Çok Yaşa Platon!

ikincibasyazi

Hasan “Sonsuz” Çeliktaş’ın kaleminden, Platon’la başlayıp Freud’le devam eden ama özünde platonik aşkları anlatan sıcacık bir yazı.

Tıklayın

Küreselse Beni Bağlamaz

basyaziresim

“Geçenlerde ‘Küresel Isınma’ mevzuunda birkaç arkadaşla konuşurken biri dedi ki ‘Ya boş verin bizim ömrümüz yetmez zaten, ne olacaksa olsun, ne düşünüyorsunuz.’  Bir sessizlik oldu önce, sonra onaylayan da oldu, nutku tutulan da. Ben ikinci gruptaydım ve bir süre susup ‘bizim asıl derdimiz bu galiba, ne küresel ısınma, ne yükselen milliyetçilik, ne savaş, ne şu, ne bu’ diye düşündüm.” Başyazımızı Gülseren Karaçizmeli’den okuyoruz.

Tıklayın
Spiritüel ama Dindar Değil
Yazar Elizabeth Debold (Çeviri: Elif Okan)   
 

Görüntülenme : 826    


ImageHindistan’ın kutsal Ganj’ının Rishikesh’ten geçtiği yerde duruyorum ve nehrin safir parıltısı beni büyülüyor. Pek çok fasetalı yüzeyinden canlı bir parlaklık akarak havayı,  kıyıdaki beyaz kayaları ve hatta onlara yukarıdan bakarken ayaklarımı dönüştüyor. Çevreme bakmak için arkamı dönüyorum ve aynı ışıltılı parıltının her şeyden yansıdığını görüyorum: kıyıdaki kayalıklar, kutsal adamların kemiksi zayıflıktaki vücutları, bir deri bir kemik kalmış olan bir inek, daha ilerdeki tepelerin binaları. Şaşırarak gülmeye başlıyorum. 1 haftalık sessiz meditasyonda inzivayı yeni bitirdim. Bu, karanlık aşram ve onun katı rejimin dışına ilk çıkışım. Algım yükselmiş durumda – renkler titriyor, akan nehirden sessiz bir kükreme geliyor, ve bu sıra dışı dünyanın tamamı şeffaf, içeriden aydınlatılıyor. Sanki uzanıp gerçekliği yırtıp altında yatan alevi ortaya çıkarabilirmişim gibi bir his var içimde. Ama sıradan anlamıyla “ben buradayım ve dünya orada” düşüncesi gitti. Aradaki tüm boşluklar doldu – her şey Bir – ve ben bundan ayrı değilim. Tamamen boşum ve doluluk her yerde. Gülüyorum: varlığımın hafifliği bir çeşit kelime oyunu. Yıllar sonra öğreneceğim ki bu algı guru zihnine sadece küçük bir göz atmaymış.

Doğuda Batılı bir arayışçı – bu 60 ve 70lerin mutlu hipi günlerinden klasik bir sahne değil mi? Ama bu 90lardı, Hindistanda Amerikalı spritüel öğretmenimle birlikteydim ve bir hipi değilim. Batılıların aydınlanma için Doğu’ya gidişinin ve Zen mastırlarıyla Hindu yogilerinin Batı’ya gelişinin 70lerde birkaç kez tavan yaptığı altın yoğunluk dönemi sona ermişti. Bu çapraz döllenme sonucu binlerce çiçek açtı – küreselleşen dünyanın pek çok kez belirtilen sonuçlarından biri. Her gece haberi bize küreselleşmenin dinsel çelişki için dünyada bir zemin yarattığını gösterirken; spritüellik hakkındaki sayısız kitabın, pek çok dövüş sanatı stüdyosunun, yoga ve meditasyon derslerinin de artan küresel bağlantılarımızın bir parçası olduğunu pek fark edemiyoruz. Tipik batılı maharetiyle, Tanrı’nın ve Benliğin pek çok patikasında atan mistik kalbin benliğin ötesinde olduğunu ortaya çıkardık. Filizlenen dinler arası hareket – dini gelenekselciler tarafından endişeyle bakılsa da – değişik inançlar arasındaki benzerliklerin giderek daha da farkına varılmasının sonucudur. Dinsel ayinler ve feda etmenin kalın kabuğunu kırarak kutsal geleneklerin şifresini çözdük. Bu, müthiş bir insan başarısı. Ve bu kim olduğumuz ve neden burada olduğumuza dair devam eden arayışımızın bir vasiyeti.

Ancak, daha geniş bir tarihi ve sosyal içerikteki temahülü göz önüne alırsak, kendi deneyimim doğrultusunda, şu aralar filizlenen spritüel arayışın bizi nereye götürdüğünü merak ediyorum.  Bugünün spritüel marketinde mevcut olan bireyselleştirilmiş spritiüel yolları tasarlayarak çok daha fazlalarımız din içeriğinin dışında bir arayışa gidiyor. Religio, İngilizcede “din” anlamına gelen “religion” kelimesinin kökeni, bağlamanmak anlamına gelir – Mutlak olana, ve aynı zamanda kim olduğumuz ve neden burada olduğumuza dair paylaşılan bir kültürel anlayış içinde birbirimize. Bu eşsiz postmodern spritüellik – her birimizin tek bir dinde olması – bizi gerçek ve tek bir küresel kültüre bağlama kapasitesine sahip mi? Yoksa daha fazlasına mı ihtiyacımız var?

Geçtiğimiz yıllarda, mistik boyutu arayan ve ona doğrudan ulaşma imkânı bulan kişilerin sayısı ciddi oranda artş gösterdi. 1962 ve 1994 yulları arasında “dini ya da mistik bir deneyim” yaşadığını söyleyen Amerikalı yetişkinlerin sayısı %22’den %33’e çıktı. Bu rakamlara özellikle Baptist ve diğer temel Hristiyan mezheplerinin bir parçası olan din değiştirme de dahil olsa da, kendini geleneksel bir dinin parçası olarak gören Amerikalıların sayısı azaldı, ve hiçbir dine ait değilim kutusunu işaretleyenlerin sayısı son 10 yılda ikiye katlandı. Bu alışılmadık “hiçbir”ler, Katolikler ve Baptistlerden sonra muhtemelen ülkedeki en büyük üçüncü grup – sayıları yaklaış 29 milyon kişiye denk geliyor. 2001 araştırmasına göre, “hiçbir”lerin üçte ikisi Tanrı’ya inanıyor, üçte birinden fazlası kendini dindar olarak görüyor ve spritüellik üzerine pek çok kitap alıyorlar. Spritüel deneyim yaşayan insanların sayısındaki artışa ve geleneksel dini anlayıştaki düşüşe bakarsak, mistik deneyim yaşayanlarımızın çoğunun kendi alışılmadık yöntemlerinde bunu deneyimledikleri çok olası görünüyor.

Ben kesinlikle bir “hiçbir”dim ki Katolik bir ailede yetiştiğimi ve rahibe olmayı düşündüğümü göz önünde bulundurursanız bu epey ironik bir durum. Hayatıma daha derin bir temel arama isteği beni Rishikesh’e yönlendirdi. Kendime müthiş bir hayat yaratmamış değildim: sevgi dolu bir ailem, harika arkadaşlarım, sürekli devam ettiğim Budist meditasyonlarım, kocaman bir kalbi olan zeki bir adamla devam eden bir ilişkim, bana güven veren ve duygusal merkezimde olan bir işim vardı. İşime karşı duyduğum tutku – kızların gelişimi ve kadınların özgürleşmesi – hayatımda gizemli bir güçtü. Liseden itibaren her kritik hayat ikileminde buna daha derin bir bağlılık gösterdiğimde dünya önümde açılıyordu. Daha çok risk aldıkça, daha fazlası olası hale geliyordu. Bu beni Harvard’da aktivistlik uzmanlığına, sıra dışı bir kadın araştırmaları grubuna, çoksatan bir kitap yazmaya ve hatta Oprah’nın şovuna çıkmaya yönlendirdi. Annemin beni iyi bir eş ve anne olarak yetiştirdiğini düşünürsek, gelişmeler karşısında oldukça şaşırıyordum. Yine de hayatım sanki dayanıksızmış gibi geliyordu, sanki ani bir rüzgâr bir araya getirdiğim her şeyi silip süpürebilirmiş gibi. Çoğunlukla yapay ve içi boş hissediyordum. Böylece bir çocuk sahibi olmanın her şeyi değiştirip değiştiremeyeceğini merak etmeye başladım. Ama bu, dünyaya bir çocuk getirmek için korkunç bir neden değil miydi? İyi bir terapistin yardımıyla duygusal drama kullanmaktan vazgeçtim. Bunun yerine zorlu bir projeden diğerine geçmeye ve ihtiyacım olmayan şeylere deli gibi para harcamaya başladım. Bazen bir çift ayakkabının düşüncesi tüm hafta peşimi brakmıyordu.

ImageBöylece, daha derin bir şeyler bulabilmek için Rishikesh’teydim. İnziva esnasında öğretmenimin yönlendirmelerini takip edince o tuhaf ayrılık hissi ve bitmek bilmeyen arayış yerini hayatın kusursuz iyiliğini fark edişin harikalığına bıraktı. Mutlak Birlik’i bir kez olsun deneyimlemiş olan milyonların arasına katıldım. Mistik yolun genelde birkaç cesur ruh (dini geleneklerin “özel güçler”i) için ayrılmış olduğunu düşünürsek, bu rakamlar sersemleticiydi. Görünüşe göre önemli bir şeylerin eşğindeyiz. Ama tam olarak neyin? Yeni Çağ’ın en çok inanılan kahinlerinden bazıları – Deepak Chopra, Eckhart Tolle, ve Barbara Marx Hubbard bunların bir kaçı – bu delillerin küresel bilinç dönüşümü sürecinde olduğumuzun göstergesi olduğunu söylüyor. Popüler Kültürel Yaratıcılar kitabının yazarı Paul Ray, Amerika’da 20 milyon kişinin “uyanma sürecinde” olduğunu tahmin ediyor. Ve Ray yakın zamanda Amerika ve Avrupa’da yaklaşık 5 milyon kişinin sabit bir kişisel uyanmaya çok yakın olduğunu belirtti.

Bunlar zorlayıcı haberler olsa da, spritüel deneyimdeki bu dalgalanmanın gerçek anlamı deneyimlerin kendilerinden ne anladığımıza göre değişir. Üstün zerafetin hâkimi anlar; temelciler, fatalistler ve özgürlüğün çağdaş arayışçıları tarafından deneyimlenmiştir. Ancak, temelciler deneyimi inandıkları Tek Bir Tanrı ile olan kişisel ilişkilerinin geçerli kılınması olarak görürler. Dini içerik orada değilken ne olur? Yani spritüelliği geleneklerden uzaklaştırıp üstünlüğü kendi başına deneyimlediğimizde…

 



Okur Yorumları  
 

 

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

Eski Sayılar

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...