu makale, annenin hamilelik durumunda tercih ettiği tatların doğrudan doğruya bebeğe aktarıldığını ve bebeğin doğduktan sonra tat seçimlerinin buna göre belirlendiğini anlatıyordu. Anne ile bebeği arasında sanıldığından çok daha büyük bir etkileşim olduğunu söylüyordu makale ki bu bana hiç şaşırtıcı gelmedi.





Okur Yorumları  
 

 

Göster 1 1 Yorum

1. 07-04-2008 18:42

pinkor
Pin kodu yorumunu internetten alabilecegimiz bir yer var mi? 
Tesekkürler.
zeki ari

Göster 1 1 Yorum

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
ermeni
 
 siyaset

nukleer
 

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...

 
© derKi.com Tüm hakları saklıdır.