Görüntülenme : 512  |
Saim Koç’un kaleminden ilişkilere ve
bireysel gelişim kitaplarına dair bir eleştiri yazısı.
İnsan
sadece bireysel gelişim kitabı okuyarak gelişemez ve olgunlaşamaz.
Hiç düşündünüz mü, neden bazı şeyler
ilgimizi çekerken bazı şeyler çekmez?
İlgimizi çeken şeyler, içinde bizim
için bir şeyler olduğunu düşündüğümüz şeylerdir!
Evet,
bir genelleme yaptığımın farkındayım. Eğer istisnası yoksa böyle bir genelleme
yapabiliriz. Üstelik bu genellemeyi hem olaylar, hem nesneler, hem de insanlar
için yapabiliriz.
Tersi, yani ilgimizi çekmeyen şeyler ise, bize herhangi bir getirisi olmadığını
düşündüğümüz şeylerdir.
Çekildiğimiz insanlara bakalım:
Sohbetinden hoşlandığımız, bilgisinden yararlandığımız, bizi eğlendiren,
yanlarında zamanımızı keyifli geçirdiğimiz insanlardır; onlardan aldığımız bir
şeyler vardır.
Çekildiğimiz olaylara bakalım:
Bizi eğlendiren, paylaşmanın hazzını yaşatan, tecrübe kazandıran, yeni bir
şeyler öğrenmemize katkıda bulunan olaylardır.
Çekildiğimiz ortamlara bakalım:
Kendimizi huzurlu, mutlu, keyifli vb. hissettiğimiz ortamlardır.
Evet, maddi ya da manevi doyum almadığımız şeylerden, ortamlardan ve insanlardan
uzak duruyoruz. Hayat, bizi hoşlanmadığımız ortamlarda kalmaya ya da
hoşlanmadığımız kişilerle bir arada olmaya zorluyorsa bu duruma katlanıyoruz.
Bu yaklaşım size biraz bencilce gelebilir; eğer başkalarının beklentilerini
dikkate almıyor ve buna uygun davranmıyorsak, haklısınız; bence de çok
bencilce.
Her ilişkiye sadece kendi beklentilerimizin karşılanması perspektifinden baktığımızda;
her ortama, sadece kendi keyfimizi gözeterek girdiğimizde; her nesneye sadece
kendi tatminimiz açısından yaklaştığımızda gerçekten bencilce bir yaşam içine
sürükleniriz.
Aslında bütün bunları sizinle bir gözlemimi paylaşmak için yazdım. Biliyorsunuz
aynı zamanda yayımcıyım. Yıllar içinde okuyucu profili hakkında bir fikir
edindim.
Burada genel sözcüğünü kullanacağım ama genelleme yapmayacağım. Bireysel
gelişime ilgi duyanlar genel olarak tek boyutlu insanlar. Yani diyeceğim o ki,
bireysel gelişim dışında pek kitap okumuyorlar. Tabii bunun dışında kalan bir
kesim olduğunun farkındayım. Çeşitli türde kitaplar okuyan bu kesim maalesef
azınlıkta. Ama olması gereken, bu azınlığın çoğunluk haline gelmesi.
İnsan sadece bireysel gelişim kitabı
okuyarak gelişemez ve olgunlaşamaz. Bu insanları kapıda bekleyen en büyük
tehlike ise bencilliktir.
Onlar için hayat, yazının başında açıkladığım, bu işin içinde benim için ne var, anlayışının ötesine
geçemez.
Bencilce, sadece kendi çıkarlarına odaklanmışlardır.
Sorsanız maddeci anlayışı eleştirirler. Ne var ki, bütün ‘ruhani yücelikleri’ kendi doyumlarının
ötesine geçememiştir.
Tek amaçları, hayatlarını en mutlu ve
en doyumlu şekilde yaşamaktır.
Bunun için gerekirse Tibet’e giderler.
Saatlerce “ooommm” çekerler. Ama kendilerinden başka kimseye beş
kuruşluk faydaları yoktur.
Yaşamın zorlukları karşısında çabuk yılarlar. Başkalarının ne hissettiği, nasıl
yaşadığı umurlarında değildir. Dünyada olup bitenden haberleri yoktur. Onlar
için ruhsallık ulaşılması gereken bir mertebedir. Ne yapıp edip o mertebeye
çıkmaya çalışırlar.
Oysa ruhsallık insanlıkla kazanılır.
İnsanlaştıkça ruhsallaşırız.
Tarihten, sanattan, kültürden
beslenmeyen birey sağlıklı düşünemez; empati yeteneğini geliştiremez; hayata
duyarlı olamaz.
Ve şundan emin olalım ki, hayatımızı güzelleştirmek, hayatı güzelleştirmekten
geçiyor.
|