4 Kasım 2017 Boğa Dolunay Etkileri; Dönüşüm Karnesi

1.941 views

Nasıl da eğleniyorsunuz merhabalarınız memnun oldumlarınız ağzınıza sığdıramadığınız dişlerinizle kocaman gülümsemeleriniz, “bak canım bu bu canım bu da sana bahsetmiştim ya hani aa evet tabi” li takdimleriniz, dar masaların çevresinde gittikçe genişleyen kalabalıklarınız, onu okudum bunu duydum aldım ama daha okuyamadımlı çok satan kitap listeli sohbetleriniz, rujlarınız, rimelleriniz, kirli sakallarınız, içinize çektiğiniz göbekleriniz, kazağınızın altından eteklerini sarkıttığınız gömlekleriniz, dinledikçe büyüyen göz bebekleriniz, içinizden geçirdikleriniz, tutkularınız, beklentileriniz, kıskançlıklarınız, kurnazlıklarınız ve entrikalarınız ve topuklu ayakkabılarınız ve parça tesirli yalanlarınız, efsanevi iç çatışmalardan sonra geliştirdiğiniz insanseverliğiniz ve hobileriniz ve fobileriniz ve kompleksleriniz, mendil satan çocuklara iğrenik bir şefkatle bakan gözleriniz, çakmaklarınız, tabakalarınız, çantalarınız ve onbeş dakikalık hoşlanmalarınız, Lacan’lı Derrida’lı Althusser’li post-modern sohbetleriniz ve sonra kalkıp bara gitmeleriniz, içkileriniz mezeleriniz ve güzel ülkemiz için üzülmeleriniz ve üzüldükçe birbirinize sokulmalarınız sokulmalarınız sokula sokula kaynaşmalarınız ve sarılmalarınız ve yalpalayarak eve gitmeleriniz ve kusmalarınız ve sevişmeleriniz ve kavgalarınız ve çabucak barışmalarınız ve tekrar sevişmeleriniz ve önce sarılıp sonra sıkılıp sırtınızı birbirinize dönerek uyumalarınızla siz..
Ah canım insanlar sorarım size.. Sizinle biz birbirimizi nasıl anlayabiliriz?- Ali’m LİDAR – (değerim-değerlim)

4 Kasım 2017 Tarihinde TSİ. 8.22’de, Akrep / Boğa aksında, Boğa Burcu 11 °’de Dolunay gerçekleşecektir. Gözlemlerime binaen, Boğa sembolizmine ait konuların etkisine çoktan girmiş durumdayız. Sokakta, evde, iletişim halinde olduğum insanlarda, medya gündeminde, davranış ve düşünce kalıplarında yaptığım gözlem hem dışarıdan hem de kendi hayatımdan şahit olduklarımla, güçlü bir Akrep/Boğa kutbunun Boğa’da tohumlanmış ürünlerini deneyimlemeye başladık. Madde ve Mana, Somut ve Soyut, Olan – henüz Olmayan, kendimize verdiğimiz değer, bizi bizi biz yapan karakterimize eklenmiş değerler vb. Eski makalelerimde Boğa alanını çok fazla anlattım dileyen o yazıları bulsun en detayına kadar bir daha okusun hatırlasın. Uzatmayacağım. Dolunay’ın, Balık’ta yer alan Neptün ile kurduğu o büyülü, mistik, muazzam görünüm, yüksek sezgi gücü ile, her insanda mevcut olan neyin doğru neyin yanlış olduğunu bize fısıldayan içimizdeki o adını henüz koyamadığım kuvve ile bu dönem daha yakın ilişkiye geçirecektir şu insanları.

Boğa denince ilk akıla gelen, Değerler, Sahip Olmak, Ben’im dediğimiz o Ben’in içine doldurmuş olan maddi ve manevi somut elle tutulur gözle görülür olanlar, İnsandaki sabır denilen o üstün güç, Huzuru nerede aradığımız, ne olursa Mutlu olacağımız, Dünyaya dönük yüzümüz. Dünyaya bizi bağlı tutan her şey. Ölümlü olduğumuzu unutturan, hiç ölmeyecek gibi birikimler yaptıran, hiç ölmeyecek gibi canımızı tüketircesine verdiğimiz çabalar, hiç ölmeyecek gibi, kazık çakacakmış gibi dünyaya, belirsiz olan yarınlar için hiç durmadan bir şeylere sahip olmayı takıntı haline getirmeler…

Akrep, dönüştürmektir, çürüyen şeyleri dönüştürür, bunu bir neşter ile yani acıta acıta yapar, Boğa ise kalite ile ilgilidir, o hiçbir şeyin çürümesine izin vermez, bu nedenle toplumsal konularda en fazla takıntısı olan, aile yapısı, otorite ile olan ilişki, toplumun beklediği davranış ve uygulamalarda en hassas davranan işarettir.  Ama hayat işte Hayat, her zaman öyle olmuyor, bazen insan çizgiden çıkabiliyor, alışılmış olan dünyevi yaşam kurallarına rest çekebiliyor, o topluluklara dahil olmak istemiyor. Günümüzde şirketleşme haline gelmiş, kadın/erkek aynı, ticaret gibi yapılan evliliklerin içinde olmak istemiyor, çoğunluğun değer verdiği şeyler onun için bir anlam ifade etmiyor. Şu dönem zihnimizi en çok karıştıran konu, neye değer verdiğimiz, bu değer verdiklerimiz konusunda, dostlar alışverişte görsün modunda mı? Çoğunluk bunlara değer veriyor, ben de vermeliyim mi? Hayır o bu şu ne derse desin, huzur da mutlulukta bizzat samimice kendi benliğimle karar verip, yaşamımda sabitlediğim değerlerim mi? Bunu çok derinden sorgulayacağız.

İnsan değerleri ile, değer verdikleri ile dönüşür.  Dönüşüm diyoruz yıllarca, her dönüşüm hayra olmaz, Boğa dolunayında Akrebi al karşına ve gör, az çok geçmiş 5-7 sene içinde her birey, her ülke, her yönetim dönüştü, bak bi bakalım, hangi dönüşüm hayra, hangisi zararda. Aslına rücu ederken her varlık, bak bi bakalım kimler korudu aslını aynısıyla sabitmiş, kimler aslına rücu etti meğer aslı bir aldatıcı hülya bir halüsinasyon imiş. Dönüşürken ülkemiz iyice gör bi, nelerden geçiyor, geçiyoruz, dönüşmek bu boru mu? Kolay mı sandın dönüşümü, kolay mı sanıyorsun halden hale geçişi, kolay mı sanıyorsun yükselirken bir insan bir ülke, ayağına batan dikenlerin verdiği acının sızını, kolay mı sanıyorsun dönüşmeyi? Çok iyi çok güzel, herkes dönüştü, dönüşüyor sürekli, moda akımı gibi sözde, özde öz kalmamış.  Burada noktalayım uzayacak yoksa : ) çok işim var, kısa yazcem demiş miydim?

Altının değerini sarraf bilir, kaliteli olan ürünün değerini, ustası bilir. Dün çok ilginç bir olay yaşadım, detaylarına girmeyeceğim, nadir sosyal hayata karıştığım bir sabah idi, Kızılay’da, bir işletme sahibi, hiç tanımadığım bir insan ayaküstü yarım saatlik bir sohbet esnasında, bir kâhin gibi, kalp gözü açık gibi, sanki karakter tablom, sanki ömür kitabım elinde gibi, beni bir çırpıda çözdü attı. Oysa ne kadar da anlaşılmaz biriyim değil mi? Yoğun bir iş yeri idi, bana, “Siz biraz bekler misiniz” dedi? Detay vermeyeceğim demiştim. Değerlerden girdi konuya, karakterimin, yüreğimin en ince ayrıntısına kadar anlattı ve bunu sohbet gibi yaptı, enerjinin farkında mısın dedi? Kalmış mı ki senin gibi insan dedi?  Şoklar içinde idim, göz yaşlarıma hâkim olamadım, nasıl süzülüyor ama nasıl? Şimdi daha net anlıyorum sır kutusu, dert küpü olmuş yüreğimi, o yürekte hiç tanımadığım bu zamana kadar belki binlercesinin iletişimle bana döktüğü, hiç tanımadıkları bana döktüğü göz yaşlarını nasıl da anladım!

Konuyu ise sık sık buralarda değindiğim sözlere bağladı,” altının değerini sarraf, kaliteli ürünün değerini usta bilir! “  (Nefsi bir gaye ile değil bu yaşadığımı aktarmış olmam, ayan beyan ortadayım işte, nelere değer verdiğim ve neleri değersiz gördüğüm belli değil mi? Bu dönüşüm sürecinde, aslına rücu devrinde, rücuya geçtiğim hal aslımla aynı imiş. Şimdi Mutevazı olmak haksızlık olur, beni böyle var ’edene.) Annemi aradım eve geçince yaşadığımı anlattım tek bir kelime atlamadan, telefonda annemin nefesi kesildi ve o da ağlamaya başladı. Ot kök üstünde bitermiş, Köksüz ağaç olmazmış, ailemin sahip olduğu değerleri miras almıştım, ve ailem benim asil-temiz ailem en değerli varlıklarım, geri kalan, dünyevi  her şey ayaklarımın altında paspas olurdu ancak… Evet insanı insan yapan, değer verdikleri idi, kişi neye değer vermiş ise aslı o idi, karakter ve Değer birbirini tamamlıyor, değer verdiklerinle oluşan karakter belki hemen şimdi elinden tutmaz ama, bu dünyayı terk etmeden mutlaka o içini değerle doldurduğun Karakterin elini tutacaktır. Aksi de mevcut, karakterini tamamladığın değerler bir aldatıcı serap ise, samimiyetsiz isen, dostlar alışverişte görsün moduyla ise, herhangi bir çıkar gayesiyle, üzerinde eğreti duran değerler, şimdi değil belki ama gün gelip seni bu dünyada tepetaklak edip atacaktır. Buna iman ediyorum! Şahit oldum zira, hepiniz medyayı magazin dünyasını, siyasi isimleri takip ediyorsunuz sizler de şahitsinizdir, görmek ve bakmak arasındaki fark ile, umarım iman ettiğim bu düşüncemin şahitleri olup görüyorsunuzdur.

“En ummadığın keşf eder esrâr-ı derûnun,

Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?” Ziya Paşa

(Olayın Teknik İzahatı; 11 derece Yükselen Akrebim, dün olayı yaşadığımda Güneş 10 derece Akrep ve Doğum anımda 10 derecede yer alan nt.Müşteri Akrep ile kavuşumda idi, Dolunay ise 1.7 ev aksımda cereyan ediyor, dolunay dışardan gelen etkilerin ayna tutmasıdır. Olay mahalli Kızılay Karanfil sokağın girişinde yer alan bir işletme, aynayı yüzüme tutan işletme sahibi. Kendimi korumaya programlı, tedbir ile yaşayan ben, ilk defa akışa bıraktım, bir şeyler beni orada tuttu. Sadece bir toka alacaktım hepsi bu.)

Dediğim gibi, çok güçlü, büyülü, metafizik alemin kapılarının açıldığı, hiç ummadığın anda, ummadığın kişilerle karşılaşıp, kendini fark edeceğin bir dolunay olacaktır. Akrep sırlardır, krizlerdir, krizlerin, travmaların insanda oluşturduğu içsel kanamanın tortulaşıp, o yaraların içeride taptaze kalmasıdır. Ve insan acısıyla dönüşür, acısıyla yücelir, acısıyla, travmalarla, yoksunluğuyla, çilesiyle dönüşür, yaralanmış hayvanlardır ancak yaralanınca sağa sola saldıran, insan yarasıyla güzelleşir, insan yarasının sızıyla devleşir, kendini dönüştürecek, acıdan elde ettiği, damıttığı bal ile tatlanır, lezzetlenir. Boğa bu dönüşümde, o yaraların kâr kısmıyla ilgilidir. Boğa gibi güçlü deriz hani. İkisi de bu dönüşümde çok önemlidir. Dönüşüm salt Akrebin kendi başına gerçekleştirdiği bir olay değildir!

Akrep hep hep diyerek Hiç’liğin Özgürlüğüne ulaşır, çok çetin yollardan geçerek, deyim yerinde ise burnu sürtüle sürtüle, o tapındığı dünyaya ait kavramların aslında ne kadar boş olduğu başına vurula vurula, elinden alına alına ulaşır, Boğa hep hep derken, biriktirmenin değil paylaşmanın özgürleştirici olduğunu idrak eder, biriktirdiği her şey gün gelip elinden istemeden çıkarak, çeşitli bahanelerle sahip olduklarını yitire yitire anlar paylaşmanın değerini, Bakara suresi Boğa-Öküz vs. anlamına gelir, Bakara suresi dünya hayatıyla ilgilidir, Bakara suresi dünyaya tapanlarla, kendisinin bu dünyada ebedi yaşayacağını sananlarla ilgilidir. Buna daha evvel değinmiştim. Dileyen Bakara nedir, Bakara suresinin mealini bir okusun derin derin…

Bu dolunay tamamen Neptün etkili bir dolunay, Balık vurgusu önem kazanıyor, Neptün etkileri belirsizlik içinden çıkıyor, sırlar açıklanıyor, kördüğümler çözülüyor, belirsizlik bulutu kalkıyor. Hayatımızdaki en önemli şey Dengedir, Duygularımızla realitemiz arasındaki denge, ilişkilerimizdeki sahip çıkmak ve sahip çıkılmak arasındaki denge, vermek ve almak arasındaki denge, fedakarlıkla ilgili denge, gelir-gider tablosunda, ikisi arasındaki denge, ilişkilerde sevgiyi somut olarak gösterme arasındaki denge, dünya ve ötelerle olan ilişkimizde, çok meşhur bir söz ile, hiç ölmeyecek gibi çalışmak, yarın ölecekmiş gibi ahirete hazırlık yapmak arasındaki denge… evet belirsiz olan konularda, somut olarak görmek istediklerimiz ve bizden beklenilen somut davranışları daha net anlayıp, yüksek sevgi gücü, hani o dilde olup kalpte olmayan seni seviyorumların gücü değil, samimi sevgi gücü ile, aklın kurnazlığına kaçmayıp, aklın rahmani olan tarafıyla akledip, kalbi bu akılla yoklayıp, gerçekten istediğimiz, sahiplenmek, sahiplenilmek, ait olmak, ait hissetmek istediğimiz yaşam için eyleme geçirecek etkileri bolca taşıyor. Hani bir şeyin olup olmaması da pek mühim değil, olur olmasına da gerçekten hak ediyor muyuz, layık mıyız, sürekliliği biraz buna bağlı bu da kalsın akılda. İnsan bu işte kimi kendini hiç görür, çok şeyken, kimi kelime manasında hiç’tir kendini hep görür.

Doğum tablonuzda Akrep, Balık ve Boğa’nın 10-15 derecelerini içine alan yaşam sahneleri, yine bu burçlarda 10-15 derecelerde kişisel yıldızlara sahip olanlar, doğum tablosunda 10-15 derecelerde herhangi bir burçta yer almış yıldız/gezegenle açıya sahip olanlar, daha somut olarak göreceklerdir dolunay etkisini. Tablosunda bu değerlere sahip olmayanlar ise, Boğa/Akrep aksının temsili olduğu konularla ilgili derin düşüncelere sevk olacaklardır. Sağlamasını, istatistiğini kendiniz yapıp, gözlemleyebilirsiniz.

Velhasıl-ı kelâm: Sözün Özü, çok huzurlu, dengeli, kararlı, mistik, bol nazarlı:) dönüşüm karnemin elime ulaştığı, iletişimin güçlü olduğu, sevgi dolu bir dolunay oldu benim için devamı da umarım böyle olacaktır. Olacak da. Sabır, denge, sükûnet, ağırbaşlı olmak, sevgi dili ile konuşmak, empati yapmak, karakterini dolduran değerlerin güzel yanlarına sahip çıkmak, sahip çıkılmak işte bunlar, huzurlu insanın tanımı. Ötesi berisi pek önemli değil. Fazla uzatmadım bu dolunayda, hepimiz dönüşüyoruz bir şekilde, dün taptıklarımız bugün ayaklarımızın altında, dün yanımızda olanlar bugün çok uzağımızda, dün kurulu olan düzen bugün virane, dün sapasağlam olan beden bugün harabe, Hakk Teala sırasıyla insanı kendine getirecek bir bahaneyi vücuda getiriyor, hepimizin hayatında, ben sıramı çoktan savdım, sonuçtan memnunum, Darısı savmayanların başına ki, onlar da geçecek elekten, onlar da tâbi tutulacak samimiyetin sınavına… Hadi bana Eyvallah.

Sevgimle Kalın E’mi,

Elif Hece Öztürk

3 Kasım 2017 – Ankara (tamam seninle barıştık Ankara)



Yorum Yapın