Görüntülenme : 1749  |
Sayfa 1 of 8
Popstar müzik
yarışması, yaklaşık 4 sene kadar önce Türk televizyonlarındaki yerini almış ve
halk tarafından da beklenen ilgiyi fazlasıyla görünce, sözlü ve yazılı basının gündemini
de epey bir zaman meşgul etmeyi başarmıştı. Bunda tabiî ki, Türkiye’de böyle
bir formatta yapılan ilk yarışma olmasının da büyük bir payı olsa gerek. Yurt
dışında reyting rekorları kırdığını basından öğrendiğimiz ve bizim ülkemizde de
ilk kez gösterime giren bu tarz yarışma programları, genelde halk üzerinde
merak uyandırmakta ve böylece program yapımcılarının da istediği ilgiyi
yeterince hatta fazlasıyla toplayabilmektedir. Üniversite’de okuduğum yıllarda
bende yurttaki arkadaşlarımla cumartesi akşamları televizyon karşısına geçip,
bu programı merakla izler ve kendimizce olup biteni yorumlardık.
Yarışmacılardan hangisinin sesi, şarkıyı yorumlayışı daha güzel ya da
hangisinin kılık-kıyafeti, saçı, üslubu daha iyi ve tabi hangisi daha yakışıklı
ya da güzel diye kendi aramızda sohbet ederdik. Doğrusu benim favorim Barış’tı. Gerek güzel sesi, kaliteli
yorumu olsun gerekse efendi duruşu, bakışı ve bunun üslubuna da yansıması olsun
hem kulağa hem göze ifade etmesi, onun farkını ortaya koyuyordu. Barış, dördüncü
olarak yarışmadan ayrıldı ama o çok önceden hayalini kurmuştu; kendi
şarkılarının da içinde olacağı, kendini doğru bir şekilde yani hissettiği gibi yansıtabileceği
bir albüm yapacaktı. Nitekim o albüm, yarışma bitiminden bu yana geçen 3
seneden sonra müzik marketlerdeki yerini aldı.
Yazı yazmayı çok
seven ancak onun dışında bir de röportaj yapma hayali ile yanıp tutuşan
bendeniz de, tabi ki sevgili editörümüz Hasan “Sonsuz” Çeliktaş’ın iznini de
alarak (sonuçta ilk röportaj deneyimim), kendisini bizzat Bodrum’da sahne
aldığı mekânda da izleme imkânı bulduğum ve buradan edindiğim izlenimle
içtenliğine, samimiyetine inandığım Barış Kömürcüoğlu ile röportaj yaparak bu
hayalimi gerçekleştirdim. O zaman, yakın zamanda hayallerini gerçekleştiren bu
iki insanın yaptığı röportaja geçelim ve müziğin
hayatına girmesi ile birlikte o günden bugüne Barış Kömürcüoğlu neler yapmış,
neler yaşamış, öğrenelim:
Öncelikle Barış Kömürcüoğlu müzik hayatına
nasıl başladı? Müziğe olan yeteneğini nasıl keşfetti? Öğrenebilir miyiz?
Barış: Ankara’da üniversite yıllarında
keşfettim. Hatta biraz geç bir yaşta olduğunu düşünüyorum. Çünkü 20’li yaşlarımda
sahneye çıkmaya başladım. Bir İzmirli olarak belki İzmir’de ortaokul-lise
zamanlarında müziğe olan bu yeteneğimi keşfetmiş olsaydım konservatuar’a da
yönlenebilirdim ya da yönlendirilebilirdim. Ama ben zaten Ankara’ya
üniversitede iktisat okumaya gitmiştim Sevgili Hasan Çeliktaş’la da Ankara’da
yurtta beraber kalırdık. Yurtta gitar çalan, şarkı söyleyen arkadaşlarımız
vardı. Onlarla birlikte amatörce başladık, ondan sonra gelen tepkiler beni
profesyonelliğe yönlendirdi. Profesyonel olarak gitar çalıp söyleyen, sahneye
çıkan arkadaşlarım da çok ısrarcı bir şekilde profesyonel düzeyde yeteneğim
olduğunu söyleyince ve bende bu işin beni mutlu ettiğine inanınca ve kendime
olan inancımla da müzik hayatına böylece girmiş oldum.
Peki ya okul bitti mi?
Barış: Hem okul hem müzik; ikisi bir
arada gitmediği için bitmedi. Okulu, son yıllarında bıraktım.
İzmir’den Ankara’ya üniversitede okumak
için gelmişsin, okulu bırakma konusunda hiç mi tereddüt etmedin?
Barış: Müzik hayatıma girer girmez beni
heyecanlandırdı ve mutlu olduğum mesleği bulduğumu bana hissettirdi.
Dolayısıyla bu anlamda herhangi bir tereddüt yaşamadım.
Popstar yarışmasına katılmaya nasıl karar
verdin? Bu yarışmaya dair kimden ya da nerden haber aldın?
Barış: Gazetede okudum ben ilanı. İlgimi
çekti, kuvvetli-popüler bir yarışma olacağına da inandım ve yarışmaya girdim.
Sonra Popstar yarışması başladı ve bu
yarışma o dönem çok popüler oldu. Tabi siz yarışmacılar da oldukça
popülerdiniz. Sizin ki ilk Popstar yarışmasıydı, ancak bu yarışmaların 2.si
3.sü vs. devam etti, insanların ve medyanın ilgisi hep bir sonraki yarışmaya,
yarışmacılara kaydı. Yani, her popüler olan şey gibi bu yarışma bitiminde de,
siz yarışmacılar da bir anda ortadan kayboluverdiniz. Peki, sen yarışma
bitiminde neler hissettin?
Barış: Zaten bizim katıldığımız
yarışmanın popülaritesinin geçeceği beklenen bir şeydi. Çünkü bu yarışma halk
tarafından çok tutulduğu için 2.sinin, 3.sünün de yapılacağı belliydi.
Dolayısıyla bu durum beklediğim bir şeydi. Bunda yadırgadığım bir nokta yok.
Ama önemli olan hizmet ettiğim sektöre ürün kazandırmak. Yani, bu müzik
sektörüne hizmet ettiğim için ve bu anlamda tekrar dikkat çekmek için benim bir
albüm yapmam gerekiyordu. O albümü de geçte olsa yaptım. Ve şu anda o doğal
süreçte işliyor.
Genelde bu tarz yarışmalarda kazanan
olmasanız dahi bir takım vaatler verilir. Yarışma esnasında sizlere verilen
vaatler gerçekleştirildi mi?
Barış: Bize bir vaat vermediler, sadece
birinci albüm sözleri vardı. Beş altı kişiye yaptılar, hatta fazlasıyla
yaptılar. Vaat yoktu, ama tabiî ki ticari olarak kariyer olarak daha iyi
değerlendirilebilirdik.
Peki, yarışma bitiminde albüm çıkarmak
için bu kadar uzun ara vereceğini düşünür müydün?
Barış: Birçok arkadaşımın zaten hemen albümü
oldu. Benimle bazı insanların (yapımcı firmanın başındaki kişi kastediliyor)
biraz şahsi problemleri oldu. Yani, benimki biraz kişiselleştiği için
hemen olmadı ve gecikti.
Yarışmaya katıldığına pişman mısın diye
sormuyorum, çünkü sizi çok az tanımama rağmen ilk izlenimimden anlıyorum ki
karşımdaki Barış, her şeye rağmen hayatın sürekli olumlu yönlerini kendine pay
edinen yani yaşadığı olumsuzluklara rağmen onlardan da kendine olumlu sonuçlar
ya da tecrübeler çıkarmaya çalışan, hayata tamamen pozitif bakan biri. Ancak
geçmişi değil de şuanı sorgularsak ve müzik hayatına yeni girdiğini de farz
edelim, bu formattaki bir yarışmaya şimdiki aklınla katılır mıydın?
Barış: Kesinlikle katılırdım. Çünkü müzik
piyasasının hali ortada, yeni isimlere zaten çok zor albüm yapılıyor, çok zor
şans veriliyor ve medyada çok zor yer bulunuyor. Televizyon en büyük güç, artık
her şey televizyondan geçiyor Onun için televizyonda fazlasıyla yer
alabileceğim müzikle ilgili her projede şu günkü aklımla da olsa evet derdim.
Belki o zaman da, yarışma içinde farklı davranabilirdim. O başka, ama yine de
yaşadığım olumsuzluklara rağmen katılırdım. Çünkü çok büyük promosyon.
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 Sonraki > Sona Git >> |