tepe1reyhan2
tepe2reha2
Dünya Siyaseti Fena Isınıyor
Yazar Kıvanç Galip Över   
 

Görüntülenme : 1435    


Image2007 yılı sonuna yaklaşıyor. 2007 yüksek tempolu bir yıl oldu. Ama beklendiği kadar heyecanlı geçmedi. Bu nedenle 2007 yılı tarihe öncekilerden ve sonrakilerden “kısmen daha sakin” diye geçebilir. Ama 2007 yılı açısından en önemli mesele, konjonktürün gerginliğinin artmasıydı. Başka bir deyişle, 2007 yılı 2005 ve 2006’dan artarak gelen gerilimlerin kırıldığı, aşıldığı ve savaşa dönüşümünün engellediği yıl olmadı. Önceki yıllardan artarak gelen gerilimi 2008’e devrediyor.

 

2008 yılında dünya siyaseti –başat aktörler ve kurumlar- herhangi bir sorunu çözemediler, gideremediler. Dünya siyasetine hakim olan yapı “sorun çözme kabiliyetinden” giderek uzaklaşırken, hemen her sorunun kronikleşmesini de önlemede çok yetersiz kaldı.

 

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (CSIS) son raporuna göre, 2008'de ABD-İran arasında bir savaş muhtemel gözükmüyor. Ancak elbette bunun herhangi bir garantisi yok. CSIS’in ABD-İran Savaşı’na olası görmemesi, İran’ın 2008’de iç sorunlar yaşamayacağı anlamını içermiyor. Keza İran ile İsrail arasında yeni bir gerginlik ihtimal dışı olarak görülmemeli. Nihayetinde İsrail ile Filistin arasında esen bahar rüzgarları bir süre sonra -her iki taraftan da aşırılık yanlısı kesimlerin de çabaları ile- yerini sert ve soğuk rüzgarlara bırakabilir.

 

Ancak ABD açısından çok yüklü bir gündemin olacağı 2008’de yaşanması güçlü olasılıklara dayanan gelişmelere bakınca, ABD’nin 2008’de İran’ı temel sorun olarak görmeyeceğini ve hatta İran’ın kimi hamlelerini, süreci soğutmak için sineye çekeceği düşünülebilir.

 

Çünkü ABD açısından –insan psikolojisinde “kapanmamış dosyalar” diye nitelenen meseleler gibi- birçok sorun var. Bunların başında Irak geliyor. ABD Irak’ta hemen hemen bütün hedeflerine ulaştı. O nedenle uzun yıllardır sözü edilen “Irak’tan çıkış” 2008’de tamamen veya kısmen gerçekleşebilir. Ancak böyle bir durumda, hem Irak’ın “daha fazla” kontrolden çıkmaması hem de kendi çıkarlarının korunması için uluslararası işbirliğine ihtiyaç duyacağı muhakkak.

 

ImageKendi denetimindeki Kürtlerin, İngilizlerin sükunetini sağladığı Şiilerin ve herhangi bir şekilde sakinleştirilmesi olanağı bulunmayan Sünnilerin ana çerçevesini oluşturduğu Irak’ta, 2008 içinde kritik süreçlerin yaşanılmasına kesin gözüyle bakılabilir. ABD açısından esas ve öncelikli tercih, kendi yanında yer alan yerel, bölgesel ve uluslararası güçlerin uyumlu bir biçimde ve ABD’nin bölgesel menfaatlerinin ahengini bozmadan işbirliği yapması olabilir. ABD’nin burada gözeteceği ölçüt, öncelikle “Irak’ın istikrarlılaştırılması mümkün olmasa dahi, Irak’taki çıkarların istikrarla korunması” olabilir. Bunun için bölgedeki askeri ve siyasi güç dengelerinin “mümkün olduğu derecede” 2007’deki hali ile devam ettirilmesi ve Irak konusunun “bütün taraflarının uyumlu ve ortak çalışması” gözetilebilir. O nedenle ABD, Irak’ta kendi yanında olan bütün tarafların muhasipleşmesini ve tarafların asgari beklentilerinin karşılanmasını, kendisinin kriz bölgesinden çıkışının bileti olarak değerlendirebilir.

 

Başka bir deyişle, 2008 yılında Irak’ta yine bombalar patlamaya devam edebilir. Ama 2008’de başka marka bombaların patlamaması ve patlayacak bombaların taraflarının sabit tutulması hedeflenebilir.

 

ABD açısından Irak’ın yanı sıra sorunlu diğer kriz bölgelerinin başında Pakistan geliyor. Pakistan hem iç hem de dış politikada hassas bir süreçten geçiyor. Pakistan’daki durumun çeşitli biçimlerde Afganistan’da ve Hindistan’da yankı bulması olasılığı yüksek.

 

ImageABD’yi 2008’de düşündürecek konuların arasında Kosova'nın bağımsızlığı da bulunuyor. Rusya ve Sırbistan’ın bu konudaki olumsuz tutumunun bir veya birkaç haftada değişmesi olasılığı yok. Bununla birlikte Kosova’da yaşananlar, sadece Balkanlar’da değil, bütün dünyadaki diğer etnik ihtilaflarda da dikkatle izleniyor. Kosova’nın bağımsızlığının da, bağımsız olamamasının da bir dizi küresel yankıları olması kaçınılmaz.

 

Ama Kosova bağımsızlığını kazanırsa -ki bu olasılık şu dönemde çok güçlü- çok daha riskli gelişmeler gündeme gelebilir. Artık neredeyse Kosova’dan trajik bir haberin gelmediği her günü sevinçle karşılıyoruz ve bu durum uzun sürmeyebilir.

 

Kosova’nın bağımsızlığı ile Balkanlar Avrupa Birliği’nin ve ABD’nin mutlak kontrolüne girecek. Kafkasya’da ve Avrasya’da birçok kalesini yitiren Rusya, Balkanlar’da Sırbistan ile beraber direniyor. Şayet Kremlin Kosova’da başarısızlığa uğrarsa, başta Bosna-Hersek ve Abhazya olmak üzere, yakınında ve uzağında birçok kriz bölgesinde “Kosova’nın izlediği yolu” tavsiye ederek, devletler sistematiğini sarsabilir. Kapalı kapılar ardında neler olduğunu bilmek mümkün değil, ama ABD de tutumunu değiştirmeyeceğine göre, 2008 yılında Balkanlar’da gerginliğin artarak devam edeceği söylenebilir.

 




Okur Yorumları  
 

 

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2008 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
ermeni
 
 siyaset

nukleer
 
Google
Web derki.com



Son Yorumlar

İstanbul'un Altında Başka Bir...
xD
şu yeraltına gircek ilk insanı çok...
...

Atatürk ve Sanat
ders
ağa valla manyak bişey olmui çok güzel...
...

Atatürk ve Sanat
atam
atam sen sağolasın seni çook sevim
...

Atatürk ve Sanat
ATATÜRK
BENCE ÇOK HAKLISINIZ.DOST...
...

Atatürk ve Sanat
atatürküm
ataürk bir sanatkardır onu tüm dünya...
...



 
© derKi.com Tüm hakları saklıdır.