29 Mayıs 2018 Yay Burcunda Dolunay; Ey Özgürlük

1.735 views

Yıkılmış evlerime
Sönmüş fenerlerime
Derdimin duvarına

Arzu duymaz yokluğa
Çırçıplak yalnızlığa
Yazarım adını

Geri gelen sağlığa
Geçen her tehlikeye
Yazarım ben adını, yazarım

Bir sözün coşkusuyla
Dönüyorum hayata
Senin için doğmuşum haykırmaya

Ey özgürlük! – Paul Eluard

29 Mayıs 2018 Tarihinde, TSİ.17.19’da, İkizler/Yay aksında, Yay Burcu 9°’de bir dolunay cereyan edecektir. 2018 başından bu yana süregelen göksel gezginler dünyasındaki gelişmeler, değişimler, tutulumlar, ağırlama ve uğurlamalar, gerileyen kolektif gezginler ve kişisel gezginlerin ardından yıl ortasına doğru giderken, bu Dolunay evresi geçmişten şimdiye, kabz hali, engeller, zorlukla elde edilenler, sabır isteyen işler ve gergin dönemlerin ardından bir nebze şuurları ve bilincin tarlasını rahatlatacağa benziyor. Gökyüzünde sevgi, merhamet ve ılımlı, barışçıl Su unsurundan oluşmuş Büyük Su Üçgeni, her türlü olumsuzluğa rağmen, kilitlenip kaldığımız karamsarlık, sıkılma, buhran, sıkışma gibi hislerimiz var ise, bunu dağıtacak, farklı pencereden olayları görmemizi sağlayacak, daralmış göğüs kafesimizi genişletecek vizyonları görmemizi- hissedişleri duyumsamamızı sağlayacaktır. Balık- Neptün’ün sezgiselliği, mesaj dolu rüyaları, Akrep-Müşteri’nin inançla olumlu yönde hayatı iyileştirme olanağı sağlayan düşünceleri harekete geçirmesi ve Yengeç- Zühre’nin nazik salvolarla, kırıp dökmeden, sevgi dilinin yumuşak, ehilleştiren tonuyla kuracağı iletişim dünya zindanından kimileri için çıkışı sağlayacaktır.

İnanıyorum evet, her zorlukla beraber bir kolaylık mutlaka var, vardır değil var! Bir konuya sabitlenip takılı kalmak, akarken zaman nehri insanın çıkışı kurtuluşu olacak pek çok vesileyi görmesini engelleyebiliyor. Her insan derdinin içinde devasının ne olduğunu biliyor, biliyor bilmesine de içinde olduğu şartlar, kayıp ve kazanç terazisinde ağır basan kayıp kefesinin korkusu ile o derdi çoğu zaman sahipleniyor, boyun eğiyor ama kendine ediyor. Doktor yazmış ise reçeteyi, iyi de gelmiş ise o ilaç, başka doktora gidilmez, ama gidiyor işte, gittikçe daha bir karmaşık hale geliyor, deva olacak olan da deva vermiyor. İnsan ne ederse kendine ediyor. O şartları şimdilik kabul ediyorsun, ama içindeki özgürlük tutkusu, kendini gerçekleştirme dürtüsü, bireyselliğini ilan etme hayali olduğu sürece, er ya da geç şartlara isyan ediyor ve dur diyorsun. İşte bu stop düğmesine basma zamanı önemli, harabeye dönmeden, yıkılıp kaldığın yerden, bir daha doğrulamayacak kadar düşmeden, içinin mavisi griye dönmeden, geç kalmadan stop düğmesine basmak gerekiyor. Hayatımızın her alanında, bizi kısıtlayan, daraltan, kendi bilincimizin yarattığı kaygı ve korkular da olabilir bu, dışardan gelen bir baskı da, içinde olduğumuz toplumun yanlış öğretileri de olabilir bu, yine her zaman değindiğim yaşama şahitlikle sabit, kendinden kurban vermeden, Can’ı canan için kurban etmeden, önden peşin peşin ödenmiş bir bedel vermeden özgürlüğe ulaşmak, huzura kavuşmak zor. Uzun perdede Balık Neptün ile dolunayın kurduğu Değişken Kare etki, düşlediğimiz yarınlar için, hayallerimiz ve dualarımız için, ne yapıyoruz, ne kadar emek veriyor, ne kadar çabalıyoruz, ne kadar sabra sahibiz bizi bir tefekküre davet ediyor. Kendimizden, canımızdan bir parça vermeden, bir şey adamadan bizi özgür kılacak her ne ise, maddi güç, manevi güç buna ulaşmak zor.

Hepimizin bir hayat merdiveni var, kiminin hızla çıktığı, kiminin ağır aksak, kiminin çıktığı basamağa, bir daha geri dönmemek için, temkinli ve sakin, sağlam çıktığı. Çıkarken hayat merdivenlerini bir bir, her zaman arkamızda bir destek olmayabilir, bize yol yordam öğretecek, tecrübeleriyle bizi tehlikelerden koruyacak birileri olmayabilir. Ay düğümleri ile Dolunay figürlerinin olumlu etkileşimi, Hava-Ateş unsurlarındaki bu güzel uyum, cesaretimizi, sorunlarımızla başa çıkma gücümüzü artıracaktır. Takılı kaldığımız basamaktan ileriye doğru adım atmamamızı sağlayacak gereken gücü içsel olarak kendimizde bulacağımız, dağıldığımız yerde kendimizi toparlayıp yeniden yürümeye başlayacağımızı ve bunu yaparken bu defa yalnızlığın korkusunu duymadan, desteğe ihtiyaç kalmadan kendimizin başaracağını gösteriyor. İnsanın en iyi kendisi sahip çıkar hayatına. Sen sahip çık, göster bir kendini, gerektiği yerde elbet sana yardımcı olacak vesileleri, işaretleri Hakk gönderecektir kapına. İnanç-İnanmak, evet daha üstündür bilmekten: ) Çoğumuz inanıyoruz ama öylesine inanıyoruz, kalbimizde bir Taratıcının gücünü hissediyor ama tam anlamıyla onun gücüne teslim olamıyoruz, Teslim olanlar var, şanslıyım bu sisteme şahitlik ediyorum, onların yaşamlarının içindeyim, İlahi desteğin her anda yanlarında olduğunu görebiliyorum, metafizik denilen bir gerçek de var hayatta.

Dolunay fazları, içinde gölgesini taşır, karşıt açıya geçen Güneş ve Ay’ın oluşturduğu büyük yuvarlak ışığın içinde bir de gölgesi vardır. Bu yüzden dolunay fazları insanın gölgesiyle yüzleşmesi anlamına gelir. Yeni Ay evrelerinde her şey daha iyimserdir, gölgemiz baskılanmıştır, Şimdi İkizler/Yay aksının oluşturduğu dolunay ve içine yerleşmiş sabit yıldız Antares, iletişim ve davranışlarımıza ait gölgelerimizi ortaya çıkaracaktır. Takıntılı, kötümser, kör, öfkeli, yüksek ses tonu, dinlemeden, anlamadan verdiğimiz tepkiler, sürekli kendimizi haklı çıkarmaya çalışmalar, hayatımızda cereyan eden olumsuz her şeyi bir başkasına yüklemek, sürekli laf sokacak, can yakacak, üzecek, sanki rakipmiş gibi, öne geçmeye çalışmalar, kendi yarattığımız cehennemler diğerlerinin cehennemine çekilmeler, hayır, dur diyememeler. İşte bu dönem ta ki sonuçlanmasını Aralık sonunda görünceye dek devam edecek. Eli çabuk tutmalı, Aralık’a bırakmamalı, cahillik ve bilgelik arasındaki sınırda, bilgeliğin sukut ve sabır olduğunu, cahilliğin öfke ve çok konuşmak olduğunu anlamalı, şu işi şimdiden çözüp, yüzleşip, bilge olan tarafa geçmeli. Çok konuşmak sürekli kendini savunmak haklı olduğu anlamına gelmez insanın!!!

İkizler kanadının yöneticisi Utarit Boğa Burcunda son derece, anaretik derecede, Sabit düşünce kalıpları gölgemizdir, sabit, dogmatik, katı ve sert düşüncelerimizin bize açtığı zararları çok net şekilde görmeye başlayabiliriz. Her sabit düşünce insanı kendine mahkûm eder. Sabit olan tek şey var bu yeryüzünde ve insanı kullar içinde, hiyerarşik bir sistemde olmasına rağmen özgür kılan; Yaradan’a olan kulluğu ve gerekleri. Gerisi insanın kendine ördüğü hayali kafes.

Bu değindiğim konuları daha evvel deneyimleyip aşanlar vardır, onlar için değil, henüz gölgesiyle yüzleşmemiş, şu aralar hayatında cereyan eden bazı olumsuz olayların içinde, nedenini sorgulayanlar için bir reçete bu. Sabit, katı, kuralcı, kendimize engel oluşturduğumuz ve farkına varamadığımız davranış kalıplarımızın, bizde ne gibi hasarlar açtığını idrak etmemizi sağlayacak bir gökyüzü görünümü mevcut.

Yay ve Balık ortak yöneticiyi paylaşır, ikisi de sınırsızdır, sınırlandırılmaya gelemez, baskıya gelemez, balık sessizce kaçar, yay gürültü kıyamet, şimşekleri çakar, alıp başını gider. Bu dolunay fazında ciddi bir baskı, tutukluluk hali hissediyor olabilir çoğumuz, psikolog ya da geçici sakinlik kazandıran, faydasından çok zararı olan kimyasallara başvurmadan, iki değişken burcun yöneticisi Müşteri’nin Akrep’teki şifalı yolculuğunda, Neptün ve Zühre ile kurduğu olumlu kontaktan faydalanabiliriz, bu defa kaçmak yok, gitmek yok, yüzleşmek var, insanla kurduğumuz iletişim kadar, kendimizle iletişim kurmuyoruz, onun bunun yaptığıyla ilgilenmekten, sonuçlarını değerlendirmekten, kendimizin yaptığı ve içinde olduğumuz sonuçları görmüyoruz, ayna bu defa kendi yüzümüze doğrultulmuş, psikologluk hale getiren nedenler, o aldığın ilaçlar ne için? Hangi yaşanmışlığın getirisi, bunda senin payın ne? Bu da bir tür kaçış, bu da bir tür sorunları, çöpleri halı altına süpürmek, gözüne görünmeyince temizlediğini sanmak. Ciddi bir bilinçaltı uyanması mevcut, bunu bu dönem rüyalarınızla da test edebilirsiniz, kendimizi, kendimizle kuracağımız sağlıklı bir iletişim ile iyileştirebilir, sınırları kaldırabilir, kendi hapishanemizden, kendi elimizle girdiğimiz gibi, kendi ayağımızla da çıkabiliriz.

Ve önemli bir konuya daha değinelim, Akrep takımyıldızından olan, Dört Büyük Kraliyet Yıldızlarından, Batı Kapısının vekili, Azrail ile eşdeğer Antares yıldızının Yay Burcundaki Ay ile kavuşumda olduğunu görüyoruz, Dolunaya eşlik etmiş, alt zemini kaygan olan, ilkel dürtüleri ile başetmeyi henüz öğrenememiş, öfke kontrolü olmayan, şiddete meyli olan, yaşadığı sorunlarla başa çıkma gücü bulunmayanlar için zor bir dönemi gösteriyor. Çevremizde veyahut içinde bulunduğumuz aile-iş-arkadaşlık ilişkisinde bu yönde eğilimleri olanlar var ise, bir süre onlardan uzaklaşmak tedbir adına gerekli.

Global olarak önümüzdeki 3 gün içinde bu sabit ve güçlü yıldızın dolunay ile kaynaşmasının getirisi, silahlı büyük çatışmaları, suikast, terör eylemlerini körükleyebilir. Yıldızlar insanın düşüncesine nüfuz ediyor, her bir yıldızın etkisini alan yeryüzünde bir insan oluyor, bir eylem olacak ise, antares dolunay ile kavuşumda ise ve bu yay ise, din, yükseköğrenim, gazeteci, yazar, okullar tehlike altındadır demek oluyor. Boğa’da para dünyası, ekonomi, bankalar nasıl ki Uranüs geçişi ile hareket kazandı ise, bu da aynen öyle. Alın size korelasyon kurmak için dev bir ipucu: )

Velhasıl-ı kelâm; Sözün Özü, Gökyüzü gezginlerinin hemen hemen hepsi görev başında, yeryüzüne baktığında çok yoğun dolu dolu bir gündem, her şey ayaklanmış durumda, önemli değişimler kapımızda, sadece bizim değil, tüm dünya için böyle, Özgürlük, bu altı aylık dönemde damgasını vuracak 2018’e, lakin her özgürlük ayaklanması da, haklı bir ayaklanış anlamına gelmez. Dünyanın dengesini bozduk zaten, at izi it izi karışmış birbirine, Hangi isyan temiz ve etik, ardında karanlık güçler yok ki, içinde olduğumuz zaman diliminde hiçbir şey temiz ve etik değil kirlendik kirleneceğimiz kadar. Oldu olacak, kırıldı nacak, anneciğimin bana günde beş vakit telkinidir bu söz: ) o alabildiğine kötümser ben ise alabildiğine iyimser, ne oldu ki, daha kırılmadı benim nacak: ) Ey Özgürlük!!!

Bilinç fabrikasında epey bir hareketin olduğu şu günlerde, rüyalarınızı takip edin, rüya da Hakk Teâlâ’nın ilimlerinden bir cüz, bu defa yüzleşmelerimiz rüyamızda olacak, rüyamızda gördüğümüz sembollerle olacak, ürkmeyin, korkmayın. Vesilemiz iş olmuyor hayatta, bazen rüyalar, bazen yıldızlar, bazen yıldız gibi insanlar yolumuzu doğrultmak, kendi cehennemimizden kurtulmak adına vesile oluyor.

Hedeflerimiz için düşlediğimiz yarınlar için iş başa düşüyor, emeğimiz, samimiyetimiz, ödediğimiz bedeller yeterli mi değil mi, yeterli ise Yay’ı gerip, oku hizalayıp hedefe doğru atış yapabiliriz. Bu benim için geçerli, kimsenin kalbini kendim kadar net bilemem, ben artık eminim, gerdim Yay’ı, hizaladım hedefi fırlattım oku,

Sabit düşüncelerimizi biraz esnetme zamanı, dogmatik düşüncelerimizi biraz genişletme, farklı pencerelerden görme zamanı. İletişimde hırçın, benmerkezci, kavgacı kaba üslubu bir kenara bırakıp, sevgi dili ile konuşma, uzlaşma zamanı. Bu dolunay sadece Yay ve İkizler temalarını öne çıkarmıyor, tüm burçlara ve göksel gezginlere ait ne kadar tema var ise hepsi birebiriyle etkileşimde. Çoğumuzun geleceği şuanda zihninde ürettiği düşüncelerden şekillenecek. Düşünce ve sonrası eylem. Geleceğimiz için düşlediğimiz hayatın temellerini atarken, gerçekten istediğimiz bu ise temeli atalım, her dua kabul olur, her düşünce şu âlemde bir vücut bulur, yıllar sonra bu satırlar kendini hatırlattığında umarım pişman olmam, olmayız: ) layıksak o gelecek bizimdir, biz de umarım layık kalırız… Ey Özgürlük!

Sevgimle Kalın e’mi

Elif Hece Öztürk

29 Mayıs 2018 İstanbul’dan bildircem : )

Yorum Yapın