Binlerce yıllık bir geçmişi barındıran, onlarca medeniyetin beşiği olan İstanbul, bugüne kadar çok sayıda öyküye, romana, bilimsel araştırmaya konu olmuş, büyük imparatorluklara başkentlik etmiş, dini merkez olmuş, boğazıyla tarih boyu önemli olmuş bir kent. "Musa'nın asası", "Muhammed'in emanetleri" ve bir rivayete göre "İsa"nın haçı" burada. Nostradamus'un İstanbul hakkında kehanetleri var. Mitler var İstanbul üzerine. Napolyon'un, "Eğer dünya tek bir ülke olsaydı, başkenti İstanbul olurdu" dediği biliniyor. Yüzyıllar boyunca devletlerin ve dini yönetimler, kahinlerin yeryüzündeki bütün şehirlerden daha fazla şan ve üne kavuşacağını kehanet ettiği, pek çoklarınca “Şehirlerin Kraliçesi” olarak nitelendirilen İstanbul'a sahip olmayı arzuladılar.
330 yılında Bizans İmparatoru Konstantin kenti kurarken müneccimlerine danıştığı söyleniyor. İstanbul’la ilgili kehanete dayalı sayısız öykü var. İstanbul’un kehanetlerini roman haline getiren arkeolog-yazar Nihan Azizlerli’ye göre Bizans halkı kehanete çok düşkünmüş. Kehanet yazdığı söylenen sütunlardan biri Cerrahpaşa'daki Arcadius Sütunu. Bugün Beyazıt'ta olan ve neredeyse hiç kalıntısı kalmayan Theodisius Sütunu ise çok ilginç çünkü halk onun üzerindeki resimlere mana yüklemeye başlıyor ve herkesin o sütuna bakınca bir süre sonra hayatından bir sahneyi orada gördüğüne inanılıyormuş. Bizans Dönemi'nde kentteki pek çok sütuna ve tarihi anıtlara anlamlar yüklenmiş. Üstelik tılsımlı olduklarına inanılan sütunlardan Evliya Çelebi de bahsediyor. Bizans döneminden iki sütun Theodosius ve Arcadius sütunları üzerinde kentin tüm geleceğinin yazılı olduğu kehanetinde bulunulur. Kitapta bahsi geçen ve bir kısmı gerçekleşen İstanbul kehanetlerinden birinde Konstantin’in müneccimi Valentius'a atfedilen bir kehanet vardır ki, hayli manidardır: "Bu şehir ve taht, senin ve neslinindir. Ta ki gemiler karadan yürüyünceye dek!" Bilindiği gibi Osmanlı İmparatorluğu, kenti Bizans İmparatorluğu'nun elinden gemileri karadan yürüterek aldı. Bizanslı bir müneccimin, 'İstanbul'u fetheden, kendi soyunun yedinci imparatoru olacak.' dediği de söylenir. Bizans yıkıldığında tahtta bulunan son Konstantin yedinci imparatordur ve Fatih Sultan Mehmet, Osmanlı'nın yedinci Padişahıdır.
Bir de Kehanetleriyle Türkiye’de son dönemde gündeme gelen büyük bir kâhin olduğu düşünülen Müştak Baba'nın kehanetleri arasında da İstanbul ile ilgili olanlar var. Müştak Baba, dünyanın ilgisini ilk kez Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunan divanının tek bir satırının gizeminin çözülmesinden sonra çekmiş olan bir kahin. Müştak Baba şiirlerini; gizemleri, kehanetleri bir çözüm anahtarının ardına gizleyerek yazardı. Bu şiirlerdeki kehanetlerinin amacının, özellikle Türkleri ve dünyayı ileride karşılaşacakları konusunda uyarmak olduğu açıktır. O çözülen tek bir satırda Müştak Baba, Ankara kelimesi bile kullanımda değilken yüz yıl kadar sonra, 1923 yılında Ankara'nın Türkiye'nin başkenti olacağı kehanetini yazmıştı. Çözümleme yöntemini bilen uzmanlar, Müştak Baba'nın çok net ifadelerle ve kesin tarihler vererek kehanetlerde bulunduğunu söylüyorlar. Bu uzmanların önde gelenlerinden biri olan Serhat Ahmet Tan, Müştak Baba'dan yeni çözümlemeler yaptı ve son kitabında İstanbul'un tekrar başkent olmasıyla ilgili kehanetlere yer verdi. Kehanet çözümlemelerinde, İstanbul'un tekrar Osmanlı dönemindeki gibi başkent olmasıyla Ankara'nın bir sınır şehrine dönüşeceği de söyleniyor. Araştırmacı-yazar Serhat Ahmet Tan’a göre, Türkiye kendisine Doğu'dan bir tehlike gelmekte olduğunu düşünerek başkentini daha batıya yani İstanbul'a kaydıracak, Türkiye ve İsrail, İstanbul'un başkent olmasından itibaren daha yoğun olmak üzere birçok alanda rekabet içine girecekler. Müştak Baba'nın deşifre edilen kehanetleri arasında Türkiye'nin 2011 yılı sonlarında Kuzey Irak'a gireceğinin de bulunduğu iddia ediliyor…
Tüm bu kehanetler, yakınlaşan zamanlar ve konuyla ilgili astrolojik olarak kısa değerlendirmelerde bulunduğum makale üzerine Türkiye’nin saygın dergilerinden Yeni Aktüel’den aldığım röportaj teklifi beni 2010 yılında Kültür Başkenti olarak dünyanın ilgisini her zamankinden daha fazla çeken İstanbul’un astroloji haritasını daha detaylı incelemeye itti.
İstanbul'un Astrolojik Haritası
İstanbul'un astroloji haritasını çıkartırken, İmparator Konstantin tarafından Roma İmparatorluğu’nun başkenti olarak kurduğu, anıtlarla donatarak resmi açılışını yaptığı 11 Mayıs 330 tarihini esas alıyorum. Pek çok ülke, kurum ve kişilerin astroloji haritalarının bilgilerinin arşivlendiği www.astrotheme.com sitesinde resmi açılış saati 16:00 olarak verilmiş. Bu ana yönelik astroloji haritasını incelediğimde, Terazi burcunun yükselmekte olduğunu görüyorum. İstanbul’un kuruluş anında estetik ve güzelliğin, çekicilik ve zarafetin burcu olarak, asıl amacı dünyaya güzellikler getirmek olan, sanatla ve modayla, lüks ve zevk içeren şeylerle, gelişkin bir zevk ve sosyal paylaşımlarla bağdaştırılan bu burcun yükseliyor olması gayet doğal.

Terazi burcunda, yükselen burç derecesine yakın yerleşimde bulunan Güney Ay Düğümü, kuruluş anı haritasının tepe noktasında güzelliğin ve çekiciliğin sembolü, yükselendeki burcu ve Güneş’in yerleştiği Boğa burcunu yöneten Venüs’ün olması, üstelik astrolojide “en büyük iyicil” olarak tanımlanan Jüpiter ile birleşmesi, bu kavuşumun Tepe Noktası’na çok yakın, Venüs ve Jüpiter’in her ikisinin de asalet kazandığı Yengeç burcu gibi dişil enerjiyi temsil eden bir burçta olması, yüzyıllar boyunca devletlerin ve dini yönetimlerin İstanbul’a sahip olma arzularını çok güzel açıklıyor. Venüs ve Jüpiter klasik astrolojide “iyiciller” olarak tanımlanırlar ve bir astroloji haritasında kavuşum yapıyor olmaları büyük şans, bolluk ve bereket, zenginlik göstergesi olarak kabul edilir. Bu ikilinin Yengeç burcunda ve İstanbul astrolojik haritasının inançlar ve kültürlerle ilgili alanında kavuşuyor olması, farklı kültür ve inançlardan insan topluluklarının bir arada kardeşçe ve büyük bir aile gibi birbirlerine bağlı, iç içe geçmiş bir biçimde yaşamalarına işaret etmektedir. 1453 yılında Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet’in fethinden bu yana İstanbul, tarihi ve kültürel dokusunu muhafaza eden, farklı inanç ve kültürlerden insanların bir arada uyum içerisinde yaşadığı bir hoşgörü merkezi olmuştur. Yükselen’deki Terazi burcu ve Yengeç’teki Venüs-Jüpiter kavuşumunun astroloji haritasının 9. evine düşüyor olması bunu muhteşem bir şekilde ifade etmektedir.
İstanbul’un astroloji haritasında Ay’ın Aslan burcunda ve görünen bir alanda yerleşmiş olması, İstanbul’un kendisine yüzyıllar önce yakıştırılmış ‘Şehirlerin kraliçesi’ lakabını hatırlatıyor. Bu yerleşim, İstanbul’un dişil enerjisini baskın bir şekilde yansıtan ve benzerlerinin yanında çok daha fazla dikkat çekerek parlayan bir profil çizmesinin yanı sıra, bunca yıllık tarihi boyunca yönetimde söz sahibi ya da etkin olan güçlü kadın figürlerinin de göstergesi aynı zamanda. Önümüzdeki yakın süreçte, özellikle de 2012-2013 yıllarında Ay derecesinin transit Uranüs tarafından uyumlu açıyla desteklenecek olması, İstanbul’un bu lakabına yaraşır bir süreçte olduğunu, bu önemli yükseliş döneminde olduğunu, bu şehirde yaşayan güçlü kadın figürlerinin, dernek ve organizasyonlarının daha fazla öne çıkacağını göstermektedir.
İstanbul için kehanette bulunan kahin ve müneccimler, bu kentin yeryüzündeki bütün şehirlerden daha fazla şan ve üne kavuşacağını söylemişler. İstanbul’un astroloji haritası ve bu dönemde aldığı astrolojik etkiler, yüzyıllar boyunca hakkında söylenenleri yanlış çıkartmamış olan İstanbul’un yeni bir zirve dönemine çok yakın olduğunu gösteriyor. Astrolojik göstergelere göre İstanbul’un zirve yılı 2013 olarak gözüküyor!
İçinde bulunduğumuz günlerde Boğa burcunda gerilemekte olan Jüpiter, 2011 yılı Aralık ayı sonlarında direkt hareketine dönecek ve İstanbul’un astroloji haritasının Güneş derecesine doğru hareket etmeye başlayacak. Jüpiter transitleri bolluk ve bereket, tanınma ve fırsatlar getirir. İstanbul’un astroloji haritasının mali standartlarla, dış kaynaklardan elde edilen gelirlerle ilişkilendirilen alanda yerleşmiş Güneş derecesinin üzerinden bu etkileri olan Jüpiter’in 2012 yılı ilkbahar aylarında geçiş yapacak olması bu tarihlerde şehre gelir artışının yanı sıra, popülerlik artışı da getirecek. Tabii bu geçişin sadece olumlu getirisi olmayacak. Abartılı harcamaların sorun çıkartabileceği, menkul kıymetler borsasında yüksek beklentilerin ve aşırı risklerin bedelinin ağır olabileceği de bir gerçek. Zira Jüpiter Güneş derecesi üzerinden geçerken, Güneş-Satürn-Neptün arasındaki T-kare açı kalıbını da aktif etmekte, finansal alanda beklenmedik iniş-çıkışlara işaret etmektedir. Yazının ilerleyen kısımlarında ekonomik türbülansların zamanlamasıyla ilgili öngörülerime yer vereceğim.






