Dolunay – Tutunduğum Ay Işığı

973 views

Gece başını yastığa koyduğundaki yalnızlıkta bulacaksın kendini. Kendinle kalacaksın ve bir şeyi fark edeceksin. Koskoca bir yalanı belki, kendin hariç herkesi kandırabildiğini fark edeceksin, zihnini ve geleceği kandırabildiğini fark edeceksin. Hayallerinin bile belki sana ait olmadığını fark edeceksin. O gün geldiğinde ise bunu hayal etmemiştim diyeceksin, hayal ettiğim zaman beni daha çok mutlu ediyordu diyeceksin. Gerçekleştiğinde ise burun kıvıracaksın. Geçmişi bugüne taşımanın ağırlığını fark edeceksin. Tutunduklarını fark edeceksin, vazgeçemediklerini.

Geceyi aydınlatan ay ışığı tam olarak sana yansıyacak ve karanlıklar ardına saklandığın yerin ışıldamasından korkacaksın. Peki, kendi ışıltısından korkan bir insan ne kadar değiştirebilir her şeyi? Kurduğu düzeni bozmayan bir insan ne kadar ilerleme kaydedebilir? Her şeyden şikayet edip ama hiçbir şeyin yerini değiştirmeyen bir insanın şikayete devam etmeye hakkı var mıdır? Ay ışığı denizi aydınlattığında izlemekle yetinmek yerine, seni aydınlatmasını ister misin? Seni aydınlattığında belki yargılayacaklar, belki sevmedikleri yönlerin ortaya çıkacak, belki insanlara eskisi kadar sempatik görünmeyeceksin ama kendin olacaksın. Bunun verdiği özgürlüğü sana hayatındaki hiçbir insanın veremeyeceğini biliyorsun.

Hayatın tıkanmış gibi hissedebilirsin, hayatındaki kişilerin varlığını sorgulayabilirsin, bir şeyin veya bir kişinin varlığının hayatında yarattığı tokluk ile yok olduğunda bıraktığı boşluğun etkisini düşünebilirsin. Hangisi ağır basıyor? Tutundukların neler? Korkuların neler? Hayatına aradığın ortak, yalnızlık korkunun yarattığı bir kişilik mi? Yoksa gerçekten beraber yürümek istediğin biri mi? Birileri mi? Dolunay anlaşıldığı üzere ikili ilişkiler üstünde büyük etkiler bırakacaktır. Buna hayatınıza kattığınız insanlar da, uzaktan hayatınıza etki eden insanlar da dahildir.

Öyle bir zaman ki, ne ufak sebeplerden gönül koyana laf anlatmaya, ne gereksiz yargı ve rekabete, ne enerjini düşüren insanlara, ne de hikaye dinlemeye zaman var. Yola çıkıldı, yürümek isteyene yanın, engel teşkil edene kapın açık olsun. Uğurla. Çünkü artık ya senin zamanın başlayacak, ya da hikaye dinlerken kaçan trenleri izlemeye devam edeceksin. Aydınlan, yeteri kadar uyuduğunu düşünüyorsan. Yeteri kadar uyumadığını düşünüyorsan, uyumaya devam edebilirsin, ancak uyanmayı istiyorsan bir seçim yapmalısın. Bu seçim sana ait olmalı, bu seçim ‘sevdiğim insanlar mutlu olsun’ seçimi değil, ‘bir kere de ben mutlu olayım.’ seçimi. Şu an kendini yokmuş gibi hissediyorsan, şu an kendini var edemiyorsan, şu an seni görmediklerini düşünüyorsan, şu an isyan edecek bile gücü hissetmiyorsan, değiştirmen gerekenler var demektir. Buna da çevren dahildir. Buna sevdiğini düşündüğün insanlar da dahildir. Buna sonunda yalnız kalmak da dahildir. Artık kendi değerini fark eder misin?

Dolunay yüksek bir enerji ile gelmekte. Öyle ki, bu enerjiyi algılamak bile seni bazı konularda harekete geçirebilir. Yattığın yerden kaldırabilir, söylemek istediklerini söyletebilir. Hiçbir şeyi değiştiremeyecekmişsin ve her şey böyle devam edecekmiş hissini yırtıp atabilirsin. Hep böyle gitmeyecek, hep böyle yalnız hissetmeyeceksin, hep böyle maddi olarak nasıl düzeleceğini düşünmeyeceksin, ilişkinin nereye gittiğini düşünmeyeceksin. Ya düzelecek her şey, ya değiştireceksin ama bu kısır döngüyü artık kıracaksın. Üzülmeye vaktimiz olsaydı, seninle sabaha kadar ağlayabilirdim, acıyı hissetmeye vaktimiz olsaydı senin acına ortak olacak milyonlarca insan var, oturup bir şeylerin değişmesini beklemeye vaktimiz olsaydı ömrün boyunca seninle beklemeye hazır insanlar var, ancak o kadar çok bekledik ki bu treni, artık binip yola çıkmanın vakti. Bu enerjiyi kullanmanın vakti. Hareket.

Dolunay ile ilişkilere giriş. Evet, ilişkiler baştan başlayacaktır. Yeniden tanıyacaksın karşındakini, yeniden keşfedeceksin çevrendeki insanları, yeniden başlayacaksın iletişim kurmaya ve bu iletişim hiç olmadığı kadar dürüst olacaktır. Bu yeni bir sen oluşturmaya başlayacak ve hayatı farklı bir bakış açısıyla görmeye başlayacaksın. Çünkü içinde tuttukların artık dışarıya çıkmış olacak ve yeniye yer açılacak. Doldun. Susmaktan, kendini ifade edememekten ve karşındaki insanların anlayışsızlığından. Ancak artık bir şeylerin değişebileceği bir dönemdeyiz ve bunun başlangıcı senin adımınla olabilir. Cesaret.

Dolunay sana sırdaş olmaya geliyor. Kafanın içindeki o nereye ait olduğun ile ilgili düşüncelerini dinlemeye ve belki de yol göstermeye. Yeniden doğuşuna şahitlik etmeye geliyor. Çünkü sana kimse şahit olmuyor, çünkü insanlar gördüklerini söylemekten, değişimini, iyiye doğru gittiğini söylemekten acizler. Çünkü senin iyiye doğru gittiğini söylerlerse, kendilerini küçülteceklerini düşünüyorlar. Çünkü, senin başarılı olduğunu ve çok fazla yol kat ettiğini söylerlerse, yarışı önde tamamlayacağını düşünüyorlar. Çünkü insanlar kocaman bir yalanı bayrak yapmış, kendilerini bayrak yarışına sokmuş ve koşuyorlar. Sana da geçerken, ‘seninleyim, yanındayım.’ diyorlar. Ben sana şahidim, senin buraya gelirken çektiğin her çileye, vazgeçmeyişine, yorulduğun anlarda bile umudunun peşinde koşuşuna, her şeyi sonlandırmak isterken yeniden başlayışına, ne olursa olsun kötü bir insan olamayışına, yalnız kaldığında ağlayışına, haykırışlarına, yeter artık deyişlerine, zihninin deliliğe gidişine, kendini yok edişine ve tekrar var edişine ama hiçbir zaman kendini ve yolunu terk etmeyişine ben şahidim. Bu ay ışığı da dünya üzerine attığım imzamdır. Şahitlik.

Dolunay, hayatında yoluna bir türlü koyamadığın her konuya yetişebileceğin bir enerji yayarak geliyor. İlişkilerin, yalnızlığın, işin, işsizliğin, ailen, çevren, arkadaşların, günlük yaşantından zevk alamamaların, maddi durumun ve ruhsal durumun. Her şey nasıl bazen üst üste gelip, hayatın dağılıyormuş gibi hissediyorsan, şimdi de her şey üst üste gelip toparlanıyormuş gibi hissedebilirsin. Belki yavaş olacak, belki tek tek olacak ama bazı şeylerin değiştiğini hissedeceksin, bu sana devam etme gücü verecek. Burada hayatından çıkanlar olabilir, hayatına girenler olabilir, yine mi kötüye gidiyor bile diyebilirsin, ancak günlük gitgellerinin buna engel olmasına izin verme. İnancın sallanıyor her şeye biliyorum, ancak kendine bir şans daha ver ve yarın yeni bir gün olsun.

Kimse sana ‘bana tutunuyorsun’ demeyecek, sen fark edene kadar. Ay ışığı söylüyor, ‘bana tutunma, benim ışığıma tutunma, çünkü ben geçiciyim, beni başlangıç say ve kendini aydınlat.’ Kimse sana ‘benden git.’ demiyor, Çünkü muhtaçlık enerjisi yayıyorsun ve insanlar bunu çook seviyor. ‘Bana muhtaç.’ Değilsin. Bunu onlara göstermek için kendini aydınlatmalısın en çok, çünkü sen aydınlandığın zaman göreceksin insanların gerçek yüzünü, o zaman göreceksin özgürlüğü. Sen kimseye muhtaç olmayacak kadar özelsin ve kimsenin ışığına ihtiyacın olmayacak kadar ışığın peşindesin. Bu yol, senin yolun ve bir daha geri dönmeyeceğin kadar sana ait. Bu yolda seveceğin insanlar olacak, yardımcı olacağın, el uzatacağın ama muhtaçlık hissetmesine izin vermeyeceğin insanlar olacak. Umut mu istiyorsun? Umudun, aydınlatacağın her insanın, geçmişte yaşadığın o karanlıklarda hissettiğin yalnızlığı hissetmeyeceğini düşün. İyi ki varsın. Sevgiler.

Yorum Yapın