3 Aralık 2017 İkizler Dolunayı; Hassas Ülkenin Depresif Halkı

815 views
İlk gençliğimde solcu oluverdim birden. Ama ne solcu. Üç lafımdan dördü emek, işçi sınıfı, artı değer, halkların kardeşliği v.s.. Bıraksalar solculuktan öleceğim. Öyle böyle solculuk değil. O kadar inandırmışım ki kendimi ‘güneşi zaptedeceğimiz günlerin yakın’ olduğuna. Sadece tesis ve alet edevat sorunu kalmış. Halkımız arkamızda zaten. Yeter ki devrimci kıvılcımı ateşleyelim biz..
Polisten yediğim ikinci veya üçüncü seri tokada bile mukavemet edemeyecek kadar zayıfmış benim şanlı solculuğum. Biraz devletten dayak biraz da babamdan fırça yiyince bıraktım..
Sonra aşık olmalara başladım. Bana birazcık ilgi gösteren her kadına aşık olduğum saçma ve kayıp birkaç yıldan sonra uzun süreli istikrarlı aşk deneyimlerim oldu. Hiçbirini sonuna kadar götüremedim, hayatımdaki hiçbir kadını adam akıllı mutlu etmeyi başaramadım, ama hepsinden çok şey öğrendim. Geriye dönüp baktığımda şöyle ağız dolusu küfürle andığım hiçbir eski sevgilim olmadı. Hiçbirini ben terk etmedim, gittiklerinde hepsinin arkasından mütemadiyen yas tuttum. Ama dediğim gibi, hiçbirinin anısına bilerek saygısızlık etmedim, en azından içimden hepsini iyi andım..
Bu yaza kadar her sene aralıkları değişen depresyon seansları tertipledim kendime. Bu günlerde de girmeyi düşünüyordum depresyona ama annemin en sevdiğim depresyon hırkamı eskidi bu artık diyerek yer bezi yapması sonucunda giremedim. Hırkanın hikayesi de şu. Uzun, yerlere kadar değen kalın mı kalın hardal rengi eski bir hırka. Pek matah bir şey değil tabi. Ama son on yıldır ne zaman kendimi çok kötü hissetsem o hırkaya bürünüp, birkaç hafta evden çıkmayıp, tv ya da bilgisayar açmayıp hatta kitap bile okumayıp aptal aptal tavanı seyrederek yani depresyonun dibine kadar vurarak kendi kendime saçmalıklar yaptım. Ve o saçmalıkların kilit oyuncusu da hırkamdı. Şimdi hırka gitti.. Ben de vazgeçtim depresyona girmekten sonra oturdum bu yazıyı yazdım.
Özet : Ülkem gibi ben de hep hassas dönemlerden geçiyorum. Ve bu hassas dönemler hiç bitmeyecek gibi görünüyor. Ve takdir edersiniz ki şu an itibariyle de ülke ve ben çok hassas bir dönemdeyiz 🙂

-Ali’m Lidar (seviom seni rabbim razıdır herhal:)

3 Aralık 2017 Tarihinde, TSİ.18.46’da Yay/İkizler aksında, İkizler burcu 11°’de Dolunay (Süper Ay) gerçekleşecektir.  Yay/İkizler aksında gerçekleşen dolunay zamanları, dünya gündemi için de, insanın bireysel gündemi için de, akıl oyunları, hile, aldatma ve aldatılma, yanılma ve yanıltma, sağlıksız düşünce kalıplarının özeleştirisini yapma, hataları görme, hakikatine varma zamanları olur genelde. Ocak ayından bugüne kadar geldik, zaman zaman deli dalgalar geldi üzerimize, bazen çekildik köşemize dinlendik, bazen karıştık hayata, bazen dışında kaldık gözlemledik, 2017 senesinde ne çok şey yaşadık öyle, ne çok sıkıntı atlattık, oğlak ayında, hedeflerimizi, kova ayında gelecek planlarını, balık ayında iyi niyetlerimizin yargısı, koç yeni ayında harekete geçmeyi, işin başa düşmesi, boğa yeni ayında huzuru, istikrarı, ikizler ayında aptalca adımladığımız yolları, yengeç ayında, sığınacağımız kapıları, aslan ayında yaşamımızın senaryosunu, başak ayında, günlük yaşamın koşturmacasını, sağlığımızı, terazi ayında, dengemizi, ilişkilerimizi, sosyal hayatın riyakarlığını, akrep ayında, kendimizin doktoru olmayı, yay ayına girdiğimiz şu günlerde, Merkür gerilemesinin de eşlik etmesi ile, İkizler dolunayında tüm bunların tek tek muhasebesini yapma zamanı olacaktır.

Yıldız ilminde bazı işaretler akılla ilgilidir, İkizler ’de bu aklın zeka şubesidir, El becerileri, beynin aktif olan durum kurtarma, pratik anında çözüm getirme, her bir işin püf noktasını bilme, kötü durumlardan sıyrılma, her vakit sütten çıkma ak kaşık olma ikizler işaretiyle alakalıdır. İkizler burcu insanı böyledir anlamına gelmiyor. Zira her insan bir parça ikizler ’den etki almaktadır. Akıl/zeka aynen insan gibi büyüyen-gelişen bir varlıktır. Yaşam deneyimleri ile o hafıza deposuna kaydedilen olaylar, aklın not defterine işlenir. O defter gitgide dolar, büyür. Bir kitabı alıp yaşayanının kurgusunu okumak mı? Hayatın içinde birebir o kitabı yaşayarak akıl defterine yazmak mı?  Yazılanı okumak mı? Yaşarken yazmak mı? İkizler dolunayında, yaşadığımız olayları kaydettiğimiz o akıl defterini açacağızdır. Nerede akıllı davranıyor, nerede zekamızı kullanıyoruz. Bazen çok fazla konuşuruz, bir tür üste çıkma, bir tür savunma gereği, bir tür haklılık yarışına gireriz. Sonuç mu değişmez, çoğu zaman olayları daha bir karmaşık hale getiririz. Bu dolunayda susma ve konuşma dengesini nasıl kuracağız bunun üzerinde düşünebiliriz. Şöyle bir yoklayıp tecrübelerimizi, konuştuk da ne kazandık, sustuk da ne kaybettik gibi bir geriye dönüş ile (Merkür Gerilemesi) huzursuzluk veren çoğu şeyden arınabiliriz.

Arınmak demişken, her ay fazı arınmak için ilahi bir lütuf, İkizler Dolunayında, bana faydası olmayan ve zarar veren düşüncelerimden, hareketlerimden, iletişimlerimden kopmayı tercih edebilirim. Bana faydası olan, iyi gelen düşünce kalıplarım, kendimce geliştirdiğim, kışın ortasında bana baharı yaşatan düşünce metotlarımı daha bir geliştirmek adına, bunu hayatımın her alanına yaymak adına girişimlerde bulunabilirim.

2017’ye girerken ki düşünce/akıl yaşım ile, şuandaki düşünce/akıl yaşım bir değil, 2017 senesi uğraşı alanımla ilgili, dışarıdan değil, bizzat içinde olarak bazı hayatların ne çok şey öğretti bana öyle. Bu sene hayatımın filminde oynadım, önceden hem yönetmeni hem de senaristi olduğum filmler vardı da hepsi sıradanmış, ne etcen ahır vaktime geldi de ona: )  Oscar’lık oyunlar döndü hayatımın film şeridinde. Güneş-Neptün kavuşumunu dibine kadar yaşadım, bile isteye hiç tedbir almadım, akışa bıraktım, kendimi kasmadım öyle derin derin, replik vs. hiç ezberlemedim, zira bunu yaşamam gerekiyordu, ortada böyle bir film olmadan daha yıllar evvel filmin gelişini anlattığım dostlar vardı, aman beni sıkı tutun dediğim: ) ve bu trajikomik filmin içinde olmak ilmi açıdan bana çok şey katacaktı, kattı da. Bilim adamları deney yapmadan karara varamaz. Somut olarak görmeleri gerekir bilim adamı değilim, ama şahitlik etmediğim hiçbir şeyi yazmadım yazmam da… Filmin içeriğine müdahale hakkım yoktu, ama final kesinlikle benim seçimime bağlıydı, sonuna yaklaştığımda kumandayı aldım elime ve tedbir o vakit girdi devreye, Yıldız tesirlerinin de ötesinde idi insana bahş edilen bazı özel güçler: ) yendik mi, yendik tabii ki, film bitti mi? Bitti tabii ki? ödül mü? Paha biçilemeyecek kadar değerli: ) çok şık, zarif ve de asil oldu, ölcem gitcem bu asaletimden: ) bakmayın asalet dediğime, pelerinsiz çıplak bir kahramanmışım doğru : ) ağaçlarla, balıklarla, kuşlarla ben amenna: ) (H.H.K).

“Şimdi iyi niyetlerimi bir bir
Yargılayıp asıyorum
Bu son olsun bu son olsun” Y.H.(olmucek tabii ki)

Velhasıl bazı şeyler var ki, takdir i ilahi, kesinlikle yaşanması gerekiyor, acı-sevinç terazisine koymaya gerek yok, filmin içinde olan karakterlere yüklenmeye, diş bilemeye hele hiç gerek yok, onlar da kendilerine düşen bu takdir-i ilahi de ilahi komedya’da kendilerini açığa çıkarmak, asıllarına rücu etmek zorundalar idi, kişiler önemsiz, önemli olan filmin sana ne kattığı ve senin zamanla anlaşılacak olan, kişilere neler kattığındır. Evet acı-sevinç terazisi kurmayın beyninizde, acı çok gelirse öfkeye, sevinç çok gelir ise şımarmaya, azmaya gidiyor iş: ) hem acıdan doğuyor insan değil mi? Doğarken hiç gülen bebek görmedik bugüne kadar !

Bir okulda en başarılı öğrenciler, disiplinli ve sert öğretmenlerin elinde yetişir, eğitim ciddi bir iştir, lay loy lom a gelemez, eğitim şimdi sana zor geliyordur ama ileride elinden tutacak şey de eğitimin olacaktır. Bu eğitim geniş kapsamlı, verdiğim örnek okul olabilir, hayatın kendisi okul ve hayatımıza dahil olan her insan birer öğretmen, ders müfredatı kimi ezelden takdir, kimi rüyanın içinde gezinirken bizzat doğaçlama işlenen dersler. Aradaki farkı anlamaya çalışalım e mi.

Sonuç: Satürn Ötesi etkiler takdir-i ilahidir, Satürn’e kadar olanlar ekme- biçme, bu dünyada iken kendi seçimlerinle yaptığın fiiller ise Satürn Ötesi hazırlığının olmadığı, sınanma, imtihan, eğitim evresidir. Elbette teknik olarak Satürn Ötesi etkilerin  yerine göre, bahş edilen özgür irade üzerinde etkin olduğu yerler de var. 40 bin yıllık bir ilim bu, 40 satırda anlatmamı bekleme şimdi: ) ışığı gözlere yavaş yavaş vercekmişiz ki, tavşanlar ürkmücekmiş. Öyle diyolla. Gerçi 12 senedir ne yavaşı, projektör tutmuşum, inşaallah hep ehli ve ehil olanların elinde faydalıya bir şifaya dönmüştür.

Evet bir yıldız ilmi-astroloji dersini daha ifa etmiş olduk. Merak etmeyin Yıldız İlmi okulu açcem, okulda bol bol ışık veririm: )  Işık, elektrik, enerji vs.  için rüzgar türbini ve güneş panellerini, kardeşlik müessesesinden  Egemen Bey yapcek, ucuza getircez ışık olayını, Egetron sağolsun: ) ama huysuzum bak az çok tanıyorsun, kendini bişi sanmak vs değil bu, herkese bu ilmi veremem, vermem, kıstaslarım var. Lafta değil, tam anlamıyla feleğin çemberinden geçmiş olanlara verecem bu ilmi, onlardan öğreneceğim çoook şey var, benim öğreteceklerim bir hiç. Ona göre: ) hamd olsun bugün de kendimin dalgasını kendim geçtim..

(Deryam, bu geyikler, espriler tamamen senin için:) bir önceki yazımda akrep ciddiyeti çökmüştü üzerime, gerçi artık akrep oldum iyice. Temiz iş oldu.)

Evet yukarıdaki satırların akabinde gelelim, akademik tarafına, İkizlerdeki Dolunay enerjisi böyle bir şey işte, çok fazla düşünür, çok fazla konuşursunuz, ince espriler hafiften iğneli iğneli dokundurursunuz, harekete geçmek istediğiniz alanlarla ilgili zihin sürekli uyaran almış gibi, işlek ve tetiktir. Bilgi düzeyinizi ölçersiniz, ilişkilerinizi tartarsınız, iletişim halinde olmadıklarınızla neden iletişim sekteye uğramış olabilir, bunun üzerine düşünürsünüz. Arkadaşlık bağı önemlidir, arkadaş dediğiniz insanların yanında ne kadar durabildiniz, onlar için ne yaptınız, yapıyorsunuz, onlar sizin için ne yaptı-yapmadı bunları didiklersiniz, bu yakın çevre ve kardeşler için de geçerlidir. Hep dinleyen taraf mısınız? Sizi kimler dinliyor, illa sizin anlatmanızı mı bekliyorlar, siz anlatmadan ayan beyan ortadasınız işte, hayatınıza pratik kolaylıklar, sorunlarınıza pratik çözümler getirenler var mı? Hep siz mi nasıl olsa o çözer, o halleder, o ferahlatır diye düşünülenlerdensiniz? Böyle böyle zihinsel bir fırtına içinde olacağızdır. Hı’ unutmadan ben şanslıyım, hayatımı kolaylaştıran, pratik çözümler getiren, beni benden daha fazla düşünen, öldüm bittim dememe fırsat vermeden daha, imdadıma yetişen bir dostum var elbet. Ben Onun için neler yapabilirim, Onun hayatına nasıl bir kolaylık sağlayabilirim, Onun hayatında olası iniş çıkışlarda nasıl yanında olabilirim, Karamsar düşünceler geldiğinde zihnine, nasıl içine sızıp Güneş gibi doğabilirim.. işte tüm derdim bu. Tamam tamam vurmayın kestim: )

Gökyüzünde Ay-Güneş ve Neptün arasında Değişken bir T-Kare mevcut, T-Kare etkileri serttir, zorlar, Neptün bağlacı duygusal yönde dalgalanmalara işaret ediyor. En fazla bu etki, Değişken işaret mensuplarını ilgilendirmekte. Birkaç hafta duygusal anlamda dalgalanabiliriz, iş, eş, evlat, ebeveyn, kardeşler, arkadaşlar vs. iletişim alanında Merkür’ün de geriye giden hareketini hesaba katınca, sözlerimize dikkat etmemiz gerektiği, haklı olsak dahi susmanın gerekliliği bir kez daha bizler için faydalı olacaktır. Zira ağzımızdan çıkan sözler, yanlış anlaşılmaya müsait, evirip çevirip yalan yanlış katılıp birilerini doldurmak maksatlı laf taşımacılığına maruz kalabiliriz. Balık-Başak-Yay ve İkizler hassas bir dönem: ) 25 Aralık’a kadar olan sürede, mümkün mertebe bu değişken dörtlü kulağına gelen sözlere celallenip harekete geçmesin, ahanda dedim ya şimdi böyle, ben bir sazanım, bakalım yine kimin tuzağına düşcem: ) bile bile yaşamak, yapmak diye bir örnek arıyorsanız işte o benim: ) yarınları bugünlerden yaşıyorum, ben ne yapayım. Bu defa buradan duyurayım bana laf taşımayın, şu şöyle yapmış, bu bunu senden çalmış, bak şu sana laf çakmış vs. aman ha gelmeyin öyle bana: ) akıl defterimde notum hala taze duruyor, kim ne yaparsa yapsın, instagram, ekşi ve sitem dışında, sosyal medya ile hele ki bu camia ile hiç mi hiç alakam yok, kim ne yapmış ne yazmış Allah şahit bilmiyorum: ) hem bilirsem orijinalliğim gider: )

Şuandaki global gündeme baktığımızda, akrep ülkesiyiz malum ve ikizlerde bir Ay’a sahibiz, içimizden hiç eksik olmaz kendi hainimiz diyeli yıllar olmuş, neyse işte, akrep krizlerle büyüyor, Endişeye mahal yok, akrep ülkesiyiz boru mu:) Hassas dönemlerimiz hiç bitmedi bitmez de, Manipülatör oyunlar, gizli düşmanlar, dost yüzlü hainlerimiz eksik olmaz bunu biliyoruz, e daha neyin korkusunu yaşıyoruz ki, biz akrep ülkesiyiz. Ama dayanıklıyız, Tuzaklara karşı tuzaklarımız da vardır, gerilmeyin sakin olun e mi. Biz içimizde birbirimize düşmeyelim, yok kapılara işaretler, yok şunlar yok bunlar deyip galeyana gelmeyelim, Arap baharının başlatan Tunuslu bir gencin kendini yakması olmuştu, görünürde Tunuslu genç, geri planda bambaşka oyunlar.  Dört yanımız yılan çıyan, dört yanımız puşt zulası şairin deidği gibi, iş bu ahvalde, oyunlara gelmeyelim, valla Suriye’den sonra oyunun son ayağı bizdik, şimdiye dek iyi yırttık, tamamen yırtcez de. Hükümet, devlet şu bu vs. yırtar diye değil, ben Anadolu’yum, biz Anadoluyuz: ) Korku korkulanı davet eder, bunu biliyorsunuz, o kadar kişisel gelişim bilmem ne şu bu ilgileniyorsunuz, okuyorsunuz, bunu bilmiyor olamazsınız değil mi?

Uzun zamandır 9.Ev tr. Güney Ay Düğümü ve tr. Uranüs kavuşum Neptün sürecindeyiz, Oğlak Plüton-Yengeç nt. Plüton zaten devrede, uluslararası davalarımız, düşmanlarımız, husumetlerimiz, kökü epey eskiye dayanan, örümcek ağı gibi işlenmiş, belli belirsiz iken bir anda belirgin olmuş, sislerin dağıldığı ve her şeyin kabak gibi ortaya çıktı bir süreçteyiz. Bunu ablan yıllar evvelinden zaten yazmıştı, bi sor bu hava durumu tahminini nasıl yapmıştı, işte böyle ince ince transitleri inceleyerek, yorumlamak da bir sanat, Arı olup adanmak, sinek olup dadanmak, kim vatansever, kim hain ortaya çıkacak demiştim di’ mi?

Oyunlara gelmek, kandırılmak, azıcık bir dünyalık için, dini, ahiretini satmak vs. vs. demiştim di’ mi.

Şefkat tokadından, zecr tokadına da demiştim.

Güney Ay düğümü işliyor, Neptün üzerinde, içimizdeki akılsızlar, o dini dinar ve dirhem olanlar yüzünden, elbette ki bir ülke helak olmayacaktır. Ülkenin akıl defterine, bir ülkenin hafızasına bu kayıtlar işlenecektir, Bundan sonrasında herkes daha dikkatli olacaktır.

Ne demiş Efendimiz (sav), “ bir insanın namazı, ibadeti sizi yanıltmasın, o insanın dinar ve dirhem ile olan ilişkisine bakın.”

Tuzak nasıl kurulur, kimler tuzağa düşme potansiyeli taşır, kimin neye zaafı vardır. Kulis çalışması nedir? Yıkım stratejisi nasıl işler? Bir ülke içerden nasıl çökertilir? Savaşa, topa tüfeğe, askere gerek kalmadan bir savaş, soğuk savaş nasıl yürütülür? İşte bakın Kocaman örneğiyiz. Meşhur olduk cidden, aman ne şöhret ne şöhret! Zeki Müren kesin görmüştür bizi!

Bu sene tr. Jüpiter’i de aldık Akrebimize, 21 Ağustos 2017 Güneş Tutulmasının doğrudan coğrafik olarak hedefi de bizdik, seyredelim ne yapalım. Hem akılsızlığımızın, hem dünya tamahımızın getirisi olan, hem de takdir olanın, vereceği cezayı göreceğiz, yaşayacağız, Hesabı kapatırız, neyse veririz parasını: ) ABD; Afganistan, Mısır, Suriye, İsrail, Irak şu bu derken yazık ekonomik olarak çok sarsıldı. Sarsılmasaydı bu kadar Suriye’ye çoktan girerdi, ihaleyi bize yıkmaya çalışmazdı. Neyse ihaleden kurtulduk şimdilik, bi akılsızlık daha edip, daha fazla bela musibet vebal almadık. En başta yapılması gerekeni de, yeni yaptık, gerçi o da başımızı ağrıtacak ama, doğru olanı yapalım da varsın ağrısın, gündemdeki diğer olaylar gibi yanlış yapıp da ağrıyacağına! (Bazı yerlerde yaptığım ironileri umarım ciddiye alan olmaz:.) ay nemelazım millet javs gibi valla, bugün ne giysem yarışması gibi bugün kime çatsam derdine düşmüşler: ) ama ben balık/akrebim unutma, dokunma balığa, Allah’ın oku, dokunur hayatına)

Çok uzattım iyi bir terapi oldu kendime, yazmak bizzat kendim için terapi, kendimi iyi ediyorum böyle, çok bi rahatladım: )  İkizler de zaten yazmak, çizmek, konuşmak, anlatmak, güldürmek, düşündürmek, kızdırmak, aynı gün içinde dört mevsimi yaşamak ve yaşatmak değil midir? Öyledir: ) işte tüm bu yazının içeriği, içindeki anlatımlar hepsi, ikizler doğasına örnektir. Kendimle dalga geçiyorum desem de, her bir satırım, anlatımım bu ilim için derstir. Tabii ki anlayabilene: )

Velhasıl-ı kelâm: Sözün Özü, nihayet gelebildik bu bölüme, evet hayat dediğimiz deneyimdir, bizler bu dünyaya deneyimlemeye geldik, hiçbirimiz mükemmel değiliz, kimse kimseye benzemek zorunda değil, kimse kimsenin düşüncelerini onaylamak zorunda veyahut karşısındakinin istediği düşünce formuna girmek zorunda değildir. Zorlayarak olmaz, birbirimize bakarız, iletişim kurarız, deneriz, tartarız birbirimizin düşüncelerini, zorlama ile değil ona faydalı olmuş, bana da olabilir ne güzel bir hayat kavrayışı ne güzel bir yaşam tarzı, nasıl da güzel bir ruhi bütünlük, deyip birbirimizi örnek alabiliriz. Yani sevgi ile, dikte ile değil. Birilerini kendimize benzetmekten vazgeçelim, benzerlerimiz hazır bir halde hayatımıza gelmişler ise tadını çıkaralım, fazla kurcalamayalım. Bilgi paylaşımı önemlidir, bilgilerimizi paylaşmaktan geri kalmayalım, bu paylaşımlarda yapacaksın, yap değil, bilgilerimizle kendimiz örnek model olalım, bizi örnek almak isteyen alacaktır. Ben akıllıyım, ben olmasam, ben yapmasam gibi söylemler çok itici cümle kalıplarıdır, böyle kalıplar var ise zihnimizde, bir kendimize dışarıdan bakalım, biri bize aynı cümleyi kursa ne hissederiz bunu anlamaya çalışalım. Her insan kendisi için gerekli olan hayatın içindedir ve her şey olması gerektiği şekilde olmakta, altını üstünü fazla didiklemeyin, hangi hayatın içinde olursak olalım, orada bizim için hazırlanmış nimetler de vardır, bunları fark edelim. İkizler dolunayı ve Neptün bağlacı ile, hile, oyalama, aldatma, kurnazlığa kaçma gibi hasletler sadece karşı tarafın kul hakkına girmek değildir, yapanının da belki ilk anda değil ama zaman içinde kendisine dönecek bumerangıdır. Bazı şeyler takdir i ilahi, bazıları doğaçlama insanın kendi seçimlerinin getirileri, yaşadığınız her ne olursa olsun, ister takdir i ilahi, isterse kendi elinizle işlediğiniz, o dahi takdirdendir, fazla irdelemeyin, yaşayın geçin. Hangi zor durumda kalırsanız kalın, bilin ki geçici, geçecek tüm bunlar, o anki şartları fazla zorlamayın, olana kanaat edin, ikili ilişkiler ise zor durumlar, zamana bırakın, yarışa, kavgaya, intikam öç almaya bilmem ne yapmaya hiç kalkışmayın ne gerek var kendinizi yormaya huzursuz etmeye, size zarar veriyor ise o ilişki noktalayın. Merak etmeyin 1 haftaya kalmaz geçiyor : )

Kısaca her şey o düşüncede oluyor bitiyor, çevrenizi yenileyin, değiştirin, baktığınızda bazı düşüncelerinizin kaynağı çevreniz ve bu düşünceler onlardan besleniyor, size zarar veriyor, durmayın derhal o çevreyi değiştirin korkmayın! Hayatınıza insan kalabalığı toplamadan, o düşünce bu düşünce bin bir düşünce kalıbı içinde şaşırmadan, bol bol yaşadığınız hayatı ve diğerlerinin hayatını doğru pencereden okumaya bakın. Kendinizi geliştirin. Kim kazananı kim kaybedeni bu hayatın burada değil, diğer tarafta belli olacak, kayıptı kazançtı artık düşünmeyi bırakın, kendinizi kasmayın: ) Merkür’de gerilerken, ciddiyim bak, fazla iletişimde olmayın onla bunla: ) dostlarınız ayrı, yeni insan tanımayın, kaynaşmayın hemen, akılsız dostlarınız varsa da, sizin başınızı ikide bir derde sokan, ya da ne bileyim dostluğu belirsiz olan,  mesafe koyun, dertli, gamlı, kederli, çetrefilli konulara bu ara hiç girmeyin. O BEYİN biraz dinlensin, bahanesi olsun İkizler Dolunayı ile Merkür gerilemesi. Dünya işlerine fazla takılmayın, hele ki siyaset miyaset beyninizi yormayın, o yerlerde olanlar, baş olanlar çabayla değil, sebepler devreye girmiştir, oralara gelmek Takdir iledir, takdir edilmiş ezelden her ülkenin başına gelen, bizler seçtiğimizi sanarız sadece, hassas bir dönemdeyiz, tokat yicez:)  ne yapsak boş göklerden gelen harbi ciddi bir karar var, neyse yine iyiyiz, yırttık üstelik bu konuda suçlu olduğumuz halde: ) sonuç mühim, gelen sonuçta bize ders olsun! Hı, siz miz sen diye yazmış olabilirim ama tüm bunları kendime yazdım.. Hadi bana Eyvallah..

Sevgimle Kalın E’mi

Elif Hece Öztürk

1 Aralık 2017- Marakeş’ten bildirdim: )



1 Yorum

Yorum Yapın