Jüpiter Akrep Burcunda

2.715 views

Jüpiter karanlığa hayat vermek, yalanları ortaya çıkarmak ve bizleri gerçeklerle yüzleştirmek üzere Akrep burcuna geçiyor. Peki karanlık bir geçiş midir? Yoksa korkulacak bir şey midir? Karanlık kötü, aydınlık iyi değildir, Karanlıkta görebildiklerinizi, hissedebildiklerinizi, algılayabildiklerinizi aydınlıkta algılayamazsınız. İkisi de olmazsa olmazdır. Hep dediğim gibi ‘Aydınlıkta çevremizi, karanlıkta kendimizi tanıyoruz’. Şimdi ise karanlıkta kalmış yanlarımızı ortaya çıkarma vaktidir. Hep içimizde tuttuğumuz, bizi sıkıştıran, ancak ortaya çıkartırsak insanlar tarafından yargılanacağımızı düşündüğümüz o yanımız, bizim en önemli kapasitemiz olarak ortaya çıkmayı beklemekte.

Psikolojik olarak bir geçişin ortasında olduğumuz için bazı zamanlar zorlanmamız normal. Geçişler bazen kolay değildir, özellikle Akrep etkisi altına geçişler kolay olmuyor. Bir yanda geçmişte tutunduklarını bırakamama, diğer yanda geleceğin belirsizlik kaygısı var. Önünü göremeyen insanların kaygılarının artması sonucu, kollektiften dünyaya yayılan bir kaygı durumu var. Ne olacağını, nereye gittiğimizi, nereye varacağımızı düşünmekten anı kaçırdığımız vakitler çoğalmakta. Çünkü karanlığı deneyimlemekten kaçtığımız için, karanlıkta görme yetimiz yok. Karanlıkta şu an sadece korku yükseliyor, görememekten. Jüpiter geçişiyle bu durum tersine işleyecektir. Çünkü kayıp adalarımızı bulacağız, o adanın içinde özlediğimiz, unutmaya yüz tutmuş yanlarımızı bulacağız. Kara göründü.

Çok kez vazgeçmenin eşiğine geldik, çok kez ‘artık devam edemiyorum.’ dedik, çok kez ‘artık bir şeylerin düzeleceğine dair umudum kalmadı’ dedik. Bugünlere kolay gelmedik. Öyle ki, kaçan uykuların, biten ilişkilerin, yalnızlığa çekilmenin, içimizdeki nefretin büyümesinin nedenini çok düşündük. Kendimizi ‘hasta’ ilan ettik. Öyle ya, herkes mutlu görünüyordu ve Dünyadaki tek mutsuz olan bizmişiz gibi hissettik, hissettirildik. Çünkü çevremiz yalanlarla dönüyor, samimiyetsizlik yükseliyor, insanlar olmadığı bir insan gibi davranıyordu ancak biz bunu görmek yerine kendimizle büyük bir savaş halindeydik. Karşımızda büyük bir ayna vardı ve biz kendimiz hariç herkesi o aynada görüyor ve kendimizi karşılaştırıyorduk. Gördüğümüz tek ‘başarısızlık’ idi. Ancak aynadaki herkesi bizim yansıttığımızı göremedik. Farklı kişiler, farklı mesajlarla geliyordu ve bizim gözümüz sadece onlarda olup, bizde olmayanı görüyordu. Aydınlıkta yansıyan bu yanı sevmemiştik. Sonra ışıklar sönüyor, ayna görünmüyordu. Kendimizi fark etmeye başladık. Bir kapasitemiz vardı, ancak bunu o aynaya nasıl yansıtacağımızı bilmiyorduk, çünkü o ayna artık bizim değil, başarısızlık haykırışlarıyla doluydu. Şimdi aslında bunun bir geçiş olduğunu ve başarımızın geleceği noktaların bu geçişlerden geldiğini göreceğiz.

Sezgilerimiz en üst noktaya ulaşacağı bu dönemde, mantıktan ziyade sezgisel kararlar bizi daha ileriye taşıyabilir. Hislerimiz oldukça yoğunlaşacaktır. Duygularımızı en üst seviyede yaşayacağız, ancak bu artışların içinde öfke olmaması için dönüşümden geçmiş olmamız mühimdir. Eğer bu enerjimizi öfkemize, nefretimize yansıtırsak yerimizde sayabiliriz, sezgilerimizden yararlanacağımıza kendimizi büyük bir kaosun içinde bulabiliriz. Bu kaos bu sefer hepimizi içine alabilir, bu yüzden öfke ve düşük frekans boyutundan değil, sevgi, anlayış ve yüksek frekanslardan işlev görmeliyiz. İçinizde kopan fırtınaları dindirin demiyorum, içinizde kopan fırtınaları katkınıza dönüştürebileceğinizi söylüyorum. Bir fırtınanın içindeki enerji sizin hayat enerjinizi yükseltebilir. Öfkesel kaostansa, sezgisel kaosun enerjisiyle ileriye açılan kapıyı görebilirsiniz.

Mistik bir boyuta geçeceğiz. Bu boyut yeni olduğu için şu an algılarınız sizi zorluyor olabilir, bu da bedensel-uykusal-enerjisel ve iletişimsel zorluklar çıkarıyor olabilir. Ancak bu geçişle birlikte çok daha şeffaf ve adaletli bir sürece gireceğimiz için bu ufak zorlukları aşmak için elinizde bir umut olabilir. Ne hissettiğinize, ne algıladığınıza bu dönem dikkat edin, çünkü yüksek ihtimal gerçek çıkacaktır. Enerjisi düşük insanları ya dönüşmesine ve yükselmesine yardımcı olun ya da onlardan uzaklaşın. Çünkü herkes aynı seçimi yapmayacak bu süreçte. Kimileri düşük frekans hayatlarında görmez gözler ve hissetmez kalplerle yaşamayı devam etmeyi seçecektir. Bu yüzdendir ki, kimseyi yargılamayın, kimseyle sonu olmayan tartışmalara girmeyin, sadece uzaklaşın.

Hazır mısınız? İçinizde görmek istemediğiniz, derinlere gömdüğünüz her şeyin ortaya dökülmesine? Gücünüz var mı kendinizle yüzleşmeye? O güç, en güçsüz hissettiğiniz anlarda saklı. O güç en korktuğunuz kaygılarda. Ona ulaşmak için çok yoruldunuz. Şimdi gücünüzü görme vakti. Görmek için çırpındığınız, içinizdeki boşluğu dolduracak o çiçek filizlenmekte.

Artık insanları kandırmak kolay olmayacak, insanlar artık daha fazla araştıracak, daha fazla sorgulayacak, daha fazla olayın içeriğine bakacak. Bu yüzden çok fazla gerçek ortaya çıkacaktır. Gerçekliği deneyimlemeden önce, sahtekarları önümüze serecek gökyüzü. Bu yüzden gündem hiç olmadığı kadar yoğun olacaktır.(özellikle bu 3 ay)

Jüpiterin yaydığı bolluk, bereket enerjisi sizinle olsun. Sevgiler.



1 Yorum

Yorum Yapın