"Pozitif" Bir Hayat

sayi19murat
Yaklaşık dokuz aydır HIV taşıyıcısı olan Murat Can, bu çok özel yazısında, bizlere virüsü taşıdığını ilk öğrendiği anı ve sonrasında yaşadıklarını yazdı.
Tıklayın...

Sabun Kokusu

sayi19scarlet

“…Bir gün sadece bu virüse değil, taşıyıcılara karşı oluşan ayrımcılığa, önyargılara, ilaç erişimine ait sorunlara, damgalanmaya dair her ne varsa yok olacağına olan inancımız tam… Artık benim evim de yasemin kokulu beyaz sabun kokuyor ve ben nerede bu kokuyu duysam. Birlikte mücadele etmenin, beraber olmanın dünyada daha nelerin üstesinden gelebileceğini anımsayıp gülümsüyorum…” 1 Aralık Dünya AIDS günü dolayısıyla Scarlet’in yazdığı çok özel bir yazı…
Tıklayın...

Çocuk Pornosu (mu?)
Yazar Peri Aksakoğlu   
 

Görüntülenme : 59819    



ImageÇocuk pornosu, çocuk pornosu, çocuk pornosu, çocuk pornosu!...  İsmi bile insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Hani bazı kelimeleri arka arkaya sürekli söyleyince manasını yitirir, hatta komikleşir ya! İçimdeki ürpertiyi kaybetmek, anlamsızlaştırmak, unutabilmek için sürekli tekrar ediyorum; çocuk pornosu, çocuk pornosu, çocuk pornosu, çocuk pornosu…  Ama ne yazık ki bu sefer öyle olmuyor, söyledikçe daha bir kanım donuyor neredeyse. Bir kere içinde ‘çocuk’ var. Masumiyet, saflık, temizlik, gelecek, ümit, hayata dair tüm güzellikleri çağrıştıran ‘çocuk’!…

Çocukların istismarı tüm dünya’da oldukça yaygın yaşanan  bir gerçek, ancak toplum tarafından çok dikkate alınmıyor ne yazık ki. Belki de bu durumu görmezden gelmek biz yetişkinlerin işine geliyor. Böylelikle vicdanımızı meşgul etmeyerek, kendi gündelik hayatımıza mutlu mesut devam ediyoruz.

Ancak halihazırda mevcut olan ve ciddi bir şekilde artarak yaygınlaşan bir gerçek var, görsek de görmesek de görmezden gelsek de ciddi bir gerçek… Çocukların istismarı ve çocuk ticareti üzerine genişleyen ve tüm dünyayı saran bir gerçek. Çocuk seks işçileri ve çocuk pornosu sektörleri. İsimleri bile korkunç olsa da ülkemizde bile varlığı gözler önüne serilmiş olan ve ciddi gelir kaynağı haline dönüştürülmüş sektörler bunlar.

Üstelik, çocuklara yapılan taciz ve tecavüzler, öncelikli olarak sokaktaki yabancı amcalardan ziyade, aile içinden, akrabalardan yada yakın komşu, tanıdıklardan oluyor. Ancak ne var ki toplumsal korku nedeniyle açığa çıkarılamıyor ve yokmuş gibi görülüyor.

Çocuk seks pazarındaki sayının artmasındaki en önemli sebep, HIV/AIDS ve cinsel yolla bulaşan diğer hastalıkların korkusu. Kendisine AIDS bulaşmasından korkan pek çok insan "bakire"lerle ilişkiye girerek korunacağına inanıyor.

Şimdi, çocuk pornosu, yada çocuk pornografisi sadece çocuklarla müstehcen pozları yada görüntüleri içermiyor ne yazık ki…

Aslında çocuk pornosu öyle vahşi bir hale dönüşmüş durumda ki, çocuklarla fuhuş sektörü bile daha hafif kalıyor. Nasıl mı? Belki hatırlarsınız, Alman televizyonlarında birkaç yıl önce bu konu ile ilgili olarak hazırlanan bir programda, kaçırılarak bu sektörün içinde köle haline getirilmiş olan bir kız çocuğunun konuşması oldukça yankı uyandırmıştı. Çocuk kendisine defalarca yapılan ve o sırada kamera ile kaydedilen tecavüzleri dehşet içinde anlatıyordu. Daha acısı ise çocuğun şahit olduğu bir başka çekim… Başka bir çocuğa bir yandan tecavüz edilirken, diğer yandan da bacağının elektrikli testereyle kesilerek koparılması ve çocuğun ölümü. Tabi bunların her anının da kameraya kaydedilmesi…

Akıl alacak gibi değil, bu nasıl sapkınlık, nasıl bir vahşettir böyle.
Image Çekilen bu pornografik filmlerin sadece çocukların tecavüz sahneleri ile dolu olmasının ötesinde, bu çocuklar üzerinde yapılan böyle sadistçe eylemler ve vahşice katledilme sahnelerinin yer alması dehşet verici. Üstelik, bu çocuk pornografisi içeren video kasetlerinin satışı, içeriğine göre; tecavüz, işkence ve öldürme sahnelerine göre yirmibeşbin Euro ile milyon Euro arası değiştiği söyleniyor. Daha da kötüsü, bu gerçek filmlerin sipariş üzerine yaptırılması... Fazla paranın getirdiği, ne yaptığını bilmezlik, amaçsızlık ve sapıklığın hangi boyutlara vardığınının çok acı bir göstergesidir maalesef bu durum.

Çocuklarla fuhuş sektörünün uzak doğuda özellikle de Tayvan’ da çok yaygın, aleni ve ucuz olduğu, dünyanın her yerinden işadamları ve turistlerin sırf bu nedenle, oralara akın ettiği bilinen bir gerçekti.  Ancak yapılan araştırmalar sonucu tüm dünyada yaygınlaştığı gerçeği ile yüzyüze kalıyoruz. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre; dünyada ortalama 3 milyon çocuğun seks işçiliği yaptığı tahmin ediliyor. Çocukların cinsel sömürüsünde başı Asya ülkeleri çekerken, sektör haline gelen çocukların cinsel sömürüsü için Avrupa'dan Asya'ya her yıl binlerce erkek seks turizmi için gidiyor. Bir başka ürkütücü gerçek ise her yıl Avrupa ülkelerine Uzak Asya'dan çocuk seks işçisi ihraç edildiği iddiaları. Çocukların seks işçisi olarak kullanılmasında Asya'yı Latin Amerika ve Afrika izliyor.

Peki ya ülkemiz ?

Ülkemiz de artık bu gerçekle tanışmış durumda.  MSÜ Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Esin Kuntay ile Doç. Dr. Güliz Erginsoy'un yaptığı araştırmalara göre, sadece İstanbul'da 500 kız çocuğunun seks işçisi olarak çalıştığı ortaya çıkmış durumda. On bir ay boyunca Emniyet Müdürlüğü, Asayiş şubesi Ahlak ve Kumar Bürosu ile Deri ve Zührevi Hastalıklar Hastanesi'nde araştırmalar yapan Prof. Kuntay ve Doç. Erginsoy, bu çocukların 30'u ile yüz yüze konuşmuş, 80'inin de adlarına ulaşmış durumda. Araştırmaya konu teşkil eden 30 çocuktan birinin ilk cinsel deneyinin 10 yaşında gerçekleştiğinin ortaya çıkması, araştırma sahiplerini bile şaşırttı.

Yapılan diğer araştırmalar, çocuk pornosunun vardığı boyutu, tüyler ürpertici bilgilerle ortaya koyuyor: İnternette yayın yapan ve sayısı 100.000’in üzerinde çocuk porno sitesi var. Online pornografi yayınlarının %19’u,  3 yaş ve altı çocuk görüntülerini içeriyor! Her gün 5 yeni, toplam 20.000 çocuk internet üzerinde cinsel tacize uğruyor. Internet üzerindeki çocuk pornosunun 2004 yılındaki geliri 20 milyar doların üzerinde ve bu rakam, online müzik endüstrisinin elde ettiği gelirin 7 katı.


Savunucuları da var!..

Bir de özgürlüklerin kısıtlanmaması gerektiği, ayrıca yasakların daha cazip olduğu gerekçesiyle bu yayınların engellenmemesi gerektiğini savunanlar var. E yani  animasyon görüntülerle hazırlanan filmlerden bahsediliyor olsa bu görüş, uzmanlarca  tartışma konusu belki olabilir. Ama gerçek çocuklara uygulanan sapkınlık ve vahşetle dolu bu gerçek  filmleri savunmak şöyle dursun,  tartışması bile söz konusu  edilemez…

ImagePeki bu sapkınlık ve vahşet dolu filmlerin müptelaları, köşebaşında bekleyerek, uygun bir av bulup hemen gördüklerini uygulamak üzere pusuya mı yatmış durumdalar?  Çünkü bazı kişiler, seyretmekten bir zarar gelmeyeceği,, bunları izleyen herkesin, gördüklerini uygulamaya kalkışmayacağı görüşündeler. Nasıl oluyor anlamıyorum ama bu vahşeti seyretmeyi bile kabul edilebilir bir durum olarak görüyorlar!...

Uzmanlarsa şöyle cevap veriyor bu duruma :  Görüntülerin gücü!…  Nasıl seyrettiğimiz, dinlediğimiz güzel film ve müzikler bizi etkileyip hayatımıza olumlu katkıda bulunuyorsa, korku filmleri bilinçaltımıza yerleşebiliyorsa, bu tür filmlerin de insanı bir şekilde etkilemeyeceğini düşünmek imkansız. Bazı kişiler yaşamlarındaki duygusal boşluktan dolayı bu sapkın fikirlere bağlılık gösterir. Porno sektörünün hedefi de budur:  Öncelikle bu boşlukları doldurup, daha sonra bağımlılık yaratmak. Bu tür filmleri, görüntüleri seyretmek alışkanlık haline geldiyse kişide sektör tam anlamıyla başarıya ulaşmış demektir. Peki ya sonrası?  Dr.Victor Cline bağımlılık sürecini şu şekilde parçalara bölmüş;

Bağımlılık:  Porno yaşamın bir parçası olur, kurtulunamaz bir türlü.

Daha fazla isteme: Daha fazlası istenir. İlk başlardaki iğrenç düzeyli pornolar artık çekici gelir.

Duyarlılığın azalması:  Seyredilen görüntülere karşı hissizleşilir. En ileri düzeydeki porno bile artık heyecan vermez.

Davranışlara yansıması:  Kritik nokta burasıdır. Gördüklerini uygulamak isteği başlar… Filmler ve görüntüler yerlerini gerçek uygulamalara bırakır…

Ve ne yazıktır ki bu filmlere bağımlı olan kişiler sokaklardaki işsiz güçsüz  insanlardan ziyade okumuş, toplumda saygın yerlere sahip, hatta bir çoğu eğitimci, saygı gören vatandaşlar…

 




Okur Yorumları  
 

 

Göster 8 8 Yorum

1. 23-11-2008 09:58

gzl olmus
cok guzel olmus ve ayrica ulkemizde bunu yapan insan sayisinin cok olmasi gercektende kotu ,yazi icin ve yaziyi yorumlayanlar a cok tesekkur ederim sahsen bir erkek cocugu olarak bunu okulumuzdada cok yanlis buldugumuzy soylemek istedim basarili yazilarin devamini bekleriz
alp sumnu

2. 06-10-2008 17:51

Basvurulacak yerler
Bu telefonlar ve durum hakkinda bilgi biz büyüklerden çok, uygun bir dille/anlatımla ilkokulda egitim gören çocuklara verilmeli. Böyle kötü bir deneyim yaşayan çocuklar ne yapılması, nerelere ulaşılması gerektiği gibi bilgileri ve bahsi geçen deneyimleri anlatırken korkmaması gerektiğini bilmeli.  
Yazı için teşekkürler.
Deniz

3. 25-09-2008 16:33

lanet
ya bunu yapanlar o kadar adi o kadar aşağlık olabilirmi ya bunların kendi ewlatlarına bu yapılsa acaba ne yaparlardı ya bunlar hangi dine hangi imana mensuplar allahlarından korkuları yokmu lanet şidetle kınıyorum :(
SERDAR

4. 18-04-2008 20:41

bunlara son verelim
çocuklara tecavüze hayır diyelim ve el ele yapalım bunu haydi anneler haydi babalar hepimiz elele
tutku yamac

5. 18-01-2007 21:44

korkunç
İnsan olduğundan utanası geliyor insanın...
nil kunday

6. 27-12-2006 23:46

Nerde insan hakları?..
Ayfer'cim, 
Gerek yazını, gerekse aldığı yorumları ilgiyle okudum. Bana göre annelikde, çocuklarda sonderece kutsal varlıklar ve kavramlardır her ne kadar günümüzde her şeyde olduğu gibi onlarda anlamlarından çok şeyler yitirselerde!.. Bu konuyla ilgili 'mum yakma' kampanyasının verilen süreden çok daha evvel hedeflenen rakkama ulaşmış olması  
-şükürler olsun- toplumda hala duyarlı kişiler olduğunu gösteriyor. Ne ensest, ne pedofili kabul edilebilir, akıl alacak şeyler değiller!.. Genelde olduğu gibi; 'Bana deymeyen yılan bin yaşasın' mantığıyla hareket etmek yerine, herkesin kararlı ve net bir biçimde böyle olaylara karşı tepkisini koyması tümüyle önlenemesede azalması ve gerilemesi adına şarttır bence.
Şiyma Aksekili

7. 03-12-2006 10:23

Kusmak istiyorum...
Ellerine sağlık tekrar... Unutulmaya yüz tutmuş bir tabirle, "sosyal içerikli" bir yazı olmuş! 
 
Pedofiliyi de çocuk pornosunu da duymamış biri değilim. Ama sınırlarını yanlış biliyormuşum, ya da sınırsız olduğunu bilmiyormuşum. Yakın zamanda 17 aylık bir bebeğe (çocuk denmez herhalde) yapılanların ayrıntıları medyada yer buldu. İğrençlikteki sınırsızlığı midem ve vicdanım almadığı için o haberleri gördüğüm yerde sayfayı çevirdim, okuyamadım. Dolayısıyla o olayın ayrıntılarını hala bilmiyorum. Yazar hanıma bunu yazdığım için, yazısını okumayacağımı düşünmüş olabilir. Ama okudum işte ve yorum bile yazıyorum.  
 
Kodes arkadaşlığı etmek zorunda kaldığım hortumcu bir amca (60+), galiba seksenli yılların sonlarında kalabalık bir erkek sürüsü (o "heyet" diyordu) halinde fuhuşuyla ünlü bir uzakdoğu ülkesine yaptıkları çıkartmayı anlatmıştı. Bilmem ne inceleme gezisi gibi bir formülle ve bizim paralarımızla yapılan rezillikleri. Orada bazı yerlerde 11-12 yaşında kızların da bulunduğunu anlatmıştı, duyum olarak. Sürüden bazıları onların satıldığı yerlere gitmişler. Amcanın gitmediğine inandım, sonuçta 11 yaşında bir çocukla yatmak, hatta onun satıldığını görmek bile her yüreğin kaldıracağı bir şey değil. Her beğenmediğimiz insana izafe edebileceğimiz bir şey de değil. Ama hala merak ediyorum, o çocuklarla yatan bürokratları biz acaba gazete ve televizyonlarda hangi ünvan ve sıfatlarla gördük, izledik ve kalıplarına bakıp adam zannettik.  
 
Televizyonda bir film izlemiştim. İngiltere'de (diye aklımda kalmış, belki Amerika'ydı) yaşayan bir Yunanlı ailenin eğitimli, yakışıklı, iş güç sahibi, kibar, velhasıl tam beyaz atlı prens olan oğluyla İngiliz kızın büyük aşkını, Yunanlı ailenin tutuculuğu nedeniyle önlerine konan engelleri aşıp evlenmelerini falan izletiyordu yarısına kadar. Sonra adım adım, yavaş yavaş, kocasının diğer işinin illegal çocuk pornosu piyasası için video yapımı olduğunu anlıyordu kadın. Onu takip ederek gittiği "işyerinde" sağda solda duran oyuncaklara yapılan yakın çekimler bile filmin vurgularına güç katıyor, insanın huzurunu kaçırıyordu. Galiba şokların, hayal kırıklıklarının, bunalımların, iç hesaplaşmaların ardından kocasını yakalatıyordu kadın. 
 
O filmdeki aile Yunanlı değil de Türk olsaydı ne kıyametler koparırdık diye düşünmüştüm. Üç vakit geçti geçmedi, özel liselerde rehberlik öğretmenliği yapmış, çocuk rehabilitasyon merkezlerinde çalışmış, sorunlu çocuklarla ilgili derneklere üye olup gönüllü hizmet vermiş Ö. İ. görüntülerle belgelenmiş uzun bir takibin ardından yakalanıp Türkiye'nin gündemine düşmüştü. Galiba biz çocuk pornosu olayıyla bu operasyonla tanıştık. Hep yabancı ülkelerden duyardık. Bu kişinin polisin kaydettiği sorgu görüntülerinden bazı bölümleri -ki bunlarda kişinin düpedüz hasta olduğu ağlayarak anlattıklarından anlaşılıyordu- televizyonlarda izledik. Bu bir sinema filmi değildi. Görüntüdeki adam da Yunanlı değildi. Ö. İ. sonuçta vatan haini olmadığı, yaptıkları da devlete karşı işlenen suçlardan olmadığı için, çıkardığımız gürültüye bile değmeyen, bir yıl kadar bir tutukluluğun ardından özgürlüğüne kavuştu. Geride ruhları örselenmiş, asla normal bir yetişkin olamayacak onlarca insan yavrusu bırakarak... 
 
Yine de Ayfer'in verdiği telefonları bir kenara kaydedelim, böyle konularda "ihbarcı" olmaktan çekinmeyelim. Ö. İ. olayından bu yana, ayrıntılarını henüz bilmesem de hem geçen yıl TCK tamamen değişti, hem de AB hedefi çerçevesinde başka pek çok yeni düzenleme yapıldı. Ayrıca bilerek söylüyorum, ne kadar yatarsa yatsın, tecavüzcüler ve özellikle çocuklara karşı bu suçu işleyenler, hapishanelerin en aşağılık mahkumları olarak yatıyorlar. Ben o kadar yattım, onlarla ancak hastaneye ya da mahkemeye getirilip götürülürken ringde (cezaevi nakil aracı) karşılaşabildim. Diğer mahkumlar onları öldürmesin diye çok ayrı bir koğuşta tutulur bunlar. Varsa öyle birileri, yakalatın, yatsınlar!
Mehmet Ördekçi

8. 01-12-2006 20:43

...
Çok mühim bir konuya değindin Ayfer.Bahsettiğin bazı gerçekler tüylerimi diken diken etti bir kez daha.Telefon numaralarını paylaştığın için de çok teşekkür ederim.Bu konuyu işleyen pek çok yazı okudum gazetede, internette çok azı böyle bir bilgiyi okuru ile paylaştı...
Duygu Yılmaz

Göster 8 8 Yorum

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2008 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved

Eski Sayılar

Google
Web derki.com



Son Yorumlar

Kriz Bir Sonuçtur
aradığımı nihayet buldum
gerçekten emekle hazırlanmış bir yazı...
...

Atatürk ve Sanat
ödev
ii bir site ödevde işime yaradı saolun
...

Aziz Malachy'nin Kehaneti
Çok uçuk...
Sayılarla dört işlem yapılarak...
...

Çocuk Pornosu (mu?)
gzl olmus
cok guzel olmus ve ayrica ulkemizde...
...

Tarih: 22 Aralık 2012
süper :)
"Öyle beyazlar içinde paso ot yeyip,...
...