Çok Yaşa Platon!

ikincibasyazi

Hasan “Sonsuz” Çeliktaş’ın kaleminden, Platon’la başlayıp Freud’le devam eden ama özünde platonik aşkları anlatan sıcacık bir yazı.

Tıklayın

Küreselse Beni Bağlamaz

basyaziresim

“Geçenlerde ‘Küresel Isınma’ mevzuunda birkaç arkadaşla konuşurken biri dedi ki ‘Ya boş verin bizim ömrümüz yetmez zaten, ne olacaksa olsun, ne düşünüyorsunuz.’  Bir sessizlik oldu önce, sonra onaylayan da oldu, nutku tutulan da. Ben ikinci gruptaydım ve bir süre susup ‘bizim asıl derdimiz bu galiba, ne küresel ısınma, ne yükselen milliyetçilik, ne savaş, ne şu, ne bu’ diye düşündüm.” Başyazımızı Gülseren Karaçizmeli’den okuyoruz.

Tıklayın
Peki Malezya Türkiye Olur Mu?
Yazar Kıvanç Galip Över   
 

Görüntülenme : 1292    



ImageTürkiye’de son dönemde yaşanan en hararetli tartışmaların arasında Türkiye’nin Malezya olup olmayacağı var. Türkiye’nin bir gün Malezya gibi olması veya olmaması şüphesiz Türkiye’ye bağlı ve bu nedenle iç politik bir konu. Ama Malezya Türkiye olabilir mi? İşte bu, dış politik bir konu. Bunun için Malezya’yı dikkatlice incelemek gerekiyor.

Geçtiğimiz günlerde Richard Holbrooke’un yaptığı açıklamada “ABD, 11 Eylül’den beri dünyanın her yerinde ılımlı İslami demokrasileri istediğini belirtiyor, ama sadece iki tane var: Türkiye ve Malezya. Türkiye’de ılımlı bir Müslüman parti, meşruiyetlerini Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk’ten alan ünlü milliyetçi partileri mağlup etti” dedi. Bu açıklama ile başlayan Malezya-Türkiye kıyaslamaları da, Türkiye’nin Malezyalaşabilme olasılığını gündeme getirdi. Ancak Malezya’nın Türkiyeleşmesi olasılığı üzerinde hiç durulmadı. Halbuki bunun üzerinde daha çok durulması gerekirdi. Çünkü ABD’nin de, batının da çıkarı “Malezya gibi Türkiye” değil, “Türkiye gibi Malezya” gerektiriyor.


“Ilımlı İslam” ülkesi kimliği tescilli olan Malezya’yı değerlendirirken, hangi kıstasların gözetileceği çok önemli. Çünkü ABD eski dışişleri bakan yardımcısı Richard Holbrooke'un konuya yaklaşım tarzını ve temel bakış açısını anlayabilmek için bütün olasılıklara dikkat etmek gerekiyor.


Malezya, dünya devletler sistematiğinde “Türkiye’den daha İslamcı” bir çizgiye sahip. Ancak Suudi Arabistan veya İran ile kıyaslandığında ise, “görece daha az İslamcı” bir kimlikle ön plana çıkıyor. Fakat yine de yakın bir zamanda Malezya’da şeriat hukuku hayata geçirilebilir. ABD’nin sözünü ettiği “ılımlı İslam” açısından bakıldığında, Malezya’nın bıçak sırtı bir konumda olduğunu söylemek mümkün. Nihayetinde ABD’nin savunduğu dünya görüşünün Suudi Arabistan gibi dejenere sistemlerin ötesinde, gerçek anlamda şeriat hukuku ile yönetilen bir sistemle uyumlu olması olanak dışı.

 

Elbette Malezya’nın yavaş yavaş veya aniden şeriat hukukuna geçmesi ve “ılımlıdan daha fazla” İslami değerleri esas alan ve kutsal kitabı referans kabul eden bir sisteme geçmesi mümkün. Böyle bir durumda, ABD’nin “bir zamanların ılımlı İslam devleti” Malezya ile ahengi hangi şartlarda veya hangi vade ile sağlıklı yürütebileceği ise tartışmaya açık.


Bugün “ılımlı İslam” kimliği ile övülen Malezya’da Müslümanlar ve gayri Müslimler farklı hukuk sistemlerine tabi. Bu şartlarda bölgesel ve etnik farklıların üst kurumu olan hukuk sistemlerinin de aidiyetlere göre başkalık göstermesi, modern demokrasilerde de, çokkültürlü toplumlarda da sindirilebilmesi kolay olmayan bir öğe. Örneğin tek milletten veya tek halktan söz edilecekse ve bu esas üzerine ülke konusunda bütün toplumu birbirine bağlayan bir ortak payda kurulacaksa, ancak ortak, adil ve hakkaniyete dayanan bir hukuk sistemi ile mümkün olabilir.


Malezya çokkültürlü bir toplum olarak dikkat çekiyor. Her üç Malezyalıdan birisi Çinli Her altı Malezyalıdan birisi Hintli. Malezya’nın yerli halkı olan Malaylar ise toplam nüfusun yarısından biraz fazlasına sahip. Her on Malezyalıdan birisi Hristiyan. Her beş Malezyalıdan birisi Budist. Dolayısıyla toplumda Budizm, Hinduizm, Taoizm, Hristiyanlık ve Müslümanlık gibi birbirinden farklı inanışlar var.


Bu kadar büyük parçalardan ve hassas dengelerden oluşan Malezya açısından bütün bunlar, elbette “farklılıkların zenginlik olduğu” şeklinde yorumlanabilir. Ancak diğer taraftan önemli bir gerçek de var. İngiltere Malezya’yı sömürgeleştirdiğinde, bu ülkedeki bütün etnik kimliklerin kendi kendisini idare etmesine izin vererek, Malezya’nın sömürülmeye ve işgale karşı direnişini önledi. O nedenle, İngilizlerin böl ve yönet politikası ile bütünlük ve birlik sağlamayan Malezya sömürge oldu. Bugün Malezya’da devam eden “çokkültürlü” yapı da, o dönemdeki İngiliz emperyalizminin pratikteki mirası.


ImageMalezya demokratik geleneklerin kökleştiği ve demokrasinin bütün kurumları ile işlerliğe sahip olduğu bir ülke olarak tanınmıyor. Milli gelir ortalaması Türkiye’den 1.5 kat daha fazla olan Malezya Türkiye ile kıyaslandığında daha zengin bir ülke. Bu zenginlik kadar, zenginliğin toplumdaki dağılımı da çok önemli. İstatistik verilerine göre “ılımlı İslam” ülkesi Malezya’da, sermaye birikimi, zenginlik Çinliler için geçerli. Müslüman Malaylar ise fakir. Ekonominin %70’i Çinililerin elinde.


Malezya’nın profiline bakıldığında, yerli Müslüman halkının görece zengin olmadığını, demokrasinin fazla işlemediğini, sistemin radikal İslamcı cereyanların baskısı altında olduğunu, ülkede ortak paydaların zayıf olduğunu, toplumun kendi içinde çeşitli etnik ve dini gruplara bölündüğünü ve tek bir hukuk sisteminin geçerli olmadığını görüyoruz.


Gerçekte ise Malezya’yı şu şekilde tarif etmek mümkün. Malezya Müslüman çoğunluğa sahip olan, ama radikal İslam çizgisine “henüz” kaymamış bir ülke. Malezya farklı kültürlerin sosyal barış ile bir arada yaşamaya “henüz” devam ettiği bir sistem. Malezya “kısmen” liberal ve “bir parça” demokratik. Ayrıca Malezya anayasasına göre laik bir ülke!


Malezya’da sadece demokrasi ve liberalizmin değil, diğer mefhumların da “tam” olduğunu savunmak mümkün değil. Her etnik grubun kendi üniversitesine dahi sahip olduğu bu ülkede, Müslümanlar şeriat mahkemesinde yargılanır, şeri hukuka tabi ve Müslüman erkekler dört kadınla evlenebiliyor. Müslüman kadınlar başörtüsüz olarak kamusal alana giremiyor.


Bir bakıma, yoğun küreselleşme baskısının Malezya’da bütün anlamlarda ve kavramlarda çerçeve kaymasına yol açtığı söylenebilir. Daha sert bir yorum ile, bütün olguların içinin boşaldığı ve yozlaştığı da söylenebilir.


Malezya’nın panaromik bir fotoğrafına bakıldığında, “ılımlı İslam’a” sahip bu ülkenin bir gün Türkiye olması çok zor. Ancak aynı şekilde, Malezya’nın “ılımlı İslam’ın” neticesinde, demokrasi ve liberalizm de dahil olmak üzere, toplumda ve devlette yer alan kavramlarda bozulmanın önüne geçmesi de yakın bir olasılık değil.


Zenginleşerek başkalaşan ve gelişerek zayıflayan Malezya’nın bundan sonra, giderek daha “az ılımlı İslam’a” teslim olması beklenebilir. Nitekim Malezya’nın 1957 yılında bağımsızlığını kazanmasından bu yana geçen süreçte, farklılıklar ve bölünmüşlük üstüne bina edilen siyaset, ülkeyi –küresel dengelerin de etkisi ile giderek- daha fazla “ılımlı İslam’a” yöneltti. Yakın bir gelecekte Malezya’nın tutarsız çizgisi –buna tezat bir şekilde tutarlı sürüklenişi ile- ülkeyi daha fazla din ve etnisite temelli sorunların içine itebilir.

 


Kıvanç Galip Över
About the author:
Yazarımızın biyografisi elimizde mevcut olmadığından yayınlayamıyoruz.


Okur Yorumları  
 

 

Göster 1 1 Yorum

1. 04-11-2007 12:21

Atatürk farkı...
Sevgili Kıvanç Galip, 
 
Önce senden artık iki dakikanı ayırıp kendine bir biyografi yazmanı rica ediyorum. 
 
Yazın beni çok bilgilendirdi. Doğrusu bu ülkeye ne gittim nede hakkında bu kadar bilgim vardı. Ancak Malezya Türkiye kıyaslamalarından sonderece rahatsız biriyim. Bizim değil bu ülkeyle diğer tüm ülkelerle aramızda 'ATATÜRK' gibi eşsiz bir liderden kaynaklı çok ciddi bir fark var. 
 
Sahip olduğumuz değerlerin ayırdında olduğumuzda ve Atatürk ilke ve inkilâplarına sahip çıktığımızda herkes bizim gibi olmak isteyecek!..
Şiyma Aksekili

Göster 1 1 Yorum

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

Eski Sayılar

derKi arama

Google
Web derki.com

Son Yorumlar

Issız ADA'm
benzer gözlerle seyretmişiz filmi......
...

Arıyorum... Babam Yok!
İkinci kere okumama rağmen, ilk defa...
...

Birey Olmak
Yeni platform hayırlı olsun...
...

Arıyorum... Babam Yok!
Reha yazini, samimiyetini, duygularini...
...

Tanrı Nedir?
internet explorer'da sırasıyla görünüm,...
...