Görüntülenme : 59819  |
Sayfa 1 of 2
Çocuk pornosu,
çocuk pornosu, çocuk pornosu, çocuk pornosu!...
İsmi bile insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Hani bazı
kelimeleri arka arkaya sürekli söyleyince manasını yitirir, hatta komikleşir
ya! İçimdeki ürpertiyi kaybetmek, anlamsızlaştırmak, unutabilmek için sürekli
tekrar ediyorum; çocuk pornosu, çocuk pornosu, çocuk pornosu, çocuk
pornosu… Ama ne yazık ki bu sefer öyle
olmuyor, söyledikçe daha bir kanım donuyor neredeyse. Bir kere içinde ‘çocuk’
var. Masumiyet, saflık, temizlik, gelecek, ümit, hayata dair tüm güzellikleri
çağrıştıran ‘çocuk’!…
Çocukların
istismarı tüm dünya’da oldukça yaygın yaşanan bir gerçek, ancak toplum tarafından çok dikkate
alınmıyor ne yazık ki. Belki de bu durumu görmezden gelmek biz yetişkinlerin
işine geliyor. Böylelikle vicdanımızı meşgul etmeyerek, kendi gündelik
hayatımıza mutlu mesut devam ediyoruz.
Ancak halihazırda
mevcut olan ve ciddi bir şekilde artarak yaygınlaşan bir gerçek var, görsek de
görmesek de görmezden gelsek de ciddi bir gerçek… Çocukların istismarı ve çocuk
ticareti üzerine genişleyen ve tüm dünyayı saran bir gerçek. Çocuk seks
işçileri ve çocuk pornosu sektörleri. İsimleri bile korkunç olsa da ülkemizde
bile varlığı gözler önüne serilmiş olan ve ciddi gelir kaynağı haline dönüştürülmüş
sektörler bunlar.
Üstelik, çocuklara
yapılan taciz ve tecavüzler, öncelikli olarak sokaktaki yabancı amcalardan
ziyade, aile içinden, akrabalardan yada yakın komşu, tanıdıklardan oluyor.
Ancak ne var ki toplumsal korku nedeniyle açığa çıkarılamıyor ve yokmuş gibi
görülüyor.
Çocuk seks
pazarındaki sayının artmasındaki en önemli sebep, HIV/AIDS ve cinsel yolla
bulaşan diğer hastalıkların korkusu. Kendisine AIDS bulaşmasından korkan pek
çok insan "bakire"lerle ilişkiye girerek korunacağına inanıyor.
Şimdi, çocuk
pornosu, yada çocuk pornografisi sadece çocuklarla müstehcen pozları yada
görüntüleri içermiyor ne yazık ki…
Aslında çocuk
pornosu öyle vahşi bir hale dönüşmüş durumda ki, çocuklarla fuhuş sektörü bile
daha hafif kalıyor. Nasıl mı? Belki hatırlarsınız, Alman televizyonlarında birkaç
yıl önce bu konu ile ilgili olarak hazırlanan bir programda, kaçırılarak bu
sektörün içinde köle haline getirilmiş olan bir kız çocuğunun konuşması oldukça
yankı uyandırmıştı. Çocuk kendisine defalarca yapılan ve o sırada kamera ile
kaydedilen tecavüzleri dehşet içinde anlatıyordu. Daha acısı ise çocuğun şahit
olduğu bir başka çekim… Başka bir çocuğa bir yandan tecavüz edilirken, diğer
yandan da bacağının elektrikli testereyle kesilerek koparılması ve çocuğun
ölümü. Tabi bunların her anının da kameraya kaydedilmesi…
Akıl alacak gibi
değil, bu nasıl sapkınlık, nasıl bir vahşettir böyle.
Çekilen bu pornografik filmlerin sadece çocukların tecavüz sahneleri ile dolu
olmasının ötesinde, bu çocuklar üzerinde yapılan böyle sadistçe eylemler ve
vahşice katledilme sahnelerinin yer alması dehşet verici. Üstelik, bu çocuk
pornografisi içeren video kasetlerinin satışı, içeriğine göre; tecavüz, işkence
ve öldürme sahnelerine göre yirmibeşbin Euro ile milyon Euro arası
değiştiği söyleniyor. Daha da kötüsü, bu gerçek filmlerin sipariş üzerine
yaptırılması... Fazla paranın getirdiği, ne yaptığını bilmezlik, amaçsızlık ve
sapıklığın hangi boyutlara vardığınının çok acı bir göstergesidir maalesef bu
durum.
Çocuklarla fuhuş
sektörünün uzak doğuda özellikle de Tayvan’ da çok yaygın, aleni ve ucuz
olduğu, dünyanın her yerinden işadamları ve turistlerin sırf bu nedenle,
oralara akın ettiği bilinen bir gerçekti.
Ancak yapılan araştırmalar sonucu tüm dünyada yaygınlaştığı gerçeği ile
yüzyüze kalıyoruz. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre; dünyada ortalama 3
milyon çocuğun seks işçiliği yaptığı tahmin ediliyor. Çocukların cinsel
sömürüsünde başı Asya ülkeleri çekerken, sektör haline gelen çocukların cinsel
sömürüsü için Avrupa'dan Asya'ya her yıl binlerce erkek seks turizmi için
gidiyor. Bir başka ürkütücü gerçek ise her yıl Avrupa ülkelerine Uzak Asya'dan
çocuk seks işçisi ihraç edildiği iddiaları. Çocukların seks işçisi olarak
kullanılmasında Asya'yı Latin Amerika ve Afrika izliyor.
Peki ya ülkemiz ?
Ülkemiz de artık bu gerçekle tanışmış durumda.
MSÜ Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Esin Kuntay ile
Doç. Dr. Güliz Erginsoy'un yaptığı araştırmalara göre, sadece İstanbul'da 500
kız çocuğunun seks işçisi olarak çalıştığı ortaya çıkmış durumda. On bir ay
boyunca Emniyet Müdürlüğü, Asayiş şubesi Ahlak ve Kumar Bürosu ile Deri ve
Zührevi Hastalıklar Hastanesi'nde araştırmalar yapan Prof. Kuntay ve Doç.
Erginsoy, bu çocukların 30'u ile yüz yüze konuşmuş, 80'inin de adlarına ulaşmış
durumda. Araştırmaya konu teşkil eden 30 çocuktan birinin ilk cinsel deneyinin
10 yaşında gerçekleştiğinin ortaya çıkması, araştırma sahiplerini bile
şaşırttı.
Yapılan diğer araştırmalar,
çocuk pornosunun vardığı boyutu, tüyler ürpertici bilgilerle ortaya koyuyor: İnternette
yayın yapan ve sayısı 100.000’in üzerinde çocuk porno sitesi var. Online
pornografi yayınlarının %19’u, 3 yaş ve
altı çocuk görüntülerini içeriyor! Her gün 5 yeni, toplam 20.000 çocuk internet
üzerinde cinsel tacize uğruyor. Internet üzerindeki çocuk pornosunun 2004
yılındaki geliri 20 milyar doların üzerinde ve bu rakam, online müzik
endüstrisinin elde ettiği gelirin 7 katı.
Savunucuları da
var!..
Bir de
özgürlüklerin kısıtlanmaması gerektiği, ayrıca yasakların daha cazip olduğu
gerekçesiyle bu yayınların engellenmemesi gerektiğini savunanlar var. E
yani animasyon görüntülerle hazırlanan
filmlerden bahsediliyor olsa bu görüş, uzmanlarca tartışma konusu belki olabilir. Ama gerçek
çocuklara uygulanan sapkınlık ve vahşetle dolu bu gerçek filmleri savunmak şöyle dursun, tartışması bile söz konusu edilemez…
Peki bu sapkınlık
ve vahşet dolu filmlerin müptelaları, köşebaşında bekleyerek, uygun bir av
bulup hemen gördüklerini uygulamak üzere pusuya mı yatmış durumdalar? Çünkü bazı kişiler, seyretmekten bir zarar
gelmeyeceği,, bunları izleyen herkesin, gördüklerini uygulamaya kalkışmayacağı görüşündeler.
Nasıl oluyor anlamıyorum ama bu vahşeti seyretmeyi bile kabul edilebilir bir
durum olarak görüyorlar!...
Uzmanlarsa şöyle
cevap veriyor bu duruma : Görüntülerin
gücü!… Nasıl seyrettiğimiz, dinlediğimiz
güzel film ve müzikler bizi etkileyip hayatımıza olumlu katkıda bulunuyorsa,
korku filmleri bilinçaltımıza yerleşebiliyorsa, bu tür filmlerin de insanı bir
şekilde etkilemeyeceğini düşünmek imkansız. Bazı kişiler yaşamlarındaki duygusal
boşluktan dolayı bu sapkın fikirlere bağlılık gösterir. Porno sektörünün hedefi de budur: Öncelikle bu boşlukları doldurup, daha sonra
bağımlılık yaratmak. Bu tür filmleri, görüntüleri seyretmek alışkanlık haline
geldiyse kişide sektör tam anlamıyla başarıya ulaşmış demektir. Peki ya
sonrası? Dr.Victor Cline bağımlılık
sürecini şu şekilde parçalara bölmüş;
Bağımlılık: Porno yaşamın bir parçası olur, kurtulunamaz
bir türlü.
Daha fazla isteme: Daha fazlası istenir. İlk başlardaki iğrenç düzeyli pornolar artık çekici
gelir.
Duyarlılığın
azalması: Seyredilen görüntülere karşı
hissizleşilir. En ileri düzeydeki porno bile artık heyecan vermez.
Davranışlara yansıması: Kritik nokta burasıdır. Gördüklerini
uygulamak isteği başlar… Filmler ve görüntüler yerlerini gerçek uygulamalara
bırakır…
Ve ne yazıktır ki
bu filmlere bağımlı olan kişiler sokaklardaki işsiz güçsüz insanlardan ziyade okumuş, toplumda saygın
yerlere sahip, hatta bir çoğu eğitimci, saygı gören vatandaşlar…
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >> |