dunyabaski.jpg
tanrinindogum.jpg
Ermeni Sorunu Niye Bitmez?
Yazar Hasan "Sonsuz" Çeliktaş   
 

Görüntülenme : 5111    




* Bugün dünya kitaplıklarında yer alan “Ermeni Sorunu”yla ilgili eserlerin 26 bininden çok az bir istisna haricinde tamamı Türk karşıtı fikirler üzerine kurulmuştur (Munyar-Yılmaz, 2001; s.109). Türklerin ise bu sayıya oranla kaynakları çok az görünmektedir. Erdal İlter’in bibliyografyasında konu ile ilgili Türk tezlerini yansıtan eser sayısı 1600 civarındadır (İlter, 2001; s. 10).

[1] Tarihte Türkler hakkında varolan imgelere örnek vermek gerekirse, günümüze değin yaşayan “Müslüman Türk” imgesinin betimleyici bazı özellikleri şunlardır:

“Sultan’ın kölesi (kulu), güdülmeye muhtaç, yağmacı, küfürbaz, tembel, askerlik ve savaştan başka yeteneği olmayan, saldırgan, haşhaş üreticisi, kadın düşkünü, bıyıklı, suçluları kazığa oturtan, kibirli, anlaşılmaz ve gülünç bir dil konuşan, zevksiz, güzel sanatlardan anlamayan, cahil, kolay kandırılabilen, budala, despot, çokeşle evli, şehvet düşkünü, kadın satan, korkunç, Avrupa’yı merak etmeyen, acımasız, okumaz-yazmaz, belgeye değer; yasaya önem vermeyen, yalnız kaba güçten anlayan, müzikten hoşlanmayan, ezberci, değişmeyen, koca gövdeli ama küçük beyinli gibi…” (Güvenç, 1996)

Batıda “Türk İmajı” konusunda Arnold Toynbee şunları söylemiştir:

“Osmanlı Türkleri Batının ufuklarında önce müthiş din düşmanları olarak görülmüşlerdir. Sonra askeri ve siyasi güçleri azalınca, bu kez de Batı’nın gözünde barbarlar olarak belirmişlerdir. Akıllı ve görgülü bir batılı bile “Yakın Doğu” ya da “Osmanlı İmparatorluğu”, “Türkiye”, “Yunanistan”, “Bulgaristan”, “Ermenistan” gibi kelimeleri duyduğu zaman sisler içinde birşeyler görür gibi olur. Bundan sonra aklına “Katliam, mezalim, muhacir” gibi kelimeler gelir” (Toynbee’den aktaran: Parlatır, 1993).

[2] Soykırım suçu hukuki bir terimdir; çerçevesi 9 Aralık 1948 tarihli Soykırım Suçunu Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi tarafından çizilmiştir. Buna göre:

Soykırım, bir ulusal, etnik, ırksal veya dışı grubu, tamamen ve kısmen, grup olarak ortadan kaldırmak amacıyla işlenmiş aşağıdaki eylemlerden biridir:

A) Bir grubun üyelerini öldürmek,

B) Grubun üyelerine cismani veya akli zarar vermek,

C) Bir grubun  üyelerini, bunların  fiziki olarak tamamen veya kısmen yok edilmesi  sonucunu vereceği  önceden bilinen yaşam koşulları  altına  koymak,

D) Grup içinde doğumları bilinçli olarak önlemeğe yönelik önlemler  dayatmak,

E) Bir grubun çocuklarını başka gruplar içine zorla götürmek (Tacar, 2001).

[3] Parlamentolarında Ermeni Soykırımı iddialarını tanıyan ülkeler şunlardır:

Uruguay (1965), Güney Kıbrıs (1982), Arjantin (1993), Rusya (1995), Yunanistan (1996), Lübnan (1997), Belçika (1998), Vatikan (2000), İtalya (2000), Fransa (2001). Bu ülkelerin dışında Avrupa Parlamentosu 18 Haziran 1987 tarihli kararı ile Ermeni Soykırımı iddialarını kabul etmiştir (Kasım, 2002a).

* Avrupa’daki Ermeni Diasporası, açtıkları AB irtibat büroları aracılığı ile Birlik kurumlarında Ermenilerin ve Ermenistan’ın çıkarlarını savunmaktadırlar. Bu amaçla AB üye adayı olan Türkiye için katılma görüşmeleri söz konusu olmadan önce “soykırımın” tanınması önkoşulunu da katılma görüşmelerine eklemek için çaba göstermektedirler. Aynı zamanda “soykırımı” henüz tanımayan AB ülkelerindeki girişimlerini hızlandırmakta ve Türkiye’nin adaylık sürecini kesintiye uğratıp zaman kazanmak istemektedirler (Karagül, 2003).

[4] Ermenistan ve Ermenistan dışında yaşayan Ermenilerin Nüfusları:

Ermenistan 1.5-3 milyon; ABD 800.000-1.5 milyon; Kanada 50-100 bin; Fransa 350.000; Türkiye 50.000-100.000; Avustralya 25-30 bin; İngiltere 10-20 bin; Almanya 15 bin; Danimarka 2-3 bin; Avusturya 1-2 bin (Laçiner-Bal, 2003).

[5] Bu araçlarda folklor gösterilerinden, sanat hareketlerine; Ermeni dava ve meselesine hakkında açık oturum ve tartışmalara kadar programlar yapılabilmektedir, bununla birlikte ABD, Kanada, başta Arjantin olmak üzere Güney Amerika ülkeleri, Fransa, Almanya, Yunanistan, Lübnan, Kıbrıs ve Mısır’da Ermeniler için özel TV-radyo yayın programları bulunmaktadır. Ayrıca yayınlanan kitap, bildiri, afiş ve broşürlerde bu sayılan ülkelerde Ermeni davası ve meselesi “Türk Genosidi” başlığı ile işlenmektedir (İlter, 1994; s. 31).

[6] ABD’de günümüzde Ermeniler ABD’nin farklı eyaletlerinde çıkan sayısı 21’i bulan günlük ve haftalık gazeteleri, 17 tane Ermeni Çalışmaları periyodikleri, 188 adet bülten, newsletter ve jurnalleri, 25 radyo ve 10 TV programıyla Türk karşıtı kampanyalarını sürdürmektedirler. (Ermenilerin sahip oldukları bu mecraların listesi için bakınız: Ek 1) Ayrıca ABD’de genel basın yayın organları arasında Ermenilere en büyük desteği veren gazete the New York Times’tir. Bu gazetenin en büyük özelliği sadece Ermeni görüşlerini yansıtmasıdır (Kantarcı, 2001b). New York Times gazetesi 1988 yılında Ermenistan’da yaşanan büyük depremle ilgili hemen her haber ve yorumunu “1915 Soykırımı” iddiaları çerçevesinde vermiştir. New York Times bu özel olay dışında da Ermenilerle ilgili haberlere en geniş yer veren gazetedir. Ermeni iddiaları ile ilgili olarak tüm Batı basınında yayımlanan haberlerin beşte birinden fazlası, ABD’de New York ve Washington’da yayınlanan gazetelerde bu konuda yer alan haberlerin de yaklaşık yarısı New York Times’ta kullanılmaktadır (Yörük, 1989).

Günümüzde ABD’de yaşayan Türklerin ise 3 büyük yayın organı vardır: The Turkish Times, Turkish Panoroma ve Turkey Today (Arı, 1997).

[7] Avrupa ülkeleri içinde en çok Ermeni nüfusu yaşayan Fransa, Ermeni lobilerinin en etkin olduğu AB üyesidir. Fransa’da “Ermeni Soykırımı”na ilişkin yasalaşma süreci Fransız Ulusal Meclisi’nin 28 Mayıs 1998’de yasanın kabul edilmesiyle başlamıştır. Tek maddelik yasada “Fransa 1915 Ermeni Soykırımı’nı resmen tanır” hükmü yer almıştır. Kabulünden 2.5 yıl aradan sonra yasa 7 Kasım 2000’de Fransız Senatosu’nda da kabul edilerek 29 Ocak 2001’de onaylanmış yürürlüğe girmiştir (Karagül, 2003).

Fransa’da Ermenilerce okunan 3 aylık dergi (Les Nouvelles d’Arménia, France Arménie, Azad Magazine), 2 haftalık dergi (Achkhar, Lettre de l’UGAB) ve iki de günlük gazete bulunmaktadır. (Gamk ve Haratch). Genel olarak Fransız kamuoyuna mesajlar ülkesel basın aracılığıyla yapılmaktadır, Le Monde, Libération, Le Figaro, hatta Le Canard Enchainé gibi kamuoyunda son derece etkili gazetelerde, ülkesel ve bölgesel televizyonlarda, radyolarda sık  sık “Ermeni Soykırımı”nı tanıtan yayınlar yapılmakta, konferanslar, kolokyumlar düzenlenmekte, broşürler, kitaplar basılmakta, konulu veya genel dergilerde makaleler basılmaktadır. Bunun dışında onlarca Fransızca kişisel veya kurumsal internet sitesi dünyanın her yerinden takip edilebilmekte ve bu sitelerde en büyük yeri “soykırım” iddiaları tutmaktadır (Akgönül, 2002). Ermenilere göre 650’den çok kurumsal ve kişisel Ermeni internet sitesi “soykırım”ı tanıtmakta ve Türkiye karşıtı faaliyetlere katılmaktadır (Les Nouvelles d’Arménie, Ocak 2000). (Bu sitelerden bazılarının linkleri için bakınız: Ek 3)

[8] 1890’lı yıllarda Ermeni komiteciler Erzurum, Kumkapı, Merzifon, Kayseri, Yozgat, Sasun, Zeytun ve Van’da isyanlar çıkarmış ve bu eylemlere karşı Osmanlı Devleti  gerekli güvenlik önlemlerini alarak bu hareketlerin önüne geçmeye çalışmıştır (Sarınay, 2003).

[9] Osmanlı Devletinin bu faaliyetlerine örnek olarak 1894 yılında meydana gelen Sason Olayları ile ilgili olarak Fransa Meclisi’nde yapılan konuşmalar üzerine, Paris Büyükelçiliğinin, Fransa Hükümeti nezninde girişimlerde bulunması ve Paris gazetelerinden Liberte, La Patri, Le Deba, Le Goliva, Le Gigora ile Ajans Havass’ta tekzipler yayınlatması verilebilir (Sarınay, 2003).

[10] Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye ile savaşmamış, Sèvres Antlaşmasını imza etmemiştir. Bu nedenle Türkiye ile İtilaf Devletleri arasında 24 Temmuz 1923 günü Lozan’da imzalanan barış antlaşmasına taraf değildi. Ama, ABD ile Türkiye arasında, yine Lozan’da, 6 Ağustos günü ayrı bir Dostluk ve Ticaret Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmayla iki ülke arasında dostluk ilişkilerin kurulması, normal diplomatik ve konsolosluk ilişkilerinin yeniden başlatılması da öngörüldü. Bu yazıda söz konusu olan işte bu Lozan Dostluk ve Ticaret Antlaşmasıdır, asıl Lozan Barış Antlaşması değildir. Lozan Barış Antlaşması, çok taraflı bir antlaşmadır, bunun altında sekiz devletin imzaları vardır. Amerika ile Lozan’da imzalanan Dostluk ve Ticaret Antlaşması ise ikili bir antlaşmadır, bunu yalnız Türkiye ile Amerika imzalamışlardır. Böyle olduğu halde bu ikili antlaşma da Lozan barış sisteminin bir parçası sayılmakta idi. Amerika’daki Ermeni lobisi, Türk - Amerikan Lozan Antlaşmasına karşı kampanya yürütürken aynı zamanda Lozan barış sistemini de hedef almıştır.

[11] New York’taki Türk Teavün Cemiyeti (Turkish Welfare Association) kampanyaya karşı 1924 yılında ilk tepkiyi göstermiş ve “Özgür İnsanlar Ülkesinin Liderlerinebaşlıklı İngilizce küçük bir broşür yayımlamıştır. Bu broşür Amerikan Kongresi üyelerine dağıtılmış ve Lozan Antlaşmasının onaylanmasını engellemek amacıyla sürdürülen kampanya karşısında Türk karşıtı kampanya protesto edilmiştir, ama ABD’deki Türklerin bu çabası yetersiz kalmıştır (Şimşir, 2001b).

[12] Bu belgelerin çoğu 1926 yılı sonunda “Türkiye ile Antlaşma - Lozan Antlaşmasının Onaylanmasından Yana Demeçler, Kararlar ve Raporlar” adını taşıyan ve büyük boy 220 sayfa tutan bir kitapta toplanmıştır.

* ABD’de 3 yıl kadar süren bir tartışma sonucunda Lozan Antlaşması Amerikan senatosu tarafından reddedilmiştir. Ama bu hükümetlerin arasını açmamış, bilakis bu olaydan sonra Amerikan Hükümeti hemen harekete geçip Türk Hükümetiyle bir antlaşma imzalamış ve böylece Türk-Amerikan ilişkilerini büyükelçilik düzeyinde yeniden kurulmuştur.

[13] 1965 yılındaki Ermeni faaliyetlerine karşı Türklerin nasıl karşılık verdiğini Kemal Eker şöyle anlatmaktadır:

“24 Nisan 1965, sözde Ermeni katliamının 50. yıldönümü; Sovyet Ermenistan’ından Vasken-I; Lübnan Ermeni Patriği Horen-I ile buluşup Adisababa’da toplanıp dua ediyorlar ve bize de tabii beddua ve 50. yıl Ermeni faaliyetleri, Kıbrıs konusuyla birlikte dünya piyasasına Makarios’la Ermeni patriklerinin işbirliği ile sürülüyor. Biz ne yaptık? Fransızca, İngilizce iki broşürcük… Onlar ne yaptı? Konuyu işleyen pul, reklam pulları, kartpostallar, broşür ve kitaplar, gösteriler, konferanslar ve Birleşmiş Milletler’e müracaat, temsilciler, filmler, v.b. faaliyetler…” (Eker, 1989; s. 37)

[14] Türkiye'nin dış temsilciliklerine yönelik özellikle ASALA terör örgütünün faaliyetleriyle ortaya çıkan Ermeni saldırıları, 1980'den sonra yoğunluk kazanmıştır. Ermeni teröristler, 21 ülkenin 38 kentinde, 39'u silahlı, 70'i bombalı, biri de işgal şeklinde olmak üzere toplam 110 terör olayı gerçekleştirmişlerdir. Bu saldırılarda 42 Türk diplomatı ile birlikte 4 yabancı hayatını kaybetmiş, 15 Türk ve 66 yabancı uyruklu şahıs da yaralanmıştır. Ermeni Terörü hakkında daha ayrıntılı bilgi için bakınız: Alper Gazigiray, Osmanlılardan Günümüze Kadar Vesikalarla Ermeni Terörünün Kaynakları, Gözen Yayınları, İstanbul 1982; Kemal Türközü, Ermeni Terörizmi, Türk dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları, İstanbul 1985; Cezmi Yurtsever, Ermeni Terörü: Gelişimi ve Analizi, İstanbul 1987

[15] Emekli Büyükelçi Ömer Lütem Ermeni Terörünün sona erişi ile ilgili olarak şunları söylemektedir:

“1986’da Ermeni terörü durdu. Neden durdu? Sempati kaybına uğradılar. Eskiden şöyle oluyordu: Mesela, Paris Büyükelçimizin 1975’te katledildiğini gayet iyi hatırlıyorum. Gazeteler bu haberlerle doldu, aynı kişinin katledildiğini bildiriyorlar, arkasından neden katledildiğini yazıyorlar; fakat, nedeni izah ederken uzun uzun Ermeni iddialarına yer veriyorlar. Bu sebeptendir ki bunlara reklam terörizmi dendi. Bu uzun süre devam etti; yani, fakat günün birinde terörizm kördür derler, gerçekten de öyledir, yanlışlıkla diyeceğim, yabancıları da vurmaya, öldürmeye başladılar. En mühim misal, 1983 senesinde Orly’de Türk Hava Yolları bürosunun önünde yere bir tane içinde bomba olan çanta bıraktılar, bomba infilak etti, tabiî kuyrukta bekleyenlerin çoğu Türk’tü, onlar öldü; ama, arasında Fransızlar da vardı, onlar da öldü. O andan itibaren Fransa da bu terörizme karşı derhal bir tutum alındığını görüyoruz. Bu sempati kaybı, terörizmin durmasının sebeplerinden en mühimidir. Ayrıca Türk tarafının Ermeni faaliyetlerine karşı faaliyetleri ve devlet memurlarını daha iyi koruması da terörü bitirdi.“ (Lütem, 2001)

[16] 1985 yılında Ermenilerin ABD Kongresi’ne sunmuş oldukları 192 sayılı Ermeni tasarısı kabul edilmemiştir. Bu olay Amerika’daki Ermeniler tarafından büyük bir mağlubiyet olarak nitelendirilirken ABD’deki Ermeni topluluğunun önemli basın organlarından “Armenian Reporter” adlı gazetede Michael Haratunian imzasıyla yayınlanan “192 Sayılı Tasarıda Neden Mağlubiyete Uğradık” başlıklı yazıda şu cümleler yer almaktadır:

“… Bir tarafta, eğer başarısız olursa, görevini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Şükrü Elekdağ’ın önderliği ve yönetiminde giderek daha enerjik hale gelmekte olan Türk Lobisi mevcuttu. Bu lobinin faaliyetine Gray and Co. Adlı halkla ilişkiler firmasıyla mücadelenin son aşamasında kongre üyelerine yazdığı mektupla sahnede beliren Dışişleri Bakanı George Shultz da dahildi…

Bu konuda objektif olacaksak, bu felaketi olumlu göstermek için basın bildirileri yayınlamayı durduralım. Zira Türkler kazandı. Ermeniler kaybetti.” (Avşar-Kantarcı,2003)

[17] Türk bilim adamları haricinde yabancı bilim adamları da “soykırım” iddiaları konusunda “soykırım” yapılmadığına dair açıklamalar da bulunmuşlar ve Ermenilerin yoğun tepkisine maruz kalmışlardır. ABD'li Prof. Bernard Lewis ve Prof. Stanford Shaw da “Ermeni Soykırımı”nın gerçek olmadığı konusundaki tezleri nedeniyle, bu tepkilere maruz kalmıştır. Soykırım iddiasına Bernard Lewis, 1993 yılında "Le Monde" gazetesinde yayımlanan makalesinde şöyle değinmiştir:

"Osmanlı Hükümeti'nin Ermeni ulusuna karşı kitlesel imhayı öngören bir planı olduğunu gösteren geçerli kanıt yoktur. Türklerin tehcire başvurmalarının meşru nedenleri vardır. Çünkü Ermeniler, Osmanlı topraklarını işgal eden Rusya ile ittifak halinde Türklere karşı çarpışıyorlardı" (Kaynak: www.tsk.mil.tr/genelkumay/uluslararasi/ ermenisorunu.htm).

“Soykırım” olmadığına dair yayınlar yapan Justin McCarthy, Ermenilerin gösterdikleri tepkiler konusunda şunları söylemiştir:

“…Profesörlerin evlerini bombalamak, diplomatları öldürmek, araştırmacıları tehdit etmek ve konuşma cesaretini gösteren profesörlere haksız Fransız yasalarının avantajlarını arkalarına alarak dava açmak; kendi görüşlerine katılmayanlara saldırmayı seçen Ermeni milliyetçilerin yolu olmuştur” (McCarthy, 2002)

Ermenilerin bu tutumlarıyla birlikte Türkiye’nin kendi savlarını destekleyen yabancı bilim adamlarına gereken desteği vermediğine dair eleştiriler de vardır. Güneri Civaoğlu, bu noktada Türkiye’nin tutumunu şu cümlelerle eleştirmektedir:

“Ermeniler bütün dünyada kendi tezlerini savunan politikacılar, yazarlar ve tarihçilerle sürekli toplantılar yapıyorlar. Biz de bir ara, 70’i aşkın çok değerli Amerikalı bilim adamı tarafından bir bildiri yayınlanmasını sağlamıştık. Ama bu tarihçilere sahip çıkamadık. Çoğunu darılttık. Bazılar Ermeni örgütlerince mahkemeye verildi, büyük tazminatlar istendi. Bazıları da Ermeni terör örgütlerince tehdit edilince sindiler. Arkalarında kimse yoktu. Sonuç olarak onlardan sadece Justin McCarthy kaldı.” (Civaoğlu, Milliyet, 20.01.2001)

[18] Türk Basınında İttihat ve Terakki’nin sert tutumunu eleştiren sol ve sağdan bazı yazarlar “İttihat ve Terakki’nin günahlarını neden biz savunalım anlayışı içindedirler. Liberal bir grup ise her alanda olduğu gibi bu alanda da “aykırı” fikirlerin serbestçe savunulması gerektiğini iddia etmektedir. Tüm bu gruplara ek olarak diğer fikri, etnik ve dini gruplar da devlete şüpheyle yaklaşmakta ve “hatalı buldukları yönetim” için “bugün bu hataları yapan devlet geçmişte bunları da yapmıştır” türü bir yaklaşıma girmektedir. Konu Ermeni yanlısı kitap ve filmler olduğunda ise sanatsal ve fikri özgürlükler ön plana çıkmakta ve devlet “yasakçılıkla” suçlanabilmektedir (Laçiner, 2002b).

[19] Filmin Batı medyasında bu kadar yer almasında filmin konusuyla birlikte, dünyaca tanınan yönetmeni Atom Egoyan’a, Avrupa ve Dünya kamuoyunda  iyi tanınan Charles Aznavour, Bruce Greenwood, Christopher Plummer, Eric Bogosian, Elias Koteas, David Alpay, Raffi Migdesyan ve Arsinee Kahnjian’dan oluşan oyuncu kadrosuna ve filmin 50 milyon dolar tutan bütçesini karşılamak için bir araya gelen Kanada, Fransız ve Ermeni kaynaklarına duyulan ilgi, nedenler olarak gösterilebilinir (Kuran-Burçuoğlu, 2002).




Okur Yorumları  
 

 

Göster 1 1 Yorum

1. 17-09-2008 13:59

teşekkürler
bilgileriniz için teşekkürler
büşra

Göster 1 1 Yorum

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2008 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
malachy.jpg

2012.jpg

oguzkaan.jpg

Google
Web derki.com



Son Yorumlar

Kriz Bir Sonuçtur
aradığımı nihayet buldum
gerçekten emekle hazırlanmış bir yazı...
...

Atatürk ve Sanat
ödev
ii bir site ödevde işime yaradı saolun
...

Aziz Malachy'nin Kehaneti
Çok uçuk...
Sayılarla dört işlem yapılarak...
...

Çocuk Pornosu (mu?)
gzl olmus
cok guzel olmus ve ayrica ulkemizde...
...

Tarih: 22 Aralık 2012
süper :)
"Öyle beyazlar içinde paso ot yeyip,...
...



 
© derKi.com Tüm hakları saklıdır.