Ay Tutulması- Çağrı

798 views

Sisli bir orman, yürürken ayağının takıldığı ve düşmemek için  çok dikkatli yürümen gereken bir orman. İleriyi görmek için gözlerini dört açıyorsun ve her şeyin kontrol altında olduğundan emin olmak istiyorsun. Yürüyorsun. Biliyorsun ki, bu ormanı geçtiğinde hava berraklaşacak ve yolunu görebileceksin. Dürtüyor fısıltılar, bir yerlere çarpıyorsun umudun kırılıyor, yine de yürümekten vazgeçmiyorsun. Çünkü beklediğin bir şeyler var, umutların ve hayallerin var, çünkü ulaşmak istediğin yerde seni bekleyenler var. Çünkü her şey bu ormandan ibaret olamaz. Başarmak istiyorsun. Bu sisli ormanı bir an evvel bitirmek ve her şeyin daha net olduğu yola çıkmak istiyorsun.

Bu yolda seni engelleyenin sis ve ayağına takılanlar olduğunu düşünüyor, kızıyorsun. Daha çabuk varabilirdim! Bana zaman kaybettiriyor! O yola çıkmış insanlar var, ben de hemen onlara katılmalıyım! Bana her zaman bu sisli ormanı geçtiğimde her şeyin güzel olacağı söylendi! Beni bekleyen kişiye ulaşmalıyım! Bu ormanın ardında çok iyi yerlere geleceğim bir iş var! Bu sisi dağıtın! Devam edemiyorum. Bitmiyor. Değişmiyor. Yine bu sisli ormana uyanıyorum.

Kolay bir çıkışın olmadığına inanıyorsun. Acı çekmeliyim, ayağıma taş değmeli, engelleri aşmalıyım ancak bunun sonunda huzur dolu bir yere geçebilirim. Peki ya aslında bu sisli ormana uyuyorsan? Uyutuluyorsan. Uyanmayı seçer misin? Yoksa bu sis aslında kendi gerçeğini görmemek için yarattığın bir sis mi? Bu orman sana mı ait? Yoksa ‘ben seçtim bu yolu.’ derken bile aslında başkalarının seçimleri içinde kaybolduğun bir orman mı? Bu gerçekten istediğin bir yer mi? Bu sisi dağıtacak olan sen misin?

Ormandan çıktın ve gördüğün manzara hala senin için bir şey ifade etmiyor. Neden! Oysa çok yol aşmıştın. Oysa başarmıştın, peki bu başarı neden seni hala tatmin etmiyor? Neden hala uyandığında huzurlu değilsin ve kontrol altında tutmaya çalışıyorsun her şeyi. Ulaşmak istediğin yer, her şeyin akışta güzel olduğu ve huzurlu olacağın bir yer değil miydi? Neden hala tatmin olmuyorsun? Mutluluğa biçtiğin anlam, ona ulaştığında anlamını yitiriyor. Para mı? İhtişam mı? Sevgi mi? Övgü mü? Huzur mu? Boşluğu doldurmak mı? Neydi gerçekten seni mutlu edecek olan.. Kendi çağrını cevaplamak mı? Kendi bilincine ulaşmak mı? Hatırlamıyorsun. Şu olsa mutlu olurum dediklerinin peşinde koşarken, ardında bıraktığın kendine olan çağrını unutmak üzeresin. Hatırla. Çünkü sana empoze edilen mutluluk kavramına ulaştığında, tatmin etmiyor. Çünkü kendine bıraktığın çağrının içinde tatmin olmak değil, yaşadığını hissetmek var.

Ay Tutulması. Kendini kabul etmemekten, özgüven düşüklüğünden, geçmişin peşine takılmasından, enerjisel baskılamadan, görevlerini ihmal etmekten, bakış açılarından ve içinizde büyüyen bir sevgi açlığından gelmekte. Bu tutulma aşırı bir karar alma, seçim yapma hissiyatı uyandırmakta, değişimi hiç bu kadar hissetmemiştin belki de. Belki de kabul etmemiştin. Tamam her şey değişiyor, ben de harekete geçmeli ve değişime ayak uydurmalıyım diyorsun. Çünkü tanıdığını sandığın insanlar, çünkü tanıdığını sandığın dünya hiç olmadığı kadar açık ve aslında tanıdığın kişiler ve dünya olmadığı algısı geliyor. Bir çağ değişiyor ve bunu kabullenebilmek kolay değil. Bir çağrı geliyor ve bunu cevaplayabilmek kolay değil. Biliyorsun, içsel olarak her şeyin farkındasın ancak itiraf etmek kolay değil gibi geliyor. Çünkü yargılar var, çünkü insanların anlattıklarına inanmayacağını düşündüğün bir çevre var, çünkü bu değişimi anlatmanın bir yolu yok gibi geliyor ve ancak deneyimleyerek herkesin farkına varabileceğini görüyorsun. Bunlar da aslında senin yargıların, çünkü insanların ne düşüneceği konusunda fazla kafa yoruyorsun belki de. Çünkü onlar nasıl düşünmek istiyorlar öyle düşünecekler, sen sadece kendini var etmeye odaklanmalısın belki de.

Ay Tutulması. Duyguların artık seni farklı alanlara itiyor. Bu yılın en büyük özelliği hep bir geçiş aşaması olması, hep bir sıfır noktası, hep bir sıçrama. Yeni başlangıçlar ve sonlanmalar. Geride bırakılanlar ve yeniden var olacaklar. Bu tutulmanın getirdiği ise sevgiyi algılama biçimin. Sevgi büyüyor ve sevginin büyüdüğü yerde sevgisizlik de büyüyecektir. Çünkü bunlar iki zıt kavram değil, çünkü sevgiyi hatırlamanın yolu, dışarıdaki sevgisizliği görmenden geçiyor. Çünkü hiç karanlıkta kalmamış bir bireye, ışığın güzelliğini algılatamazsın. Sen sevgiyi yücelt ve onu büyüt. Bu yüzden yargılama, çünkü eğer sevgiyi hiçbir bakış açısı olmaksızın algılayabilseydi dünya, sevgisizliği görmesine gerek kalmazdı. Unutmasaydın, her düştüğünde başkalarını yargılamasaydın ve kendi çağrını cevaplamaya cesaretin olsaydı her şey daha kolay olabilirdi. Ancak artık bilinçlisin ve farkındalığın var, dış faktörlerdense iç sesin sana doğru yolu göstermek adına her an fısıldıyor. Duymalısın belki de.

Ay tutulması. Kariyerde bir sıçrama aşaması, ancak bir seçim aşaması. Ya gerçekten güvende hissettiğin bir noktada devam edeceksin, ya da artık yeter diye düşünüp kendini gerçekleştirmek adına potansiyellerini açığa çıkaracaksın. Değişimi hissediyorsan üstüne geleceklerdir, değişime ihtiyacın varsa kariyerinde değişiklik yapmak için seni yargılayacaklardır, öfkelendireceklerdir. Riske değer diye bir sorumluluğa girmiyorum, bunu sen hissedecek ve seçim yapacaksın. Hiçbir şey için geç değil, hiçbir şey kaybetmedin ve kaçırmadın. Her şey sen ne zaman istersen, o zaman başlayacak. Sadece bir itiş gücüne ihtiyacın var, bu tek başına aşılacak bir yol değilse, bir yol arkadaşına ihtiyacın var.

Bu süreç sana bildiğin bir şeyi hatırlatacaktır, çünkü çabuk unutuyorsun. Belki de içine gömdüğün bir şeyi hatırlatacaktır, çünkü içinde gömecek yer kalmadı. Belki geride bıraktığın bir duyguyu hatırlatacaktır, çünkü kaçıyorsun. Gerek çevrenin söylemleri, gerek dışarıda gördüklerinle. Kendi yoluna dönebilmen için zaman zaman çok ters durumlarla karşılaşabilirsin, öfkelenebilirsin ancak her duruma bilinçle yaklaşman bu dönem sana katkı olacaktır. Çünkü ne sisli bir orman yolundasın, ne de başkalarının.

Ne kimseyi kurtarmak zorundasın, ne de kimsenin yoluna karışmak zorundasın. Yoruldun başka yollarda koşturmaktan, başkalarını yola sokmaya çalışmaktan. Kendi yoluna odakladığın an, ne sis kalacak ne de başka hayatlar ve yollar. Hangi evrelerden geçerek geldiğini hatırla, yalnız hissettiğin her an sana birinin yollandığını, bir cümle ile sana neler hatırlatıldığını, çaresiz hissettiğin her an sana farklı ama sana ait bir yol sunulduğunu gör ve bazen bunları kabul etmeyenin de, görmeyenin de, unutanın da kendin olduğunu. Kurtuluş veya tatmin aramıyorsun, aradığın şey kendi değerini bilmek, kendine güvenmek ve kendi Çağrını cevaplayabilme cesaretine erişebilmek. Sevgiler.

Yorum Yapın