Görüntülenme : 987  |
Eğer Amerikan filmlerinin ve dizilerinin
takipçisiyseniz, hele benim gibi orijinal dilinde izlemeyi tercih ediyorsanız,
Türkçemizde bulunmayan fakat onların dillerinde bulunan bazı farkli atasözleri
veya deyimleri duyduğunuz olmuştur. “Cats in the cradle” genelde bu sit-com
tarzı dizilerde baba ve oğlu arasındaki diyaloglarda geçen bir laftır. “Cats in the Cradle” aslında bir deyim ya da
atasözü değildir ama Amerikalıların diline takılmış ve konuşma dilinde yerini
almış bir şarkının ismidir. Peki nedir bu “cats in the cradle”?
"Cats in the cradle" (kısaca CIC), ya da
beşikteki kediler, aslında baba-oğul arasındaki ilişkiyi anlatan bir şarkıdır.
Orijinali Harry Chapin tarafından 1974'te seslendirilmiştir, şarkıyı yazan ise
bir şair olan eşi Sandy’dir. Sandy, henüz oğulları doğmadan bu şarkıyı yazmış,
ve Harry’e vermiştir. Harry ilk başta burun kıvırdıysa da oğulları doğup , büyümeye
başlayınca şarkının aslında çok güzel bir anlamı olduğunu fark etmiş ve besteleyip
söylemiştir. O yıllarda büyük bir hit olan parça daha sonra sayısız şarkıcı
tarafından coverlanmıştır, ki bu şarkıcılar arasında , o zamanlar çok meşhur
olan Johnny Cash ve Ugly Kid Joe gibi şarkı şarkıcılar da vardır.
Şarkı, iş yoğunluğundan dolayı oğluyla
bir türlü zaman geçiremeyen bir babanın oğluna yazdığı bir şarkıdır. İlk
mısrada oğlu dünyaya gelir, fakat babanın iş yoğunluğundan ona ayıracak vakti
yoktur. Kendisi iş için dışardayken oğlu konuşmaya başlar ve yürümeyi öğrenir.
Oğlu sürekli babasına hayranlıkla bakar ve
“büyüyünce senin gibi olacağım” der. Nakarat kısmında babanın oğluyla
beraber olma özlemi açıkça dile getirilir.”Bir gün müsait olacağım ve o zaman
senle beraber vakit geçireceğiz “der baba oğluna. İkinci mısrada oğlu 10 yaşına
basar, ve baba oğluna bir top alır. Oğlu onunla oynamak ister fakat babanın
çok işi olduğundan onla oynayamaz. Çocuk yine gülümseyerek “büyüyünce senin
gibi olacağım” der. Üçüncü mısrada çocuk üniversiteden dönmüştür, babası “senle
gurur duyuyorum, otur biraz konuşalım” der ama oğlu bir yere gitmek zorundadır,
babasından araba anahtarlarını ister. Baba işlerin ters gittiğini geç de olsa
anlamıştır. Son mısrada baba artık emekli olmuştur, bir gün oğlunu arar “senle bir gün buluşmak isterim” der ama oğlu
çok yoğundur ve kendi ailesiyle uğraşmak zorundadır. Oğlu babasına ”Senle
konuşmak güzeldi” der ve telefonu kapatır. Baba telefonu kapayınca “evet oğlum
aynı benim gibi oldun” der.
Nil’in “çocuk da
yaparım kariyer de “ şarkısına tamamen muhalif bir şarkı değil mi? Ama
kesinlikle daha gerçekçi…
Yanlış
anlaşılmasın, bayanların kariyer yapmasına karşı değilim, tam tersi boş boş oturmalarına
karşıyım. Zaten bu ağır hayat şartları altında bir bayanın çalışmaması , o
aileyi büyük bir maddi zorluğa sokar. Ama aynı anda hem kariyer hem çocuk
yapmayı düşünen annenin ve babanın bir şeyi gözden geçirmesi gerekir. Çocuk,
çok büyük bir sorumluluktur. Haftada 2-3 kere suladığında büyüyen bir çiçek
değildir. Bu yüzden sadece cep harçlığı vererek karnının doymasını sağlamak, onu
yetiştirdiğiniz, büyüttüğünüz manasına gelmez.
Benim, tanrıya
şükürler olsun, bir çocuğum yok. O yüzden oturup da çocuğunuzu “şöyle eğitin
böyle eğitin” gibi bilmediğim bir konuda tavsiyede ya da öneride
bulunmayacağım. Ama etraftaki
çocuklara bakıyorum da…
Hem anne hem baba
kariyer peşinde koştuğu için bakıcılar tarafından yetiştirilen çocukları
görüyorum. Bakıcıların eğitimsiz olmasından dolayı kaynaklanan sonuçları
görüyorum.Ya da tam tersi her istediği alınmaya alıştığı için inanılmaz derece
şımartılmış, istediği alınmadığında , alınancaya kadar avazı çıkmış bir şekilde
bağıran çocuklar görüyorum ve sonuçsuz kalıyorum. Çocuğum olmadığı için karar
veremiyorum.Ama herşeyin bir ortası olması gerek, ne çok ilgi ne de tamamen
ilgisizlik, işte zor olan bu ayari tutturmak.
Ama, ne
yaparsaniz yapın, çocuğunuza ilgisiz kalmayın, yoksa Amerikan dizilerinde
olduğu gibi “Cats in the cradle” şarkısını, emekli olunca mırıldanma şansınız
çok yüksek…
|