Balık Yeniayı – Sürgün

965 views

Yürüyordun. Dünyaya sürgün edilmiş de, neden sürgün edildiğini bulmaya çalışan ruhlar gibi dolaşan insanlara baka baka ve ne kadar kalabalık olduklarını düşüne düşüne. Bir noktada yakalandın, çünkü buraya ait hissedemediğin bir an gördün onları. Ne yapmış olabilirim bunları yaşamak için, bunları görmek için diye soruyordun kendine, oysa bu sürgün değildi. Bir varmış, hiç yokmuş. Bir vardın, hiç yoktun. Bir bedenindeydin, bir zaman hiç olmuyordun. Bu çatışma, sürgün hissettiriyordu sana, çünkü hayalindeki yaşam bu değildi. Hayalindeki insanlar bunlar değildi. Hayalinde kurduğun gelecek ise buna hiç benzemiyordu. Karanlıktan şikayet ediyordun ama kendi karanlığınla yüzleşmekten de korkuyordun. Bir yanını hapis etmiştin, bir yanını yok sayıyordun, oysa o da diğer yanın gibi büyüyordu. Büyüdükçe kontrol altına almak zorlaşıyordu, o büyüdükçe çevren küçülüyordu. Sana neler oluyordu? Bilmiyordun.

Uyumlanıyoruz. İyiye veya kötüye, aydınlığa veya karanlığa, ne kadar ikilik varsa neye yaklaşırsak ona uyumlanıyoruz. Kendimizi ise arka planda bırakıyoruz. Çünkü bize ait olmayan hiçbir şeyin sorumluluğu da bize ait değildir düşüncesine sahip olabilir miyiz? Dünyaya ait değilmiş gibi hissetmenin altında, ait hissedersen ona karşı bir sorumluluğun olacağı algısı yatıyor olabilir mi? Yeryüzünü kabullenmemek, kendini kabullenmemektir. Kendimize karşı sorumluluklarımızı yerine getirmemek için bir kaçış yolu olarak kullanıyor olabilir miyiz bunu? Şimdi sürgün müyüz? Yoksa var olmamak adına mı böyle hissediyoruz? Kendimizi tamamlamamak adına, çünkü kendimizi tamamlarsak, kendimizi tanıyacağız. Oyun bitecek gibi mi geliyor? Bu dünyaya ait hissedersek, bu dünyaya yapılanlara dayanamazmışız gibi mi geliyor? Çok daha fazla mı üzülürüz acaba? Bu dünyaya yapılanların günahına girmemek için mi sürgün hissediyoruz? Bunu sadece dünyaya değil, sevdiğimiz herkese yapıyor olabilir miyiz? Belki.

Balık Yeniayı hayalgücünü temsil ediyor her yönüyle, inancı temsil ediyor, ruhu temsil ediyor, derinleri, bilinçaltını, gizli kalan her şeyi. Bu yüzden tam olarak görmek istediklerimizi göreceğimizi söyleyemem, saklandığımız yerlere ışık tutacak bir yeniay bu çünkü. Kimse tam olarak açık vermek istemeyecektir, derinler özel alandır herkes için. Ancak bu insanları özgürleştirecektir, çünkü saklanmaktan da, gizlemekten de, söylemek istediklerini söyleyememekten çok sıkıldı insanlar. Dürüstlük ararken, dürüst olamamanın çünkü dürüstlüğün zamanı gelince sadece kendine karşı kullanılacak bir silah olacağını düşünüyorlar. Ancak artık her şey su yüzüne çıkmaya başlıyor, herkesin gerçek yüzü ancak böyle süreçlerde görülüyor. Şimdi bundan korkmalı mısın? Eğer herkesi kandırıyorsan, korkmalısın. Eğer kendini bambaşka biri gibi tanıtıyorsan, eğer aslında hiç olmadığın biri gibi yaşıyorsan, eğer gerçek yüzünü insanlar beni yargılar diye gizliyorsan, korkmalısın. Aslında özgür kalacağın için ve seni sen olarak sevenlerin yanında kalacağı için, senden sadece faydalanmak için yanında olanları göreceğin için mutlu olmalısın.

Balık Yeniayı bir fısıldama. Herkesin kulaktan kulağa fısıldadığı, çevrenin senin hakkında bir şeyler söylediği ama seni hiç anlamadıkları ve anlamadıkları için kaçtığın, kaçtığın için bir türlü kendini var edemediğin, kendini var edemediğin için sürgün hissettiğin, sürgün hissettiğin için kimseye yanaşamadığın, kimseye yanaşamadığın için yalnız hissettiğin, yalnız hissettiğin için kendine fısıldadığın ‘ben burada ne yapıyorum?’ sorusu. Burada ne yapıyorsun? Dünyada her şeyin bir görevi var. Taşın, toprağın, her türlü hayvanın, ağacın, bitkinin. Senin de bir görevin var, bundan daha ne kadar kaçmaya devam edeceksin? Senin görevin bu yazıda yok, senin görevini kimse söyleyemez. Bunu sen biliyorsun, sadece önünde korku duvarların var. Sorumluluk, para, ilişki, iş, sağlık. Bunlar hiç bitmeyecek? Bunlar her zaman hayatında olacak, biliyorsun. Peki şimdi, bunların hepsiyle birlikte kendi görevini de yapabileceğine inanır mısın? Bu güç sende mevcut ve bundan kaçtıkça tamamlanmış hissedemeyeceksin belki de, belki içindeki o boşluğun sebebi budur. Kim bilir.

Balık Yeniayı alışık olduğumuz, hep bildiğimiz ve gördüğümüz yeniaylardan değil. Daha ruhani, daha içsel, daha şeffaf. Bilinçaltı o kadar hareketli ki, gün içinde yetişemediği için rüyalara sirayet ediyor. Orada gün içinde tamamlanmamış düşünceleri ortaya çıkarıyor, ekstra mesai yapıyor diyebilirim. Çünkü dolduk. Çünkü paylaşamıyoruz. Çünkü ne zaman bir şeyler paylaşsak, karşımıza daha büyük duvarlarla geliyor. Çünkü rahatlayamıyoruz. Çünkü yargılar var, bir türlü yıkamadığımız ve olduğu gibi kabullenemediğimiz, izin veremediğimiz kocaman yargılar var. İnsanlar artık anlatamıyor, sadece konuşuyor. O kişiyle saatleri geçirip kendi alanına çekilebilmek adına saatleri öldürürcesine konuşuyor ama hiçbir şey anlatmıyor. Nereye kadar? Nereye kadar içimize atacağız? Nereye kadar. Biri diyor ki öyle, biri diyor ki böyle, biri diyor ki öyle olmaz, biri diyor ki böyle olmalı. Herkes konuşuyor ama hiç kimse diğerini kabul etmiyor ve insanlar içine atmaktan taşmak üzere. Balık yeniayı içe atılanların taştığı bir süreç.

Balık yeniayı belki de hiç kabul etmek istemediğimiz, ancak hep bizimle olan, bastırdığımız yanımız. Bastırılan duygularımızın ‘yeter artık’ dediği, bastırılan yanlarımızın ‘bırak artık’ dediği, aklımızı yiyip bitiren kaygıların ‘bana tutunma’ dediği, kalbimizi acıtan sözlerin ‘unut artık’ dediği, canımızı acıtan anıların ‘kendi yoluna git artık’ dediği bir süreç. Onlar söylüyor, seçim yapmak bizim. Onlar haykırıyor, onlara kulak verip veya duymamazlıktan gelmek bir seçim. Ancak artık kendimizi seçmenin zamanı, kaç kez bu sokağa bizim sokak diye döndük ve bambaşka bir sokak çıktı, o sokağı anılarımızdaki sokağa çevirebilmek için kendimizi kaç kez heba ettik ama bir türlü benzetemedik. Artık kendi sokağımıza dönmenin zamanıdır. Başka sokakları kendi anılarımızdaki, o huzur bulduğumuz sokağa çevirme dönemi bitti.

Bu yeniay insanlara yardım etmenin hafifliğini yaşayabileceğimiz bir yeniay ama gerçekten ihtiyacı olanlara. Biliyorum ki, bu hafiflik her zaman vardır, ancak bu dönem gerçekten ilahi bir dönem ve gerek yardımlar, gerekse bağışlar sizi kendinize biraz daha yaklaştıracaktır. Bu yeniay hayalgücünüz çok yüksek olduğu için kendiniz ve geleceğiniz için olumlu yaratımlar yapabilirsiniz, yaratıcılığınız yüksek olacağı için yeni oluşumlar çıkarabilirsiniz, sanatsal faaliyetler çok iyi gelecektir. Müzik ruhun gıdasıdır sözünü yaşayabileceğimiz bir süreç. Gizli saklı işlerin açığa çıktığı bir dönem olabilir. Aşkın kokusunu her yerden duyabiliriz ve hissedebiliriz bu yüzden sevgiyi yüceltelim büyütelim. Her şey yeniden başlıyor ve bunu bu sefer çevrenizin veya başkalarının bozmasına izin vermeyin.

Tutunacak dal, devam edecek bir amaç, içini kıpırdatacak bir umut arıyorsun ama bunları hep dışarıda arıyorsun. Bunları sana verebilecek süreç şimdi başlıyor. Biraz kendine dönüp, kendini dinlersen bütün mesajlar sana gelecektir. Mesajlar geldiğinde sen hiç evde olmuyorsun, hep bir yanın sevdiğinde, hep bir yanın ailende, arkadaşlarında, hep toplum meselelerinde, hep dışarıda bir yerlerde oluyorsun. O kadar dağılmışsın ki, kendinde toplanamıyorsun. Şimdi biraz eve dönme vakti, şimdi biraz kendin olma vakti, şimdi biraz da onlar sana gelmek istesin, çünkü sen biraz kendine dönüp sana gelen mesajları dinleyeceksin. Biraz da onlar seni beklesin, ne dersin?

Sevgiler.

Yorum Yapın