Yay Dolunayı

3.323 views

Her şey seninle başlamıştı. Sen bunu başkalarına bağladın hep. Gün geldi ailene, gün geldi öğretmenine, gün geldi dostuna, gün geldi sevgiline, eşine. Ancak her şey vazgeçmediğin, devam etmeyi seçtiğin o gece başlamıştı.

Kızdın, istemedin, ittin. Yolu kabullenmedin. Yolunu kabullenmek zordu, uzun bir yoldan gelmiştin zaten. Sadece saçının okşanmasına ihtiyacın vardı ve yürümek istemiyordun. Sonra bir el dokundu. Ayaklandın, ayaklarını sürüye sürüye devam ettin. Bir el dokundu, o el senin yaptığın seçimdi. Sen istedin ki, huzur olsun. Daha çok sorun geldi. Üst üste. Vazgeçmenin sınırındaydın, ancak devam etmeyi seçtin. Bir sezgin vardı ve bu bir umuda dönüştü. Bu umut seni buralara kadar getirdi. Sen getirdin. Herkesin katkıları olmuştur, herkes dokunmuştur sana, ancak en büyük dokunuşun kendi seçimlerin olduğunu bilmelisin. Başkalarını yüceltirken, kendini yargılamayı ve küçük görmeyi bırakmalısın.

Şimdi ‘bir kere daha düşersem, ayağa kalkacak gücü bulabilir miyim?’ diye düşünmekten kendini alamıyorsun, ancak bir bilsen bugünlere gelene kadar nasıl güçlendiğini, bu günler için güçlendirildiğini, bu günlere gelmeyi senin seçtiğini. Zihnin ne kadar gelecek kaygılarını tetiklese de, sis perdesi yoğun olsa da, yeniden doğmayı seçtin. Tüketim çağı seni kendine bağladı ve üretmeyi unutmanı sağladı. Artık bir şeyler üretmeliyim diyor sezgilerin. Üretmediğin her an, büyük boşluğa düşüyorsun. Mesajlar yağıyor her yerden ancak bunu tercüme etmek için zihnini susturmayı başaramıyorsun, çevresel sesler yüzünden. İnançsızlığın var kendine, yoluna. Mesajlar gözünün önüne geliyor ama sen görmek istemiyorsun. Neden? Hangi korkuların esiri zihnin, görmelisin. Bir korkmasan geçmişten sana öğretilenler yüzünden, bir inansan kendine başka ruhlara inandığın kadar, bir görsen zekanı başka zekaları yücelttiğin kadar. Bir dinlesen sezgilerini, başkalarının sezgileriyle yol aldığın kadar. Özgürleşeceksin.

Konuşacaklar. Bak inan, susmadan konuşacaklar. Ancak sen kendini bulduktan sonra, hepsi zırhına çarpacak. Susacaklar. Çünkü kimse beslenemediği kimseye konuşmaz. İstemediklerini duyuyorsan, senden beslenmelerine izin verdiğin için. Yargılanıyorsan, onlara izin verdiğin için. Seni küçük görüyorlarsa, onlara bu gücü verdiğin için. Üstüne basıyorlarsa, onları kendinden çok yaptığın için. Her şey seninle başladı ve seninle devam edecek. Daha kaç kere seni yolundan alıkoymasına izin vereceksin kendi zihninin?

Yay Dolunayı, yeni bir dönem başlattı. Sadece Dolunay değil, gökyüzünün tam olarak matematiksel ölçüleri, yeni bir kapı açtı. Dolunay sadece anahtardı. Işığını yeryüzüne oradan yansıtması gerekiyordu ve yansıttı. Bunu deneyimlemek ve sindirmek zaman alabilir. Hayat bu aralar size, bilmediğiniz yerlerden sorular sorabilir. Bilmediğiniz yönlerinizi ortaya çıkarabilir. İnsanların bilmediğiniz yüzlerini gösterebilir. Bir bebeğin deneyim merakında insanlık. Yeniyi deneyimleme. Yeniden doğduğunun farkındalığında, ancak henüz alışamama durumu. Öğrenmeye aç, bilgiye açık, sezgiye duyarlı. Bilgi her yere dağılmış durumda, her gece inebilir ortak bilinçten, her yerde inebilir size. Sezgileriniz bu dönem size yol gösterecek, çünkü bilmek yetmeyecek. Yeterli gelmeyecek. Ne doğanın güzelliği, ne denizi izlemek. Ne güzel bir tatil, ne de gezmek. Ne para yeterli gelecek, ne sevgi. Artık istediğin, daha önce yaşamadığın bir hissi yaşama isteği. Rüzgar yüzüne çarptığında nasıl hissediyorsan, yağmur damlaları yüzüne çarptığında nasıl algılıyorsan, bu yeni deneyimi de algılıyorsun. Ancak bu tamamen yeni bir deneyim olduğundan, kimseyle paylaşamıyorsun. Kimse anlamayacak diye korkuyorsun, oysa bunu sadece sen hissetmiyorsun, oysa hissettiğin kadar yalnız değilsin. Sadece paylaşmıyorsun. İnsanlar paylaşmadıkları için kendi başlarına sorunlarını çözmeye yöneliyorlar, ancak toplu bir bilinçten gelen her algı, hepimizi farklı noktalardan yakalasa da, hepimize gelmekte.

Harekete geçmen için birçok söz, birçok mesaj, birçok itici güç oluştu etrafında. Ancak bunun tam olarak senin seçeceğin an olacağını bilmelisin. Çünkü sen bilmediğini sansan da, altbilincin oldukça iyi biliyor. Sen zamana ve mekana hapis kalsan da, senin bir parçan bunun dışında ve o çok iyi biliyor seni ve anını. Bu yüzden bu parçana her zaman güvenmelisin. Bir gezi, bir yolculuk, bir uzaklara kaçış seni kendi parçalarınla buluşturabilir. Bir dans, bir sanatsal aktivite, bir müzik, bir yürüyüş sana yolunu fısıldayabilir. Gökyüzü, yeryüzüne bütün gücüyle enerjisel bağlarını yollamakta ve buna bağlanmak için hiçbir şey yapmana gerek yok. Sadece dinle. Sadece dur ve ciğerlerine çek. Gücünü çırpınmaya harcarsan, battığın zaman yukarı çıkacak gücü bulamazsın. Durman gereken yeri bilmeli, durduğun için yargılayanları duymamalısın. Duracağın, batacağın ve yükseleceğin anı kendin seçmelisin.

Farklı bir şeyler deneyimlemelisin. Hiç yapmam dediklerini yapmalısın belki de, hiç gitmem dediğin yerlere gitmelisin, hiç konuşmam dediklerini konuşmalısın. Hiç yazmam dediklerini yazmalısın. Belki hiç affetmem dediklerini affetmelisin. Bir yerlerden özgürleşmen için direnç gösterdiğin bir şeyler yapmalısın belki de, zincirlerini kırmalısın. Gökyüzü şu an bir çok noktada destekleyici, özellikle bugünler. İş, maddi durum, ilişkilerin düzelmesi, iletişim. Her konuda attığımız adımların sonuçlarını alabileceğimiz bir dönemdeyiz. Sert bir giriş olsa da, ortama ayak uydurmaya başlayacağız gibi geliyor. Enerjiyi deneyimledikçe, üstümüze oturdukça sakinleşeceğiz ve değişim bütün umutlarımızı tekrar yeşertecek gibi durmakta.

Herkesin katkısına olmasını diliyorum bu güzel gökyüzü altında. Bütün güzel dualar, yolunuza dost olacak enerjiler sizinle olsun.

Yorum Yapın