Görüntülenme : 1053  |
Sayfa 1 of 4
Yazıyı bu başlıkla
betimlememin inanınki parayla pulla hiç alâkası yok. Bir müddettir yaşadığımız
hastalık sürecinde; uzak yakın akrabalardan, arkadaşlardan, dostlardan
gördüğümüz yakın ilgi, destek ve sevgi seli nedeniyle annemin “Kızım sen
hayatta çok büyük paralar ve mevkiler kazanmadın ama çok hatır ve dost
kazanmışsın” tespitindeki gibi benim için hayatta mühim olan manevi kazanımlar.
23.sayımızda yayınlanan
‘Gezilerden İnsan Manzaraları’
yazımda tur liderliğine başladıktan sonra yurtdışına götürdüğüm guruplarda
tanıdığım genelde bende nahoş biçimde iz bırakmış insanlara değindim. Sevgili
editörüm Hasan ‘Sonsuz’ Çeliktaş’tan; “İnsan bu yazıyı okuyunca senle seyahat
etmekten korkar. Bari gelecek sefere olumlu anılarını da yaz” şeklinde bir
yorum geldi. Her ne kadar yazının sonunda genelde gezilere katılanların gayet
cici, donanımlı ve kültürlü insanlar olduğunu belirttiysem de; editörüm yazıya
ağırlıklı olarak eleştirel bir hava hakim olmasından dolayı haklıydı…
Herkes için durum
böyle mi bilemeyeceğim ama, benim hatalardan azami derecede ders almak ve
olumsuz deneyimleri unutup da tekrar tekrar yaşamamak adına aşırı titizlenmemin,
zihnime nakşetmemin de o yazıya kaynak teşkil etmesinde rolü çok sanırım…
Arkadaş ahbap portföyü
çok kabarık biri olarak, genelde yeni kişilere hayatımın kapılarını açmakta
hayli seçici davransam da; bazen eski olanların çoktan dolmuş defterini bardağı
taşıran son damlayla bir anda dürmek zorunda kalıyorum. Buna mukabil bazen, yeni
ama iç sesimin bana olumlu şeyler söylediği kişilere temiz sayfalar açıp
kendime ve karşımdaki kişiye bir şans vermeyi tercih ediyorum.
Eskiler “Bir insanı gerçekten tanımak istersen ya
yemeğe çık ya seyahate” demişler. Bu çok doğru bir tespit. Karşınızdaki
kişi; huylu mu huysuz mu, uyumlu mu uyumsuz mu, cimri mi cömert mi, düzenli mi
dağınık mı, sosyal mi asosyal mi?.. gezilerde gayet güzel anlama fırsatını
yakalamak mümkün. Söz konusu kişi şayet çok sinsi ve içten pazarlıklı biri
değilse tabii…
Neyse daha fazla
uzatmadan bu defa seyahatlerde tanıdığım ve hala irtibat halinde olduğum
kişileri paylaşmak istiyorum.
Kıbrıslı Baha
Ailesi; üç sene evvelki bir Tunus turu gurubunda vardı. Anne, üç yetişkin
evlada rağmen adeta genç kız gibi, baba Kıbrıs’taki bir üniversitede profesör idi.
-Bu arada sevdiği adamdan çocuk doğuran kadının yıpranmak bir yana annelikle
daha da gençleşip güzelleştiğine bayan Baha’nın tipik bir örnek olduğuna
değinmeden geçemeyeceğim.- Yetişkin konumdaki çocukları; biri kız diğeri erkek
ikiz ve diğer oğulları Mehmet olmak üzere üç tane idi. Gezi boyunca etrafa
neşe, espri ve mutluluk saçan bu güzel aile o senenin yılbaşında bir sürpriz
yapıp İstanbul’a geldiler. Bize çok yakın olan Swissotel’de kaldılar ve beni
arayıp çağırdılar. Bu beklenmedik ziyarete son derece memnun olup koşarak
görmeye gittim. Yeni yılın ilk günlerinde bende evime davet edip Portekiz
şarabı ve kendi ellerimle yaptığım tiramisudan ikram ettim.
Daha sonra
üniversite üstü bir şeyler yapmak için Washington’a giden oğulları Mehmet ile
internet ortamında ve MSN’de daima görüştük. Fulbright komisyonundan kazandığı
tam bursla, School of International Service, American University, Washington
DC'de Uluslararası Barış ve Uzlaşmazlıkların Çözümü konusunda yüksek lisans
(masters) eğitimi aldı.
Washington DC'den önce, Up with People'ın WorldSmart programına tüm Kıbrıs'tan,
Türk ve Rum tarafı dahil, ilk kez katılan kişi oldu. Yine, Up with People'a (www.upwithpeople.org) burslu katıldı.
19 hafta boyunca, dünyanın 18 şehrine, 7 ülkeye ve 3 kıtaya seyahat edip gönüllü
yardım çalışmalarında bulundu. Yaşlılar, çevre, bedensel engelliler, yoksulluk,
sokak çocukları, vb ilgili projelerde yer aldı. Daha 20’li yaşların başında bu
kadar güzel işlerin içinde yeralan ve hayatında harika pencereler açan Mehmet
internetten düzenli gönderdiği iletilerle bütün bu aktivitelerden adım adım
beni haberdar etti.
Hatta nazik ve
duyarlı bu genç insan; derKİ’nin 13.sayısı için hazırladığım ‘Tarih Yazmak İçin
Başka Mürekkep Yok Mu?’ yazımın çevirisini derKİ’nin ikinci İngilizce sayısı
için dostluk adına bilâücret yaptı.
Geçtiğimiz aylarda
bir düğün için gittiğim Ankara’da, doktor olan erkek kardeşinin yanında
kalmakta ve Ankara Roof adlı mekânda Lâtin Amerika ülkelerinden aldığı ilginç
vurmalı çalgılarla müzik yapmakta olan Mehmet’i Ankara’da yaşayan dinleyicim
Filiz ile dinlemeye gittik. Öyle keyifli bir ortam ve kaliteli bir canlı müzik
vardı ki; sahneye çıkıp onların yaptığı enfes müziğe bende üç şarkıyla eşlik
ettim.
Arkadaşlık
ahbaplık etmek için kişilerin hüviyetlerindeki değil kafalarındaki yaşa itibar
ettiğim ve de Mehmet’i tanıdığım için çok mutluyum.
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Sona Git >> |