tepe1reyhan2
tepe2reha2
Çocuksuz Bir Topluma Doğru
Yazar Birol Biçer   
 

Görüntülenme : 933    


ImageDünya nüfusunun hızla arttığı herkesçe mâlum.  Bu artış neticesinde konuya kafa yoranların bu nüfusun temel ve sosyal ihtiyaçlarını sağlama yolları, geleceğin muhtemel problemleri gibi konularda çözüm arayışları da uluslararası platformlarda sıkça gündeme getirilen şeyler. Bir yanda gezegen kaynaklarının müstakbel dünya sakinlerine yeterliliği, öte yanda pek çok ülkede önüne geçilmez doğurganlığın sebep olabileceği sosyal patlamalar sorgulanıyor. Çin, Hindistan, Brezilya gibi ülkeler ciddi nüfus artışından, Almanya, Rusya, Kanada gibileri ise bunun tam aksinden şikayetçiler.

 

Dünya’da nüfusun arttığı bir gerçek ancak tıpkı gelir dağılımı gibi bunun da her yere eşit olarak dağıldığını söylemek güç. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler insan kaynaklarını sayısal açıdan artırmaya devam ederlerken Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya’da neredeyse çocuksuz toplumlar oluşmak üzere.

 

İşin nüfus ve kaynaklarla ilgili kısmı bir yana, gezegenin gelişmiş ve müreffeh kısmını oluşturan ülkelerde çocuk yapmak artık bir külfet olarak görülmeye başlanmış durumda. Gelişmiş ülkelerde en muhafazakar topluluklarda bile çocuksuz ya da çocuk sahibi olma isteğini ileri yıllara ertelemiş çiftlerin sayısı azımsanamayacak ölçüde. Dünya nimetlerinden maksimum faydalanma, -hiç olmazsa- kırk yaşına kadar gönlünce yaşama arzusunun artık bir parola haline gelmesi geç evlenen, geç ve az çocuk sahibi olan bir toplum ortaya çıkarmış.

 

Sebepler bunlarla sınırlı değil: kariyer yapma ve uygun bir eş bulamama kaygıları da var işin içinde. Bir bebeğin yetiştirilmesine harcanacak emek ve ihtimam ile büyüyünce iyi bir eğitim verilmesinin sorumluluğu da artık çoğunun gözünü korkutuyor. Kanada’dan Kore’ye kadar birçok ülkede yığınlar artık hayatlarını mümkün olduğu kadar uzun süre özgür ve sorumsuz yaşamak istiyor, maddi durumu ve kariyerini sağlama almadan evlenmeyi planlamıyor. Çocuk sahibi olmayı 30’lu yaşların sonlarına erteleme eğilimi giderek güçleniyor. Üstelik bu anlayış eskisi gibi sadece şehirlere mahsus olmaktan çıkıp kırsal alanlar ve gelenekçi ortamlara da yayılıyor.

 

Çekirdek Aileden Asgari Aileye

Evlilik yaşı giderek yükseliyor, evlenme oranları düşüyor. Almanya’da üniversiteli hanımların önemli kısmı hiç çocuk yapmamaya eğilimliyken, Japonya’da 30 yaşındaki kadınların %60’a yakını çocuk yapmıyor, İngiltere’de çocuksuz hanımların sayısı son yirmi yılda iki misline çıkıyor, “çocuk da yaparım, kariyer de…” post-modern özdeyişinin yerini “ önce kariyer” alıyor.  Japon kadınların çocuksuz hayat tercihindeki yükseliş bir devrim olarak niteleniyor. Hanımların durumu buyken erkeklerinki daha parlak değil. Pervasız bekârlık sunduğu sayısız fırsatlar ve sınırsız özgürlük imkanıyla cazibesini artırmaya devam ediyor.

 

Bireysel ekonomik bağımsızlığın bu tip ülkelerde daha kolay kavuşulabilir olması, bireyci ve bireysel yaşama tarzını teşvik ediyor. Aileler giderek küçülüyor, ailelerin boşluğu arkadaş guruplarıyla doluyor.  Neticesinde sokaklarda daha az çocuk görülüyor. Çekirdek aile kavramı bile varlığını ancak en ekonomik ve dar kapsamında sürdürebilecek görünüyor. Şimdilik sadece tek çocuklu (hatta çoğu zaman babanın da olmadığı) “asgari” anlamda ailelerin giderek çoğalmasıyla kendini gösteren bu anlayışın sonu çocuksuz aile tanımını yerleştirmeye aday görünüyor.

 

Yeni Hayata Yeni Piyasa

ImageGiderek bir kültüre dönüşen bu hayat tarzı beraberinde, yeni alışkanlıklar, yeni piyasalar ve eğlenceleri de getiriyor. Çocuksuz ve bağımsız hayatı tercih edenlerin yükselen toplumu en başta restoran, hazır gıda ve emlak sektörüne genişleyen yeni talepler olarak yansıyor. Evde aile ile geçirilen vaktin yerini tek başına veya arkadaşlarla dışarıda eğlenmek, yemek alıyor.  Yalnız veya küçük aileler şeklinde ikamet edenlerin artması da konut ihtiyacını artırıp, bu piyasada sürekli bir hareketi doğuruyor. Piyasanın çocuksuz topluma doğru şekillenmesi bununla kalmıyor. Yalnız yaşayanların önemli vakit geçirme aracı kitabın piyasası genişliyor, hatta “çocuksuz mutlu hayat” temalı kitaplar rafları süslemeye başlıyor. Marketlerde ürünlerin giderek tek kişiye hitap etmeye başlayan mini paketlerle raf hâkimiyetini ele geçirmesi ise cabası… Bunun ürünün birim fiyatını yükselten bir durum olması satıcılar açısından memnuniyet verici. Çoluk çocuk gürültüsünden uzak huzurlu tatiller vaat eden turizm reklâm sloganları ve tatil paketleri ise zaten çocukların esamesinin okunmadığı bir ortama ayrı bir ironik tat katmaya başladı bile. Bir çok metropolde  emlâkçılık, çocuksuz çiftlere yönelik bir uzmanlık alanını da geliştirmeye başlamış durumda.

 

ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Avustralya, Japonya başta olmak üzere yalnız bireylerin çok olduğu, geç evlenilip, geç çocuk sahibi olunan ülkelerin arasına gelenekçi yapıları daha baskın olanlar da katılıyor. Geniş ailelerin kalabalığıyla haşır neşir olma adetleri bulunan İspanya, İtalya, Yunanistan bile bugün en düşük doğum oranlarına sahip ülkeler arasında.





Okur Yorumları  
 

 

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
ermeni
 
 siyaset

nukleer
 

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...

 
© derKi.com Tüm hakları saklıdır.