6 Eylül 2017 Balık Dolunayı; İnanmak Çok Daha Yücedir Bilmekten

1.948 views

Çocukluğunu yarım yaşayanlar ne kadar büyürlerse büyüsünler, her çaresiz anlarında ona geri dönerler. Onları nerede görseniz tanırsınız. En yetişkin halleri, hatta hüzünleri bile biraz çocuksudur onların. Çocuk hüznü, evet. Çok istediği oyuncağın neden alınmadığını bir türlü anlayamayan, babasının nereye gittiğini, bir gün önce akvaryumda nazlı nazlı süzülen balığına ne olduğunu, dedesinin ona sormadan neden cennete gittiğini, annesinin saçlarını yıkarken neden canını yaktığını ve neden hep yorgun olduğunu, arkadaşlarının neden oyunlarına onu almadığını bilemeyen; Allah’ın ve karşı evdeki yaşlı amcanın niye hep öfkeli olduğuna akıl sır erdiremeyen, iri bakışlı, sarkık dudaklı, bükük boyunlu çocuk hüznü… Çocukluğunu yarım yaşayanlar büyüdüklerinde, o hüznü de büyütürler beraberlerinde. Onlar bu yüzden her şeye üzülebilirler. Onları üzmek bu yüzden çok kolaydır. Bu yüzden gözlerinde akacak yer arayan yaşlarla dolaşır onlar. Onları kandırmak ve ağlatmak bu yüzden çocuk oyuncağıdır. Ve bu yüzden onlarla uğraşmak iki kere ayıptır. Onların çabucak kırılıverecek hayalleriyle oynamak iki kere günahtır. Eğer şefkat gösteremeyecekseniz, uzak durun en azından. Bütün büyüyememişlerin yarım kalmışlığının hatrına en azından bunu yapın. Uzak durun! (Ali’m Lidar)  Evet Mümkünse LÜTFEN Uzak Durun!!!

6 Eylül 2017 Tarihinde, TSİ.10.02’de, Başak/Balık aksında, şifa ekseninde, Balık Burcunun 13°’de Dolunay gerçekleşecektir. Güneş günlük hayatımıza ait tüm işlerin konağı olan Başak burcunda, Ay ise sadece kendi öz benliğimize ait tüm işleri kapsayan Balık Burcunda. 6.ev ve 12.evin kapsadığı konularda, var olmuş, süregelen olumlu ya da olumsuz giden yaşam olaylarımız için, oldukça kibar bir üslup ile, sessiz sessiz ama oldukça güçlü bir şekilde istenmeyenin sonlanması, istenilen için ne yapılması gerektiğinden emin olmak ve Merkür gerilemesinin bittiği şu günlerde daha disiplinli şekilde harekete geçmek adına dürtecektir sanırım.

Sessiz ol, acele etme ne istediğini ve ne yapman gerektiğini bil…

Güçlü bir Güneş Tutulması yaşadık, etkisini 2,5 sene devam ettirecek, eş zamanlı Merkür Gerilemesinin içinde bulduk kendimizi, son 1 aya dönüp bakarsak ve halen devam eden kaygı, korku, gelecek endişesi, geçmişin yükü, bilinçaltımızın karanlık bölgesine pusu kurmuş olan korkularımızın hortladığına çoğumuz şahit olmuş olmalıyız. Kimi aştı çok önceden, aşamayanlar var hala bu korkuları, kaygıları, henüz o korku tünelinin kapısına yeni girenler için sözüm, çıban deşilmeden içindeki irin boşaltılmadan kurumuyor, samimi bir şekilde yüzleşmeden, sorunlar çözülmüyor, patlamadan yeni düzen inşa olmuyor. Sorunlarımız için ciddi ve somut adımlar atılmadan, radikal kararlar alınmadan huzura erişilmiyor. Pek çok mutsuz evlilik var, kader deniliyor, pek çok konu var hayatımızda istemediğimiz ama içine saplanıp kaldığımız bir türlü azad edemediğimiz ve azad edilmediğimiz, kader deniliyor. Hak ettiklerimiz var, almak için adım atamadığımız, hak etmediklerimiz var, değiştirmek için karar alamadığımız. Bunların kaderle ilgisi olabilir mi? Rahman neden versin insana Akıl olgusunu, düşünme fiilini neden versin? Bir düşün şimdi? Konforlu bölgemizi kaybetmemek için, bu tür şeylerin içinde cebelleşip duruyoruz, kader diyoruz, şu diyoruz bu diyoruz, sonra ortaya toplum içinde gezen huzursuz, negatif tesirli, kendi mutsuz, başkası da mutsuz olsun isteyen insanlar olup çıkıyoruz. Böyle kalsa iyi, çevremizde olanları da sorunlarımızın içine dahil ediyoruz, çekiyoruz, sünger gibi sorunları emen nasıl olsa bir balık vardır, çözümü sunuyorlar, çareyi gösteriyorlar ama yok olur mu, öyle alışmışız ki huzursuzluğa ve konforumuza, çözümleri görmüyoruz… o da olsun o da olsun istiyoruz. Kurban vermeden, bedel ödemeden, bir şeylerden vazgeçmeden huzurun imkânı yok!

Dünya sahnesinde kendini gerçekleştirmiş, önemli işlere imza atmış, topluma bir şekilde katkı sağlamış, uğraşı alanlarıyla; sanat, politika, bilim ve ilim, teoloji, teknoloji vs. toplumların bir şekilde ortak kaderi üzerinde etkin olmuş, negatif/pozitif, başarılı addettiğimiz insanların hayatını hiç merak ettiniz mi? Hiç araştırdınız mı? Einstein’ı, Jobs’u, Tesla’yı, Victor Hugo’yu, Beethoven, İbn-i Arabi, Hz.Muhammed, Hz.İsa, Hz.Musa, Mustafa Kemal Atatürk, Martin Luther,  Nelson Mandela, Mahatma Gandi ve daha niceleri. Onlar bu hakkedişte hazıra mı kondu? Onlar konforlu bir hayatın içinde mi gerçekleştirdi kendilerini, adandılar, kurban ettiler kendilerinden nice şeyi, kimi hiçbir zaman bir aileye sahip olamadı, kimi hiçbir zaman yatağında rahat uyuyamadı, kimi her an kafasında bir milletin kaderi için düşünmekten sağlığını kurban etti, kimi durmadan yürüdü hiç tatil yapmadı yapamadı sürekli inandığı uğruna ki savaşların en güzelidir, fikirlerini, olması gerekeni insanlığa anlattı.

Howard Schultz, Starbucks kahve zincirinin CEO’su, kamyon şoförü bir babanın oğlu, yoksul bir hayatın içinden geliyor, Leanardo Del Vecchio evet Ray-Ban markasının yaratıcısı, yetimhanede büyüyor ve şimdi bir marka ile dünyaca tanınıyor. Oprah Winfrey, yoksulluğun dibinde, patates çuvallarından dikilen elbise, 14 yaşında bir bebek kaybı, o bir TV. Starı, dünyaca tanınan başarılı biri, yazar.

Günümüze dönelim, siyasi açıdan değil, örnek açısından, Recep Tayyip Erdoğan’ı ele al, Erbakan’ın talebesi idi, yanında yetişti, hapise girdi, çıktı, Muhsin Yazıcıoğlu eza cefa gördü, hapse girdi, inandığı ülküsü için vazgeçmedi, Nazım Hikmet, inandığı şeyler için, fikirleri için, hapis gördü, sürgün yedi, edebiyat tarihimizin en önemli eserlerini verdi, Necip Fazıl, madde kirinin dibine kadar yaşadı, mana göğünün zirvesine kadar çıktı, günahın en karasını, sevabın en yücesini yaşadı, öyle sıradan bir hayata sahip değildi, ama o bir Necip Fazıl oldu, Reis Bey gibi unutulmaz bir eser ve daha nice eserler bıraktı. Habip Kızıltaş ismini belki ilk duyacaksınız, Denizlili, Halı Ticareti yapan, vergi rekortmeni pamuk gibi bir dede, hamallık yaptı, çok yoksulluk çekti, sıfırdan geldi ve şimdi evet vergi rekortmeni. Daha niceleri, bunlar isimleri bilinenler, ya bilinmeyen ve kendi çapında önemli işlere imza atmış olanlar, ezilerek, dışlanarak, önüne bol bol engel konularak, imkansızlıkların içinde, bulduğu minnacık imkana sarılıp bugün manevi ve maddi olarak huzurlu bir hayata sahip olanlar. Evet hepsi de çok çekti, yokluktan, zorluktan geldiler, pes etmediler, inandılar, sessizce yürüdüler, ne istediklerinden emindiler ve acele etmediler, hayatta işimize çok yarayacak olan o üstün güç es sabır ile yürüdüler. Şimdi es selam menzilindeler.

Hayaller, istekler diyorsunuz ya hani, bir anda olsun istiyorsunuz ya hani, olmayınca, zorlanınca kadere, sümme haşa Rahman’a dil uzatıyorsunuz ya hani, olmuyor gülüm böyle olmuyor, kâinat dahi bir anda var edilmedi, dünya zamanına göre anlamak açısından 6 günde var edildi, sıra ile var edildi hepsi. Bir düşün şimdi, nokta kadar bile yerin olmayan senin için mi olacak her şey bir anda ve hiçbir bedel ödemeden, sancısını çekmeden… Yaradan’a en yakın kul olan Hz. Muhammed sav. Hayatına bir bak istersen, Yaradan’ın gücü son dini dünya üzerinde hâkim kılmaya yetmez miydi? Yaradan istese tüm var ettiklerinin kalplerini son din üzerine sabitleyemez miydi?  Kusura kalma kardeşim, emeksiz, bedelsiz, çilesiz, adanmasız, bir anda olsa idi kıymeti olmayacaktı nazarında, kıymet bilmeyecektin, doyumsuzluğun ve nankörlüğün baş gösterecekti, daha fazla daha fazlası derken tanrıcık hastalığına yakalanacaktın hem kendini yakacaktın hem de yanında olmaktan başka sucu günahı olmayan çevrendekilere zulüm kaynağı olacaktın.

Dünlerin imkansızlıkla dolu ise, yeterince bedeller ödedin ise, bugünlerin ve yarınların mükafatsız kalmaz, Kader gayrete aşıktır, ayakkabı bağcığınızı dahi Yaradan’dan isteyin deniliyorsa istemeye devam et senin hakkındır, ispatladın hayatınla kendini. Sabrınla ispatladın. Hiç bozmadın kendini, samimiyetinle ispatladın, Kime mi Hakk’a, yemişim halkını.  Süreceksin tabii ki şimdi sefanı.

Bunları neden yazdım, Ağustos başı itibariyle, gelecek, istekler, dualar, planlar, hedefler burcunda Kova’da gerçekleşen Ay Tutulması, akabinde Aslan’daki Güneş tutulması ile bol bol gözlem yaptım, şikayetlerin, mutsuzlukların, inanç dünyasındaki sarsılmaların, her şey bitti ölüm gibi bir şey oldu demelerin çoğaldığını gördüm. Bu gruba dahil olanlar daha çok etkilenmişti bireysel doğum haritalarında, illa kova-aslan olmana gerek yok, haritanda her burcun aktif olduğu bir noktan mevcut. Ve şimdi Balık Burcunda bu tutulmaların tamamlayıcısı olan bir Dolunay ile, bilinçaltının hortlaması, yüzleşmelerin başlaması, nerede hatamız var görüş alanının açık olmasıyla, şu dönem bu konularda bilinçaltı çözülmesi yaşıyoruz, bir süre yaşayacağız da ta ki samimice gerçekleri görüp, tembelliği ve şikâyet eden ağzı kapatıp, gidene, geçene değil, önümüzdeki işe odaklanıncaya, hayatımızda somut ve düşünce dünyamızda soyut olarak sürekli önümüze gelen olumsuz tesirleri ayıklayıncaya dek.

Bizler dünyaya geliş amacımızı unutuyoruz çoğu zaman ve yanında ölüm olgusunu, ölümden sonra devam eden baki hayatı hele hiç hatırlamıyoruz bile. İnsan, kendisini var edeni tanımak, anlamak, bilmek ve ibadet etmek, kulluk etmek için yaratıldı, ibadet denince meditasyona bağlamış, aerobik yapar gibi günde beş defa kıldığın namaz değil, yılda otuz gün karnını aç tutmak değil, hele hele moda akımı oldu ya umreye hacca gitmek değil, “DİN; Güzel Ahlaktır.”  Güzel ahlakın tamamlamadığı, hayvani nefsin ıslah edilmediği hangi ibadet hangi kulluk tamdır. İbadet, sevmektir koşulsuz, ibadet yardım etmek vermektir beklentisiz, ibadet yolda gördüğün bir taşı kaldırmaktır, kimsenin ayağı takılıp düşmesin diye, ibadet kendine ve içinde olduğu topluma faydalı olmaktır. Kulluk ise emir ve yasaklarına karşı hassasiyet göstermektir, hangi emri var ki, insan için zararlı olsun, insana zulüm olsun, hangi yasağı var ki, insanı huzurdan uzaklaştıran, insanı uzak kaldıkça mutsuz eden! Bilinçaltımıza işlenmiş, sürekli işlemeye devam eden çeşitli görüntüler, hayatlar ve özentiler nedeniyle, daha çok kendimizi kaybederiz biz. Balık Din-inanç-Yaratıcı-Manevi Dünya, İç Alem ile ilişkilidir. İçindeki Allah ile barışmadan, ne dünya hayatında huzurlu, mutlu olmak mümkün ne de ötelerde. İçimizdeki Allah tasavvurunu cezalandıran bir sadist olarak görmeye devam edersek, din maskesi adı altında, üç beş kişinin, birkaç grubun yaptıklarına takılırsak ve bunu Allah’a mal edersek, istediğimiz her şey için, ettiğimiz dualar için, hayattan beklentilerimiz için, başımıza gelen her iş için Allah’ı suçlarsak üzgünüm ama ne kendimizi geliştirebiliriz ne de birilerine, topluma faydamız olur, insan olarak geldiğin dünyayı hayvan olarak terk edersin. Daha çok, bu huzursuzluk içinde debelenirsin. Sana inan demiyorum Yaratıcıya, sana ibadet et hele asla demiyorum, üzerime vazife değil, sana bunları yap diye diretmiyorum, senden isteğim bir de bu tarafı var yapmasan da katılmasan da aklında bulunsun istiyorum. Bir gün çok çaresiz kalırsan, her şeye karşı içinde bir nefret bir kibir hastalığı peyda olursa, bir de bu tarafı var ömrünün o tarafı da bil, yine git-gitme sen bilirsin diyorum. Gidenler gitti de n’oldu dersen, samimi olana hiçbir şey olmaz, yine samimiyetsizlerdir, kafayı üşüten, hayatını darmaduman eden. İnancını, güzel ahlak ile tamamlayamayanlardır.

Balığın evi 12.evdir. 4.ev bedenin toprak olduğu yer, 8.ev ruhun cennet ve cehennem kavramı ile yani kendisiyle yüzleştiği ruh evi, 12.ev ise, her şeyin olup bitmesinden sonra, yaşadığın, gördüğün, hissettiğin her şeyin, senin ürettiğin, senin şekillendirdiğin bir rüyadan ibaret olduğunu anladığın evdir.

“İnsanlar dünyada rüyadadır, ölünce uyanırlar”

12.ev teslimiyet evidir, 12.ev asıl olan gerçeğinin evidir, 12.ev ölümden sonra ebedi aleme geçtiğin evdir. 12.evinizle tanışın, her evi geçtikten sonra yine kalan, tek kalan Allah ile burada bu dünya içinde tanışın, barışın, aşk ve şükr ile bir Merhaba deyin, bir Selam deyin. O var etmese sen kimsin ki, kimsin sen!

Sahip olduklarınızın da sahibi O, sizin de sahibiniz O, kendi elimizle ettiğimiz onca zararımıza karşın yine merhamet eden o, birkaç defa elimize diken battı diye, o batan dikenin içinde saklı olan hikmeti es geçip, kendinizi kendi elinizle zindanlara haps etmek niye. Her zorluk insan için nimettir, kendi eliyle başına getirse de nimettir, yukarıda örnek verdiğim insanların hayatını oku e mi, hepsi de dikenlerin, dikenliklerin üzerinde yürümek zorunda kalıp başarmışlar, yok işte yok elde yok avuçta yok ne yapacağız dememişler, dünyaya kinlenip, inançlı olanlar ise Yaratıcıya kinlenip boş vermemişler. Her zorluk, her trajedi, her travma, her kaybediş, her hastalık daha da aklına ne gelirse işte hepsi de hepsi de potansiyel olarak senin dirilişini başlatacak olan kuvvetlerdir. Tembellik et, kolayına kaç, sürekli şikâyet et, gayret verme, boş ver sonrada yaşadığım hayattan memnun değilim de kusura kalma senin canın henüz daha iyice yanmamış, zira canı yanan eşek attan hızlı gider…

Evet Bu Dolunayın Balık Bilinciyle aleme katkıları yukarıda değindiğim minvalde, iç alem düzelmeden tövbe dış alem düzelmiyor. Ayların sayısı on iki, Ay’ın menzilleri var, gökte burçlar var, Ay ile halden hale geçen insan var, yıldızlarla yolunu doğrultanlar var, her burcun kendine has görevleri var, hepsi insanın hizmetinde, Kova’dan aldın payını, Aslan’dan da aldın, şimdi geldin Balığa, sonra uğrayacaksın Başağa, bu dersleri birbiriyle bağlamadan, farkında olup, sentezlemeden, ki yıldız ilimine meraklı olanlara sözüm, bunları boş bir masal gibi oku geç, beynine hamallık ettir, sonra hani bir şey düzelmedi, değişmedi de. Değişmez elbet, sen kör isen, samimiyetsiz, kader ne yapalım olgusunda isen ne Yaratanınla kavgan biter ne de Hayat ile…

Teknik anlatıma dönelim şimdi, Ay ve Neptün Balık Burcunda kavuşumda, Başak Güneş ile kutup olmuş, Ay yani iç alemimiziz, psişik özelliklerimiz, sezgilerimiz, rüyalarımız, duygularımız şu aralar hiç olmadığı kadar hassas durumda, Neptün ve Başak Güneş karşıtlığı sayesinde aldatılmaktan, hayatımızı daha bir çıkmaza sürüklemekten çıkaracak enerjilere sahip, hiç olmadığı kadar hayatınızda net olmanın zamanı, evet ya da hayır diyeceğiniz bir dönem, grisi yok bu işin, gri derseniz hiçbir şey çözülmeyecek, bilinçaltı temizlenmeyecek, o gri oraya yerleşecek ve ara sıra böyle zamanlarda hortlayacak, uyanacak uykusundan, yaptığın yanlış seçimin sonuçlarını ya da yapamadığın için şuandaki halinin sebebi kendin olduğunu hatırlatacak. Kendine acıma, aşırı mütevazı olma, doğru zamanda hamle yapmayıp, soğuduktan sonra ortaya çıkma ve sonuçsuz kalmalar şu aralar pek de akıl karı olmasa gerek. Kendimize acımak bir tuzaktır, balık ve başağın en büyük handikabı, kendi değerini küçümsemesidir, kendine acıması aşırı tevazu sahibi olmasıdır. Bu dolunay hatırlattı değil mi, böyle yapa yapa eline bir şey geçmeyeceğini, kötüler kötü ise bunda senin de payının olduğunu, onlara senin fırsat verdiğini. Ay ve Neptün birkaç orb ile, kişiye güzel ahlak, dini inançta samimiyet, manevi anlamda şifacılık gibi özellikler veren, sabit yıldızlardan balığın ağzındaki Achernar (al ahir al nahr) yıldızı ile kavuşumda, yukarıda en başta yazdığım şeyleri neden yazdım şimdi daha anlaşılır oldu umarım. Balık ve Başak bilincine sahip olan insanlar, her şeyde samimiyet arar, tüm yazdığım konular adına, samimiyetimizi sorgulatacak bir dolunayın içindeyiz.

Şu dönem Ay ve Neptün kavuşumu-Başak Güneş zıtlığı, insan insanla sınanıyor ya hani, ziyadesiyle etki altına kişileri duygusal emici sünger moduna getirecektir, bu durumdan kaçmak elinde, şimdi hiç sırası değil bunun, empati gücünüz oldukça yoğun olacaktır, bir süre bu tür şeylerden uzak kalmaya bakın, herkesi anlamaya dinlemeye çare çözüm bulmaya çalışmayın sıra 2017 mart ayına geldiğinizde yatak döşek yatabilir, hastalanabilirsiniz. Sonra ne oldu bana, niye böyle oldum demeye başlarsınız. Bak valla istatistiktir bu, kendimden biliom: ) 2013 ile 2016 arası Balık-Başak Aksı ay fazlarından hayli etkilenmiştim. Tecrübeliyim artık, LPG taktırdım enerji sarfiyatı minimum: )

 

Ve Plüton Oğlak’ta Dolunay’a olumlu dönüşüm adına etkiler veriyor, tam olarak, izahatı ise şu sözlerimde; Son kadehte oynadın bize bir oyun, gencecikken ettin bize bir oyun dolaylarında, hak ettiklerimizden mahrum, hak etmediklerimizle sarmaş dolaş bir hayatın içinde zaman zaman sorgulamalarla beyin devrelerimiz yansa da oyun şimdi başlıyor, bugüne kadar diğerlerinin kurduğu oyunların içinde yan rollerde hep dayak yiyen rollerde figüranlık etsek de oyun kurma sırası bizde. Kader bazen yaşarken yazılır, ölüm düşüncesinin cesaret veren gücüyle ey hayat sahne de bizim şimdi oyun kuruculuk da bizim…ölümden korkun yoksa hesabını veremeyeceğin bir yaşanmışlık da yoksa, hadi bakalım canı yanan eşek. Sıra sende, attan daha hızlı koş…

Velhasıl-ı kelâm: Sözün Özü, ikili ilişkilerde fedakarlığın ölçüsünü dengelemenin, geçmişin yükü, geleceğin kaygısı derken anı yaşamanın dengesini ayarlamalıyız. Kurban modundan çıkmalıyız, kurtarıcılık gibi özellikler atfedilmiş ise, kendi hayatınızı kurban etmeden soyunun bu işe, düzensiz olan yaşamınıza ait ne varsa, yeme-içme alışkanlığı, ilişkilerdeki yanlış alışkanlıklar, zamanı kullanma alışkanlığı, hijyen-sağlık, ruhsal ve fiziksel durum gibi konularda var olan sıkıntıları çözmeye ve kalıcı olmasına özen gösterin. Merkür retrosu an itibariyle bitti, şu birkaç gün hızlandırılmış şekilde beyninizde düşünce patlaması görülebilir, biraz nefes alın yapmanız gereken için birkaç gün bekleyin, İç dünyayı temizlemeden, iç dünyada teslimiyetin huzurunu yaşamadan dış dünyada huzur imkansızdır, bunu artık kabullenin, bilinçaltı balığın 12.evin içinde yer alır, bilinçaltı her zaman iyi yönde çalışmaz, insanı intihara sürükleyen de, cinayet işleten de, kendisini ne kadar zora sokacak iş varsa yaptıran da bilinçaltıdır, bilinçaltınızı güzel şeylerle doldurmaya gayret edin, kendinizi güzel iyi verimli yönde motive edin, beklenti içine girmeden, beklediklerinizi ölüm-kalım haline getirmeden, isteklerinizi putlaştırmadan…gayret varsa takdir de var. Sabırlı olun, ümitsiz olmayın, bilinçaltınızdan gelen kötü eylem ve  isteklerin nedenini düşünün, yaparsanız sonunda ne olacağını da düşünün, bu dünyaya her birimiz bizi var edeni bilmek ve bize verdiği akıl – kalp birleşiminden ortaya çıkan düşünce gücüyle kendimizi gerçekleştirmek için geldik. Yaşadığımız her şeyde bir hikmet mevcut, iyisinde de kötüsünde de yaşamı zehir eden de şifa merkezi eden de bizzat biziz kendimize, yaşanılan şeyler, şu yıldız tesirleri, bu şeylerin içinde vesile olmuş insanlar sadece figüran. Bunun farkına varalım. E benden bu kadar, güneşimle kavuşumda bir Dolunay hayırlar getirsin ki elbette hayr getirecek, ne gelirse başa hayrdır benim adıma. Sıkıntı yok: ) Artık oyun kurma sırası bende…

Sevgimle kalın e’mi

Elif Hece Öztürk

5 Eylül 2017- Endülüs olsun yine Zil, Şal ve Gül

Hoşnutsuzluğun kışındayız önümüz ardımız tufan
Üstelik gemimiz batmış ortamızda ıslak bir kütük
Feda mevsimi geçti say ki düşmanız artık
Ne benden İbrahim olur ne senden kurban!

(Ali’m Lidar)



Yorum Yapın