Güneş Tutulması ve Sen

1.579 views

Nereye aitsin? Nereden geldin? Neler getirdin? Kendi hediyelerini taşıyan sen, kimlerin himayesi altında hissettin kendini? Öğrendiklerin, getirdiklerini dışarıya yansıtmana engel oluyorsa, gördüklerin ve sana söylenenler kapasiteni ortaya çıkarmana engel oluyorsa, sana ait olmayan hangi bilgilerin esirisin.

Ait olduğumuz yer ile şu an bulunduğumuz yerin kesişim noktasındayız. Bir ayağımız orada, bir ayağımız burada, anlık duygusal değişimler, şu an olduğumuz kişiyi kabullenememe, daha fazlasını isteme, eksik bir şeyler olduğunu bilme ve ona ulaşma çabası. Hissediyoruz çağın değiştiğini, hissediyoruz bir şeylerin, bizi bir yere yönlendirmeye çalıştığını, ancak anlam veremiyoruz. Çünkü bunlar bütün bildiklerimizin dışında, çünkü kendimize odaklanacak zaman bulamıyoruz. Nerede uyanmak isterdiniz? Hangi ruh haliyle uyanmak isterdiniz? Hangi uyanış sizi tatmin ederdi? Bunların hepsine cevabımız var, ancak cevaplar o kadar uzak geliyor ki, inançsızlık giriyor araya. İnançsızlık, özgüven eksikliği yaratıyor, ulaşmak istediğimiz noktanın uzaklığı ve yorgun ruh hali, yeniden başlangıçları kabullenmiyor. Çok uzun bir yoldan geldik ve tekrar başa sarmak istemiyor hallerimiz. Çünkü başlangıcın kafamızda çizdiği resim aynı döngülerin tekrarlanacağı şekilde.

-Ya bu başlangıç tam istediğin hayata açılan bir kapı olacaksa?

*Tekrar kendini ifade et, tekrar uğraş, tekrar anlat, tekrar alış.. Hayır Yiğit! Çok zor. Bu güç bende yok.

-Başlangıçların tekrardan ibaret olduğunu sana düşündüren nedir? Geçmişini kontrol ettiğinin ve anılarına göre geleceğini inşa ettiğinin farkında mısın? Geçmişinden veya şu andan neyi bırakamıyorsun? Biliyorsun işte, biliyorsun nelere, kimlere tutunduğunu. Kendine itiraf et ve kurtul artık.

Kontrolcülük. Hani, misafir kendini rahat hissetsin diye her an kontrol edenler vardır. İyi misin? Rahat mısın? diye.  Aslında rahat hissettirmek isterken, daha çok rahatsız eder. İşte ev sahibiniz, zihniniz. Zihniniz her an soru sormakta ve size alan bırakmamakta. İyi misin? Değilsin. Mutlu musun? Hayır, daha iyisini hak ediyordun. Onlar seni seviyor mu? Hayır ilgi göstermiyorlar sana işte. Görmüyor musun? Bir şeyler yapman lazım, herkes koşuyor sen yatıyorsun. Bir şeyler yapman lazım. Rahat değilsin. Bulunduğun yer, bulunmak istediğin yer değil. Tıkıldın kaldın bir zamanda, sen bu zamana bile ait değilsin. İnsanlar neler yapıyor baksana. Sen yaşadığını mı düşünüyorsun? Ahh Dünya çok kötü, sen bu dünyaya göre fazla iyi kalplisin, bu dünyayı sen düzeltemezsin. Boşver. Bırak. Sen hiçbir şeyi düzeltemezsin. Ev sahibiniz, sizi manipüle etmeye devam etmekte, yani kendiniz. Bunu görmeniz ve farkında olmanız, sizi oradan çıkartabilir. Çünkü, her şey farkında olmadığımız için üstümüze gelmekte. Çünkü bilincin olmadığı yerde, bizi bir deneme tahtası yapmak için bekleyen virüsler var. Pompalanıyor her yerden negatiflik. Son umutlarımız da, dünyanın iyileşemeyecek kadar hasta olduğuna inanmamız ile bitsin isteniyor. HAYIR! Son nefes, son nefesime kadar iyileşmek için yürüyeceğim. Ben iyileştiğim vakit, dünya da iyileşecektir. Madem acı yüksek, bu acıyı dindirecek çareler üreteceğiz.

Bu tutulma kontrolcülüğünüzü fazlasıyla arttıracaktır, bu da zihninizin daha aktif olacağı anlamına gelmekte. Her şeyi kontrol edemeyiz, bu yüzden önceliğimiz kendi hayatımıza odaklanmak olmalı. Köklerimizden bugünlere getirdiğimiz acıları değil, mağdurluğu değil, kapasitemizi ve gücümüzü ortaya çıkarmalıyız. Ancak burada unutulmaması gereken şey, duygularımızı açığa vurmamız gerektiğidir. O an hangi duygu durumundaysanız, bırakın aksın, duyguların akışkanlığını kesmek sizi bir volkana çevirebilir. Duyguların tıkanması, çevre yüzünden o an duyguları kontrol altında tutmak, daha sonra yüksek patlamalara yol açabilir. Her duygu halinize izin vermeli ve çevrenizi düşünmemelisiniz. Bu sizin anınız, bu sizin duygunuz ve yaşanması gerektiği yerde ve zamanda yaşanmalı. Kimler için kendi hayatınızdan ödün veriyorsanız ve yaşayamıyorsanız, bu süreç buna izin vermeyecektir. Burada aile bağları önem kazanacaktır, ailenize karşı sorumluğunuz, olduğunuz yere veya topluluklara karşı sorumluluklarınız üstünüze gelebilir. Ancak bunların hepsinden özgürleşebileceğimiz bir süreçteyiz ve özgürlüğünüz sizin elinizde.

İlişkiler ve maddi durum olarak sağlam adımlar atmanız, gelecek zaman için önemli görünmekte. Katkı dolu anlaşmalar, yükselişler, ilişkiler için doğru bir zaman olabilir bu dönem. Bu da sizi ruhsal olarak çektiğiniz sıkıntılardan bir nebze uzaklaştırabilir. İlişkilerinize önem verin, geride bıraktığınız ilişkilerden sıyrılın ve diyetini ödediğiniz geçmişinize veda edin.

Ödediniz. Artık o insan değilsiniz, kendinizi yargılamaktan, yaptığınız hatalara takılı kalmaktan, acaba yine mi yanlış seçim yaptım düşüncelerinden kurtulmanız için bir şans bu dönem. Eski sen, bu seni kabullenemiyor olabilir, sana inanmıyor olabilir, geçmişten gelen zihinsel söylemlerle seni yolundan alıkoymaya çalışıyor olabilir, yeniden başarısız olacağına dair düşünceleri sana empoze etmeye çalışıyor olabilir, ancak sen bu oyunlara gelmeyecek kadar bilinçlendin. Çünkü sen artık ‘Başarı’nın, ne ailenin seninle gurur duyması, ne çevrenin seni onaylaması, ne de toplumun seni kabul etmesi olmadığını biliyorsun. Çünkü sen kendini, kendin gibi ifade edebilmenin tadını aldın ve başarıya giden yolun buradan geçtiğini biliyorsun. Çünkü özgürlüğün uçmakta veya koşmakta olmadığını, özgürlüğün kendin gibi görünmekte olduğunu, asıl özgürlüğün kimin seni yargılayacağını düşünmeden ‘ben buyum.’ diyebilecek kadar kendini iyi-kötü veya karanlığın ile bile kabullenecek olgunluğa erişebilmekte olduğunu gördün. Sen busun ve kendinle gurur duyuyorsun. Bilinçsizliğinin, seni yargılamasına izin verme.

Bu tutulma, üçlü tutulmanın başlangıcı. İlk atış, ilk vuruş. Bu yüzden anlamlandıramadığınız duygu yoğunluğu, rüyalar, öfkeler, gitgeller, enerji düşüş veya çıkışları normaldir. Normal olmayan bunu kendinizde bir sorun olarak algılamanızdır. Çevrenizin bu durumları yaşamanıza izin vermemesidir. Hiçbir şey yapmak istemeyebilir, birden çok şeyi aynı anda yapmak isteyebilirsiniz, bu sizi dengesiz yapmaz. Enerjiniz çekiliyor gibi hissedebilir, bütün gün yatmak isteyebilirsiniz veya bir anda kırlarda koşmak isteyebilirsiniz. Bu durumları kontrol etmek yerine, o an akışta nasıl gelişiyorsa izin vermelisiniz. Şu an her şey olması gerektiği gibi olmakta.

Bu günlere gelmek kolay olmadı biliyorum, çok şey yaşandı ve çok bedel ödendi biliyorum. Ne zaman ayağa kalkacak gücü bulsanız, sizden çekip almak isteyenler oldu ve olduğunuz yerde kaldığınızı hissediyorsunuz biliyorum. Öyle dostlar var sandınız ki çevrenizde ve size el uzatılmadı ki, hayalkırıklığınız her geçen sene yükseldi insanlara karşı. İçinizden bir şey kopardılar. Çok giden oldu sizden ama şimdiye yer açmak için. Ağlamak istediniz, engellediler, isyan etmek istediniz şimdi olmaz dediler. Ne duygularınızı yaşayabildiniz, ne kendinizi. Karadeniz gibisiniz. O şarkıda söylenen Karadeniz.

”Hey gidi Kaaaradeeniz, doldi da taaaşamaadiii.”

Şimdi kendinden taşma zamanı, şimdi özgüvenine ulaşma zamanı. Şimdi, senin zamanın. Yüksel ve yaşa. Çünkü elinde kalan benliğin, sana güveniyor. Bunca zaman güvenini boşa çıkartanlar gibi olma kendine karşı. Ait olduğun yerin de, ait olduğun zamanın da, kendini bulduğun zaman, kendinde olduğunu göreceksin. Bunu sana uzaklarda aratan hikayelerden çık ve kendi hikayeni yaz. Uzaklarda arama. Çünkü kendinden uzaklaşanlar, başkalarının hayatlarında yaşar. Selam olsun.

Yorum Yapın