4 Nisan 2015 Terazi Burcu Ay Tutulması; Af vs.Ah

7.290 views

4 Nisan 2015 Tarihinde, TSİ 15.00’de Savaş/Barış, Benim/Bizim, Ben/Sen, Bizimkiler/Sizinkiler, Onlar/Bizler, Bencillik/Empati, Taşkınlık/Denge,  aksında yani Koç/Terazi Aksında, Terazi Burcu 14 °de Ay Tutulması deneyimleyeceğiz. Tutulum, Kuzey Amerika, Pasifik, Doğu Asya, Yeni Zelanda ve Avustralya’ya kadar geniş bir bölgeyi kapsayacak. Bu bölgelerde gel-git olayı artacaktır. Yerkabuğunda oturma hareketlenmeleri görülebilir. İlki 19 Ekim 2013’de gerçekleşen aynı aksa ait 5’li tutulum serisinin sondan bir önceki dördüncü Tutulumunu yaşayacağız. Son Tutulum 28 Ekim 2015 tarihinde gerçekleşecek ve bu aksa ait konulardaki seri kapanacak. İlki Başkalaşım ve Başkaldırmak idi, startı buradan vermiştik, 2013 sonbaharından şuana kadar geldik. Uranüs/Pluto arasında gerçekleşen 7 randevulu kare etkisinin sonuncusunu ise 17 Mart’ta tamamladık. 2013 itibariyle hem dünya hem de içindeki bizler için küçükten büyüğe yaşamlarımızda ilginç olayları deneyimledik. Zaman zaman güneş açsa da, hoş şeyler yaşasak da, çoğunlukla dünya ve içindekiler adına dramatik olaylar yaşadık. İmtihan ve kendi elimizle, aklımızla, nefsimizle başımıza getirdiğimiz olaylarla bir farkındalığa sahip olduk. Fıtrat denilen şey nedir? Özümüzde olanlar ne? İyi ve kötü birey olarak biz kimiz? Nerelerde değiştirme şansına sahibiz nerelerde teslimiyet hayrımızadır, bunu kalben akledenler daha net anladı şu son 2 senede değil mi?

Denge ve Huzur ikisi bağlantılıdır, aşırılığa kaçtığımız her şey Huzursuzluk kaynağımız olabilmekte, Ölçüyü öğreniyoruz, öğrendik, Ölçüyü doğru tartın, yani vicdanınızı hür bırakın, objektif olun, hatalarınızla yüzleşin, kendinizi bağışlayın, zarar verdiklerinizden helallik alın bunu daha çok yaşadık şu son iki senede. Olması gereken de bu değil mi? Bahanesi böyle işleyiverse fena mıdır?

Yaşadığımız topraklar dünya gündeminde manşet ki, bir süre daha manşetlerde olacağız, bahanesi işte,  bizler ülke olarak dönüştüren, karanlık faaliyetleri açığa çıkaran, manipülatör oyunları, kulis arkası güç savaşlarını temsil eden Pluto Transitini çok yoğun alan ülke idik. Yani bu yıldızlar hep mi bizim ülkeye çalışıyor dersen şayet, Kuruluş anımızda Yengeçte yer alan Pluto ile şuanda Oğlakta seyreden Pluto’nun karşıtlığını yaşadık ve yaşıyoruz da, Ay düğümlerimiz, Şiron ve Uranüs geçişleri, 4. 5. Evimizdeki yığılma üzerinden geçmiş Satürn etkisi işte şuanda mevcut sistemde gergin bir noktaya geldik. Başkanlık Sistemine çok az kaldı, bu sistem oluştuğunda Uranüs ile iktidar olan, bizlere istatistik bırakıp, Yeni Türkiye’yi (resmi-aşikâre-iyicene) ilan edecektir.

Hayırlısı be gülüm…!

Başkanlık Sistemine Bir Bakış- 24 Mayıs 2012

Diş tedavisine başlamıştım, sonuna geldim şükr, Şiron/Balık istatistiği benden sorulur: ) 10 gündür aldığım narkoz yakında beni müptezel (Balık meyillidir müptezelliğe) yapacak o derece yani, daldan budaktan yazmayalı uzun zaman olmuş, son zamanlarda kendimi pek bi ciddi hissetmeye başladım, oysa hâlâ oyunlara doymayan bir çocuğum, profesyonel, akademik dilden uzun vadede sıkılıyorum, üzerimde eğreti durmakta, dönüvereyim aslıma. Denge mühim, ne o taraf ağsın, ne bu taraf. Hepsinden bir parça.  Kasılmaya ne gerek.

Şimdi de şu dala konalım, domur domur olmuş, patlar yakında: )

Öncü işarette, ivedi, radikal kararların zamanına işaret ediyor bu tutulum. Ateş ve Havanın birleşimiyle ortaya çıkan enerji, harekete geçmek için düşüncelerimizi harlayabilir, içsel öfke patlamaları olabilir,  hava gibi temizleyebilir, ateş gibi yakıp geçebiliriz şu aralar. Ay duygusal zamanında, onurlandırılmak istiyor, takdir görmek istiyor, biz olgusunun içini doldurmak istiyor. İçi boş biz olgusu var ise yaşamlarımızda, şu dönem bir patlama kaçınılmaz olmalı. Bunu her alanda düşünelim, bireysel tarafında evlilikler, ilişkiler ve kurumsal yapılar, hükümetler, gruplar, ekip işi içinde çalışan, ortaklık içeren her türlü oluşumu ele alalım, denge, takdir, adalet, onurlandırılmak gibi duygular üzerinde derin düşünceler içine dalıyoruz.  Yola çıktıklarımız, yolda bırakanlar, yolda bırakacaklarımız dönemindeyiz. Şu sınavı da geçersek ki inşallah, haybeye ayrılıklar, kırgınlıklar geride kalır sanırım. Aman ne bileyim ben, olaylar olup bittikten sonra insanın bazı yerlerde tutamadığı çenesine, engel olamadığı güdüsüne de kader demek ne bileyim ben Yüce Yaratıcıya karşı yapılan büyük bir saygısızlık gibi geliyor. Kader ölçü demek diye bin defa yazdım yine yazacağım hep aynı şeyleri tekrarlıyor gibi olma pahasına ama öyle be balım. Yerim dar daha çok oynarım da, inan yerim de zamanım da bu ara pek bi dar : )

Hımm, bu dalı geçtik, hele şu karşı bahçedeki dala bak, çoktan açmış çiçekleri, uğramazsak ayıp olur, el bize ne der, aman aman…

Güneş tutulurken hayatlarımızda bizi besleyen, bizi biz yapan unsurlar gündeme gelir, Hayatımızın içini dolduran, işimiz, evliliğimiz, çocuklarımız, anne-babamız, mücadelemiz,  hayatımızın dış iskeletini oluşturmuş ezcümle ne varsa, iyi/kötü düşüncelerimizde hareket başlar. Sorunlu olan bölgeler su yüzüne çıkar, akışında olan şeyler, kıymetini bilip bilmemek, daha iyi olması için neler yapmalıdır ve yeri korumak adına nasıl bir duruş sergilemelidir gibi düşüncelerdir bunlar.

Ay tutulurken ise, bizi duygusal olarak besleyen, motive eden,  içimize ay olup doğan, bize-“ üzülme, ben varım!”diyenler ve dediklerimiz,  onurlandıranlar, onurlandırdıklarımız, hayatında olmakla/ hayatımızda olmasıyla bizi mutlu eden insanlar, çocuklu00ğumuz, geçmişimizde iyi/kötü iz bırakmış anılarımız, hafızamız üzerinde kayıtlanmış unutamadıklarımız gibi geçmiş ve an’a dair hassas olan, pek gösteremediğimiz bazen taş olup midemize oturan, yumru olup boğazımıza duran, hıçkırıp olup gözümüzde asılı kalan ama bir şekilde bizi acı/tatlı beslemiş olan ezcümle ne varsa buna benzer konular üzerinde düşüncelerimizde bir hareket başlar.

8 Ekim’de gerçekleşen Koç Ay tutulmasının zirve noktası bu tutulum olacaktır.  O dönemden şimdiye geldiğimizde, aynı konuların yeniden cereyan ettiğini görebiliriz,  6 ay kadar beklemek akıllıca olan demiştik, şimdi sağlamasını yaptığımızda harekete geçebiliriz artık.

İlgili Linkler;

19 Ekim 2013 Koç Burcunda Ay Tutulması ve Etkileri: Başkaldırmak- Başkalaşmak

15 Nisan 2014 Terazi Ay Tutulumu; Âlem Sensin

8 Ekim 2014 Koç Burcu Ay Tutulum Etkileri; el- ADL

Zühre Boğa’da, Pluto Oğlakta, her ikisine olumlu ortaklık eden Balık-Şiron ile Boğa’nın toprağında hummalı bir çalışma başlamış anlaşılan. Yeniden başlamak, bir şeylere başlamak, karar almak,  bi parça kendimizi düşünerek, kendimize öncelik tanıyarak,  duygularımızı netliğe kavuşturup, eğrisi de bana doğrusu da bana, bu kararsızlık niye, bu korkular niye, nerelerden geldim nerelere, şu boğanın toprağındaki ayrık otlarını 3 senedir temizleye temizleye ellerim nasır tuttu, e artık Balık-Şiron ile yıkayayım bi güzelce ve kendimi ödüllendireyim, kendim için yaptığım, yaşadığım bir şeyim olsun güdüleri çoğumuzda yoğunlaşabilir, özellikle toprak ve su işaretinde dünyaya gelenler için bu güdüler.  Acıların kadını/adamı oldunuz yalan mı?  Diğer burç mensupları alınmasın lakin su ve topraklar pek çekti pek, son 25 yılın en büyük kadersel dönüşümlerini onlar yaşadı. Sıra ateş ve Havalarda. Yani bu işler sırayla. Tam ölçüsünde, adam ediyor Rabbim bizi ne güzel işte.

Tutulumun Güneş Koç kanadında, Uranüs, Güney Ay Düğümü ve Merkür birlikteliğini görmekteyiz, Aslan-Müşteri ile olumlu açıda, Müşteri şuanda genişleme, büyüme gibi etkileri minimuma çekmiş, olumlu taraftan baktığımızda, güney ay düğümü Merkür birlikteliği, eskimiş, hasarlı, zararlı düşüncelerimizi bırakma zamanını gösteriyor, Müşteri Aslan ile kurulan olumlu ateş uyumu, girişim için uygun bir zaman olduğunu göstermekte, neyin girişimi, düşüncelerimizi yenileme, Uranüs-Güneş Koç kavuşumu bu etkiyi destekler nitelikte. Bazen en büyük kötülüğü bizzat kendimize kendimiz yaparız. Nasıl mı? Sabit bir şeylere takılır kalırız, esnemeyiz, gelişmeyiz, tazelenmeyiz, örümcek ağı gibi sardırır da sardırır sonra da o köhne düşüncelerimizde kendi karanlığımızı, kendi yalnızlığımızı kendimiz hazırlarız.  Ne bileyim işte, değiştirmemiz gereken bir düşünce olmalı, artık o düşünce, kim bilir hangi olaydan, hangi insandan kaldı ise yadigâr, şu dönem en çok bu alanda iyi çalışacağa benziyor. İnsan yine bir insanla büyüyor, küçülüyor değil mi? Terazi ilişkilerimizdir, bize negatif etki veren insanları daha net görme, pozitif etkileyenleri daha iyi anlama dönemi.

Ve gelelim şimdi şu ağacın altına, dalları ipil ipil inmiş köklerine, bir soluklanalım, gölgelenelim bitirip kaçalım.

Sözün Özü:  Sert dönemler içindeyiz, akşam bültenlerine 5 dakika bakmak toplumun düştüğü seviyeyi anlamaya yetiyor, babasını öldüren, eşini öldüren, çocuklarını kesen, artık hırsızlık, şu bu oldukça sıradan ve hatta asil suçlar noktasına geldi neredeyse, şimdi doğrudan öldürme, kesme, biçme olayına girdi insan. Etrafımız bir bela zinciriyle çevrili, her şey anlık, sabır, empati, merhamet, asalet, nezaket gibi kavramlar maalesef yavaş yavaş yeryüzünden çekilmekte, direnenler var elbet, İdeolojiler olmuş birer put, insanların çoğu olmuş yarı tanrı, harala gürele pek de hoş olmayan insanı hayret içinde bırakan, kanını donduran, hadi ya dedirten, utandıran, üzen olaylarla dolu gündem, açık hava tımarhanesi oldu yeryüzü.  Bundan sonra yerde ve gökte olacak hiçbir olay bizi şaşırtamaz. Rabbimin vardır bi bildiği, O bilir ancak ve bildirdikleri müstesna. Sahi biz yolcuyuz değil mi? Geçerken uğradık, yazdık ve kaçıyoruz.

Yorum Yapın