9 Temmuz 2017 Oğlak Burcunda Dolunay; Ateşle Oynama

2.179 views

Ne de güzel inandık,

Ne de güzel aldandık,

Ne de güzel kaybettik,

Ne de güzel yanıldık,

Ne de güzel ağladık öyle…

Ne de güzel daldık

Ne de güzel boğulduk

Ne de güzel dağıldık

Ne de güzel gittik

Ne de güzel geldik

Ne de güzel sevdik

Ne de güzel savaştık

Ne de güzel vazgeçtik

Ne de güzel kapandık

Ne de güzel öldük öyle…

Ne de güzel büyüdük,

Ne de güzel kazandık,

Ne de güzel güldük

Ne de güzel yandık

Ne de güzel soğuduk

Ne de güzel doğduk

Ne de güzel…

Kaybedişlerle öldük, Kazanımlarla doğduk

Ateş çemberinden geçtik, kül olduk

Kul olduk, ne de güzel yeniden doğduk

Şimdi her birimiz birer Zümrüd-ü Anka

Kalmadı artık tecrübe edecek bir şey

Kalmadı artık imtihan, kalmadı artık sınanmalar

Ateşte yanan, Ateşin içinde doğan, Ölmez bir daha…

“Hamdık, piştik, yandık, doğduk Elhamdülillah” (e.h.ö)

9 Temmuz 2017 Tarihinde, TSİ. 07.06’da Yengeç/Oğlak aksında, Öncü, Toprak/Su bileşimli, Realist, Hırslı, uzun zamandır yürünen yolların, ilmek ilmek örülen hedeflerin, bir olgunluğa erişen karakterin, bir doluluğa ulaşan yaşam olaylarının, dünya yaşamında varılacak dünyevi son noktanın mekânı olan 10.ev temasında, evin sahibinde konaklayan Oğlak Burcu 17° de maestro Plütoneşliğinde, dolu dolu, gümbür gümbür, bireysel etkilerden ziyade, global düzeyde daha etkin bir dolunayın içine girmiş bulunmaktayız. Ama bizim işimiz bireysel, bizim işimiz iç global turizm, iç gündem düzgün bir rota üzerinde ise, dış gündemde açılmayacak kapı var mıdır? Gerçi hoş kapı bu ya, bazen şerri alır içeri, şer olan, iç alemi düzgün olan, niyetleri temiz olanın dünyasında fazla barınamaz. Giderken, helallik isterken, vedası ağır gelse de birkaç zaman depresyona sürüklese de geçiyor azizim çabuk geçiyor!

2008’den bu yana Oğlak Burcunda seyreden Plüton ile Ay kavuşum orbunda, karşı aksı Yengeç Burcunda Güneş ve Mars/Merih kavuşumda. Plüton, baskı kurmak, güç sahibi olmak, hüküm altına almak, manipülasyon yolu ile, gizli kulis çalışmaları ile, illegal vari yaklaşımlarla var olanı tamamıyla yok eden, kendi düzenini kuran, eskinin yerinde yeller estiren, varlığı gibi bunu sessiz sessiz bir var bir yok gibi hissettirmeden yapan, yapıp geçtikten sonra ancak farkına varacağımız tüm işlerin etkin söz sahibidir. Oğlaktaki seyri ile, 2008’den bu yana gel, toplumsal yaşamda, belli amaçlar doğrultusunda bir araya gelmiş vakıf, grup, cemaatler alanında, aile yaşamı, toplumun örf ve ananeleri, profesyonel dünya dediğimiz rızkımızı kazandığımız iş hayatı alanında, büyük holdingler, markalar, ekonomik alanda, para kurları, inşaat alanında, insanın bilinçaltıyla beslediği nefs hayvanı ve yaptırdığı insanlık dışı olaylar alanında nasıl da etkin çalıştı öyle değil mi?

Oğlak düzen işaretidir, Plüton eskiye tamamıyla karşıdır, Uranüs düzensizlik, kargaşa, kaos işaretidir, Koç, ateşli, agresif, düzensiz, kontrolsüzlük işaretidir, 2015 senesi bitimine dek yedi defa Plüton ile randevulaştı, etki altına aldığı, coğrafyalarda, liderler dünyasında, toplum yaşamında dramatik değişimlere sahne olduk, düzenler bozuldu, alışılmış yaşam standartları çoğunun değişti, eskiye ait somut değerler mi sadece, soyut değerlerimiz, duygularımız, tepkilerimiz, ahlaki yapılanmamız, vicdan, merhamet, adalet kavramlarıyla ilişkilerimiz dahi değişti. Korunan korundu da korunamayan, kendisine verilen aklı rahmani çizgide kullanamayanlar daha da çoğaldı ve günümüze geldik, dejenerasyondan sorumludur Plüton ve Oğlak dünyanın çatısıdır, çatı çatırdadı Plüton ile, önce yeryüzünden bereket gitti, sonra da merhamet… hala ve hala o incecik ipe tutup sarılanlar var elbet. Ya onlar da olmasa the walking dead’ın gerçek versiyonunu online olarak sergileyecektik. Oğlak kurumsaldır, ciddidir, yasa koyar, kanunlar çıkarır, şartlar sunar hem yasa koyucu hem de düzenden sorumludur, tüm dünya genelinde kadın cinayetleri, tecavüzler, kolayca tavuk keser gibi insan katletmeler, çocuklar, bebekler…tüm bunların birleştiği kurum evlilik-aile kurumu artık tamamıyla çöktü. Çok değil sadece iki kuşak sonra 2000-2025 arasında dünyaya gelenlerin dünya sahnesini terk edeceği, 2025 den sonrası için tam 72 yıl baz al, 2097 li yıllardan sonra en doğrusunu Allah bilir, hüküm ona aittir, siler de sabit de bırakır, son Adem’in nesli olan İnsanın kavram olarak sadece adı kalacağı, içinin, ruhunun bomboş olacağı, ipini koparmış azgın mahluklar gibi birbirini yiyeceği günlere şahit olacak bu yeryüzü… Surette insan, sırette mahluk! Bizler son mohikanlarız : )

Devam edelim, Ay fazları ağrı kesici gibidir, Dolunay fazlarında ağrılar artar, yeni ay dönemlerinde ağrıya en uygun olan ilaç keşfedilir, alınır, ağrılar bir nebze diner. Ta ki, yeni bir ağrıya, yeni bir derse, yeni bir tecrübeye kadar. Ay fazlarında arınmak, şifalanmak, eskiyi atıp, yeniyi kucaklamak, dönüşmek ve değişmek temalarında yazar dururuz sürekli, daha arınmadık mı Elif, daha dönüşmedik mi? Diyeceksin, arınmak şu dünyada aldığın nefes tükeninceye dek devam. Bir değil, on değil, yüz değil, insanla sınanıyoruz, kapansan da çekilsen de bir dağ başına, gelişimin için, yeni bir ağrıyı istemesen de bir olay neticesinde, kendini satın almış olarak buluyorsun. Ağrıya bilmediğimiz yerden yeni ağrılar eklenebilir, ama bildiğimiz yerden aşina olduğumuz ağrılar almama gayretiyle, tedbirle şu insanla nikahı bir kıyılmış olan yıldızların rehberliğinde yolumuza ışık, kulağa değil akıla küpe ile devam edelim.

Dolunay Oğlak’ta ise, burcun, yükselenin, kişisel yıldız dağılımların ne/nerede olursa olsun, alem şu önümüzdeki 15 günlük dilimde Oğlak, vekili Satürn/Zuhal ve meskeni 10.evin içindeki dekorla hayatımızda tezahür edecektir. Yani ben balığım banane Oğlak’tan değil!

Önce Dolunayın içindeki Ay Oğlak’ı tanıyalım, daha sonra vekili Satürn/Zuhal etkilerini gözden geçirelim, meskeni 10.ev ile geçmişten bir kolaj ile harmanlayalım. Daha sonra an’a dönelimi bu yapının içine dışarıdan, şu andan neler dahil olmuş, sentezleyelim…

Ay Oğlak burcunda zararlı konumdadır, yöneticisi olduğu Yengeç’in zıt aksında yer alan Ay, elbette burada zararlı duygular üretme meylinde olacaktır.  Oğlak keza melankoliye yatkın bir burçtur, kötümser bir tabiattadır, rasyoneldir, duygusal zekâ tarafı az gelişmiştir, sembolizminde kuyruğu balıktır, panik ataktır, sürünerek, insanüstü bir çaba göstererek, hırs yaparak, disiplinli çalışarak, sabırla, engelde çıksa vazgeçmeyerek, o zirveye ulaşır. Ayaklarının olmaması, onun da dünya sahnesinde gideceği yere, bu şekilde taşıyor! Yani Oğlak ve Satürn işareti hangi yaşam evinde ise, sabır, disiplin, çaba, düşe kalka, sistemli, engelli koşu misali, o alanda o yaşam sahnesinin temsil ettiği alanlarda çok sıkı bir imtihanın var demektir pes edebilir, vazgeçebilir, oyundan çıkabilirsin ya da devam eder, dizlerin kanasa da insanların el âlemin dili bin parçaya bölse de yüreğini, yanlış anlaşılıp yanlış tanınsan da yalnız kalsan da havai, nafile bir sonuç olmayacağını bilmelisin.

İnsanız, gölgeler dünyasında yaşasak da her şey ne kadar gerçekçi, hayal âlemi olduğunu bilsek de bu gerçeğe alışmamız zor, İnsanız, gözümüz var, gönlümüz var, gördüklerimize imrenerek bakan bir yanımız var, sevdiklerini ana-baba diye hepsini bir yere ayrımsız alan gönlümüz var ama o gönlün bir de taşıyıcısı olduğumuz, emanet taşıdığımız, anahtarı başka birinde olan bir odası var, o odanın sahibi gördüğümüz yârimiz, sevdiğimiz, yarınlarımız dediğimiz var. Pek çok şeye yeteneğimiz olabilir, birbirinden farklı alanlarda eğitim alabiliriz, yaptığımız bir iş, bir uğraşımız vardır, ama bir yerde, hani şöyle o değil, bu da değil dediğimiz, ne kadar o alanda başarılı olsak da hayır benim asıl yapmak istediğim iş bu dediklerimiz var. Ciddiyet ve samimiyet evet o dediklerimizde samimi isek, ciddi isek, disiplinli bir şekilde yürüyecek, maymun gibi o daldan o dala atlamayacaksak işte o dediklerimize ereceğimiz günlerimiz var.  Oğlak ciddiyet ve samimiyetin işaretidir, oğlak bilinci istemiyorsa istemiyordur, istiyorsa da her şeyi göze alır, sorumluluğunu üstlenir ve onu elde eder. Burası bir uçurumun tam milimlik kenarındaki bir tutam ot da olsa ona ulaşır koparır ve yer.

Bak şimdi haritana doğduğun anda payına düşen yaşam sahnelerine bak, oğlak hangi perdede, Satürn nerede? Oğlak’ın yaşam sahnesiyle ilişkisi ne durumda, işte sana bir ipucu kendini tanıman adına. Labirentlerin içinde yaşarken her birimiz, çıkış noktaları da var elbet, her derdin devası kendi içinde yine.

Âlemde her ne var ise hepsini kendinde taşıyan küçük âlem insan için, kendi güneşinin parladığı âlem dışında, diğer âlemlerin güneşleri de etkindir, yani Oğlak bilinci hepimiz için geçerli, hangi yaşam sahnende ise orada oğlaksın ve oradan dağılmakta hayatının merkezine oğlağın şebeke suyu. Klor oranı, ph değeri doğum anının diğer enstrümanlarına göre ve senin o âlemi nasıl inşa ettiğine göre değerlenir ya da değersizleşir.

Oğlak ciddiyet ve sabır demiştik, sızlanmak yok, pes etmek yok, kanasa da o dizler varsa bir hedefin vazgeçmek yok demiştik. Satürn en ağır derslerimizin hani o kendimizi bulacağımız imtihanlarımızın öğretmeni demiştik, ama adil bir öğretmen, çabaya göre samimiyete göre sabra göre mükâfatını o zaman çarkında aldığın dersin sonunda karneni başarı belgeni adilane şekilde eline veren öğretmen demiştik. Yorgunluk, zaman, sorumluluk, bu süper ay evresinde, üzücü sonuçlar çıksa da karşımıza, o geçmişten şimdiye zamanı nasıl değerlendirdiğimizi, elimizde şimdi olanların ve yorgunluklarımızın değip değmediğini apaçık görmeye başladık. Ya hu ben bunun için bunca bekledim, bunun için yıllarca savaştım, mücadele verdim, sabrettim, ya hu ben şu adına bunca yoruldum, gençliğimi tükettim, baharı dahi görmeden yazım geldi geçti, ya hu şundan şundan feragat ettim, şunları eksik bıraktım yaşamımda, çoğu yaşarken olağan haliyle toplum normlarına ve alışılmış düzenine göre hayatını, evlenip barklanıp çoluk çocuğa karışmışken, çoğu normal düzenini, iş hayatını oturtmuşken,  bunlar yaşamlarında normal sırada çabasız, sabır gerektirmeden,  mücadele vermeden gerçekleşmişken ya hu ya benim zorum ne idi bunca kendimden vb. düşünceler içinde herkesin kabına herkesin aştığı dağa göre bu düşünceler ne çok yoklayacak bizi ve yoklamakta.

Evet, şimdi geçen zamanla yüzleşeceğiz, değdi mi değmedi mi bir ara karnemiz olacak elimizde. Hangi alanda başarılı olduk hangi alanda şimdilik yetersiz görünmekteyiz, zamanı nasıl kullandık, onurlu ve ciddi bir duruş sergiledik mi? Kaypaklığına mı kaçtık acaba, başarısız kaldığımız durumlarda suçlayacak birilerini mi aradık hep, ne kadar kanadı o balık kuyruğumuz, kaçtık mı her defasında sorumluluklardan? sabır ve çaba!

Ve işte bu dolunay etkisinde gerçeklerimizle yüzleşiyoruz hep birlikte.  Başarılı olduğumuz alanlar için haklı bir gurur ve onurla, başarısız olduğumuz ve kaçtığımız sorumluluklarımız adına buruk bir acıyla yüzleşiyor olmalıyız.

Oğlak Ay’ı Plüton ile kavuşumda, daha net düzeyde korkularımızı tanıyabiliriz, üstüne gitmek adına Yengeç Güneş-Mars zıtlığı itici bir kuvvet verecektir, korkusuzluk, cesaret duygusunu artıracaktır. Plüton dönüşüm işareti, hayatımızı dönüştürecek, ilk başlarda biraz ağrı verecek, bizi bizle yüzleştirecek güçlü insanlar hayatımıza girebilir, şer olarak da hayr olarak da su ve toprak işaretinde 17-22 dereceler dahilinde kişisel yıldızlara sahip olanlar, hangi yaşam sahnesinde ise bu dereceler, o evin konularında dönüşeceğimizi söylemek pekâlâ mümkündür. İstatistik tutun lütfen!

Ay ve Mars zıtlığına yeniden dönecek olursak, ay ruhsal beslenme işaretidir, Oğlak’ta bizleri materyal düzeyde besleyen konulara çalışır, iyi bir iş, iyi bir eş, iyi bir yaşam standartı vs. Mars ise insandaki mücadele dinamiklerinden, adrenalinden, cesaretle başlatılan işlere çalışır, Yengeç burcunda zararlı konumdadır, yengeç pasif, içe dönük bir işarettir, mücadele ruhu sürekli bir baskıyla karşılaşır, herkesin düz yoldan gittiği, kolaylıkla elde ettiği güvenliği, emniyeti açısından kendini korumaya aldığı çalışmalar, yengeç mars için, dolambaçlı, zorlu, aldığından kazandığından daha çok bedel ödeyerek elde edilir, bu kombinasyon Oğlak’ın akılcılığı ile kullanılır, sabırsızlığa yenik düşülmez, çevresel etkilerin dolduruşuna gelinmez ise, hayatınızda mücadele gerektiren hangi alan olur ise olsun, zaferinize giden bir basamağı daha atlamış olacaksınızdır. Şöyle baktığınızda ne kadar şerli bir açı ne kadar da sert gökyüzü, ama senin iraden, senin alt zeminin, senin aştığın dağlardan edindiğin tecrübe hepsini alt edecek kadar üstün… neyi nasıl karşılayacağın mühim ve neye hangi ayakkabı ile yürüyeceğin mühim, dağ kampına yüksek topuklu ayakkabı ile gidilmez değil mi?

Terazi burcunda seyreden Jüpiter/Müşteri ile Balık Burcunda seyreden Neptün arasında 150 derecelik birleşmeyen bir açı görünümü mevcut. Anlayacağınız gökte yer alan tüm enstrümanlar senfonik bir orkestra oluşturmuş. Maestro Plüton. Adalet kavramı Terazi’nin içinde yer alır, ki gifti Terazi’dir. Jüpiter kanun içeriği, hukuksal tüm konuları içine alır, sembolizmi İslam dinine göre kadı, İsevilere göre papaz, tarot kartlarında 5 nolu Aziz’dir. Etik, ahlaki, adalet, vicdan vb. konuların görünmeyen, yazılı olmayan kuralları bir kanunu vardır. Balık’taki Neptün Balığın kurban-kurtarıcı mitinde, her şeyi çözmekte, bir bir yargılayıp asıyoruz tüm iyi niyetlerimizi,  adalet ve merhamet konusunda yazılı olmayan kurallarla ilgili ciddi bir çözülme var, birleşmeyen açı kalıpları İlahi olanın müdahalesini gösterir, aciliyet gerektiren düzen açısıdır, bizler bunu başaramayız, bir ses, iki ses, milyonların sesi de ahı da yükselse bizler başaramayız, hukuksal konular, adalet konusu, toplumsal çözülme, kanunlar, cezai yaptırımlar alanında hem ülkemiz hem de tüm dünya genelinde temmuz ayından başlayıp ocak ayına kadar olan süreçte ciddi düzenlemeleri yaşayacağızdır. Bunu ülkemiz öyle yakından yaşadı ki, hala tam olarak adalet yerini bulmasa da, milyonlarca genç insanın elinden alınan ikbali, sınav mağduriyetleri, iş sahasında yeterliliğe sahip olduğu halde yerini bulamaması, pek çok iş dalında faaliyet gösteren insanın, ihalelerde gereken şartlara ve uygun rakamlara teklif sunduğu halde, ihalenin fahiş fiyatlara başkasına verildiği ve tüm bunlardaki yanlışlığın bilindiği halde çaresiz kalıp elden bir şeyin gelmediği dönemleri yaşadık, kısmen var hala da, ilahi adalet mekanizması devreye girdi, her şey çorap söküğü gibi arka arkaya çektikçe ip geldi, 150 derecelik açılar hem hayatımızda hem de toplumsal yaşamda işte böyle işliyor. Bu örnek anlamanız açısından verildi.

Velhasıl ı kelâm: Sözün özü, ateşle oynamayalım, yanmaya dayanamayacaksak ateşe atlamayalım, bir şekil almak istiyorsak şu hayatta, bir karakterimiz duruşumuz bir saygınlığımız olsun istiyorsak, unutmayalım bunlara erişen herkes ateşin içinden geçti, ateşte yanmayı göze aldı ve ateşin içinde kaldı ama ateşle oynamadı. Kurallarına göre hareket etti, sağa sola oynamadı bir yerleri, dimdik Elif gibi durdular ateşin içinde. Herkes ister bir güç sahibi olmak, yönetmek, saygınlık kazanmak, toplumun önde gelenlerinden olmak. Bunu niçin istediğin, bu güç ile ne yapmayı hedeflediğin mühim, niyetinde merhamet, niyetinde adalet yok ise bil ki, yine güç sahibi olursun ama o Oğlak’ın tam tepedeki konumunda sabrıyla, adaletle kazandığı saygınlığı göremezsin.

Gel geç dünya üzerinde, hangi düzene sahip olmak istiyorsak, toplumda kendimize nasıl bir yer arzuluyorsak, o her insanda olan azim, sabır, çaba duygusuyla hangi işlere kendimizi vermiş ve hedeflere sahipsek, geçici bir dünya üzerinde olduğumuzu, toprağın bir de altının olduğunu asla ve asla unutmayalım! Yaradan El ADL’dir, kula bahşedilen tezahürü kısmen kalktı, ama Yaratanın elindeki kudrette olan EL ADL yeryüzünde kıyamete kadar baki, ateşin içinde ateşle oynarken EL ADL asla atlamayalım.

Bireysel bazda, Temmuz başlangıçlı bu dolunay etkisiyle toprak ve su insanlarının hayatında 6 aya yayılmış, yeni düzen içine girme hali başlayacaktır. Kimi boşanacak, kimi şehir değiştirecek, kimi bir projesini sonuçlandıracak, kiminin hayatına biri dahil olup yeni bir düzene geçecek vs. Şu aralar bilinçaltımıza Dolunay ile giren düşünceleri eleyelim, ayıklayalım, korkutan, baskılayan, bir boyunduruk altına giriyormuş gibi hissettiren tüm düşüncelerden kendimizi azad edelim, kurulacak, oluşacak yeni düzenin içine dahil olduğumuzda, geçmişe ait hataları yapmadan, istemediğimize hayır demeyi bilerek, istediğimiz için adil bir şekilde vicdanı elden bırakmadan savaş vererek, su gibi yolumuzda akmaya devam edelim. Haksızlıkla, zulümle, yalanla dolanla, aldatmakla, yanıltmakla, duygularla oynamakla, bir insanın ümidini öldürmekle, hayallerini yıkmakla daha kimse bu dünyadan mesut ayrılmadı…. Her nefes aldıklarında sol yanları sızladı… Benden bu kadar, parça parça yazmış, daldan dala konmuş bir bülbül olarak, emin olun ki, o parçaların hepsi bir bütüne dahil. Dolunayın etkisi bu şekilde çalışacaktır yaşamlarımızda. Hayat da parçalardan oluşmuş bir bütündür, seni sen yapan, her bir parçaya aynı özeni göstermendir ki bütüne ulaştığında için huzurlu olsun.

Global olarak, savaşın da kanın da depremin de doğal afetlerin de kumpasların da gizli yapılanmaların sinsi planlarının da ezcümle zaten içindeyiz. Gerek var mı etkilerini yazmaya, yok…

Sevgimle Kalın e’mi

Elif Hece Öztürk 

7 Temmuz ’17- Sevilla’dan bildiriyorum adeta:)



1 Yorum

Yorum Yapın