11 Nisan 2017 Terazi Dolunayı; Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez

1.481 views

*…örseler acıyla düştüğü yeri

susarak büyüyen adamların/kadınların sevgisi.

ağzında pas tadıyla bir inceliği söylemek

bir gülünç içtenliktir, gecikmiş ve ezik

sen bende yanlış bir ömrün tortusunu öpüyorsun.

insanın zamana karşı biricik şansıdır aşk

onca kapı onca duvar içinde bulur aynasını.

sen bende neleri öpüyorsun biliyor musun

herkesin simsiyah kesildiği bir akşam

yıldızlarla yedirenk gökyüzünü öpüyorsun.

sen bende, gözlerinin anne ışığıyla

bir solgunluktan doğan kocaman bir çocuğu öpüyorsun…*

11 Nisan 2017’de TSI. 09.08’de Terazi/Koç Aksında Terazi 21°22’de bir dolunay cereyan edecektir. Terazi/Koç aksına ilişkin konular ivme kazanacaktır. Bu aksa iştirak eden diğer yıldız/gezegenlerle oluşan açılar, şu’ana değin geçmişten getirdiğimiz konularda +/-gündemimizi oluşturacaktır.

Her şey hayatta ekme biçme felsefesine dayanır, her oluşun, her halin bir geçmişi, bir olmuşu, bir başlangıcı vardır. Dolunay fazlarında insan ve doğa gergin olur, bazen bu pasif bir öfke olur içimizde devam eder kavga, bazen dış dünyamızda içine bizim dahil olduğumuz aktif öfkeler açığa çıkabilir. Örneğin, Oğlak’ ta cereyan ederken dolunay, hayattaki yerimiz, statümüz, ebeveynlerimizle ilgili konular, rızkımız, işimizle ilgili konularda bir farkındalık oluşur, memnunsak korumak adına derin bir istişareye gireriz kendimizle, memnun değilsek, bir öfke içinde, kendimizi acımasızca eleştirip ya da dışardan gözümüzü açacak vesilelerin hayatımıza o aralar dahil olmasıyla mevcut olan halden, yara bere, sızı içinde ayağa kalkar koşulları düzeltmek, nerede hata yaptığımızı idrak ederek, koşulları düzeltmek adına harekete geçeriz.

Bazen huzur mevcut olan düzenin artık bitmesindedir, azad etmekte ya da azad olmaktadır. Memnun değilsen ve artık ruhuna zulm ise temsili olan konular, zor bi yolculuk olur, zor bir karar olur ama zaman nehri o mevcut koşulu değiştirir, sana sıkıntı veren durumdan seni alır, yalnız ama huzurlu, bambaşka bir yere getirir. Yeni geldiğin yeri sen istemişsindir, bundan sonrasında gözünün önüne bakman ve aynı modelde üzerine geçirmek için bir hırka örmemen gerekmektedir. Hayat oyundur ama hayatlarımız oyuncak değildir…

seni yalnızlığından tanıdım
kirpikleri kırık çocuk
çiğneyip durduğun dudaklarından.
gözlerin küllenmiş yangın yeriydi
bir eylül göğünün bulut kümeleri
donuk bakışlarında;
hüznün nasıl da benziyordu
benim ilk gençliğime

Değişim, kaos, dönüşüm, bu üç kavram 2010 senesinden sonra hızla global ve bireysel olarak yaşamlarımıza girdi. Alışılmış olan her şey bir bir değişime uğradı ve hala devam etmekte. Bilinçlerimiz, hayatı ve ötesini algılayışımız, birbirimizle olan ilişkilerimiz, hayattan beklentilerimiz, birey olarak neyin elimizde neyin elimizde olmadığını idrak edişimiz, teslimiyet gibi huzurun anahtarı olan o müthiş şifalı ilaçla tanışmamız ve manasını özümsememiz velhasıl bizler de çok ama çok değiştik. Hayatımızda irili, ufaklı pek çok deprem yaşadık, sarsıntılar atlattık, kaos denilen kavramın tam içine girdik, dışardan seyircisi değildik artık ve hayatlarımızda kaoslar oluştu, bir yerde tam atlamıştık ki, başka bir kaosun içinde kendimizi buluverdik. Dönüştük, eski yapının tamamen yıkılmasına ve yerine yepyeni eskisi ile alakası olmayan yapılar inşa ettik, çevremiz değişti, ilişkilerimiz değişti, önceliklerimiz değişti, bırakması kolay olmayan davranışlarımız, alışkanlıklarımız vardı, bunları zaman zaman aynı noktaya gelsek de, aşmayı öğrendik. Epey bir döküldü tüylerimiz, söküldü koptu tırnaklarımız, düştü gagamız ama işte her şey zamanına esir, yaşadık bitti ve geçtik. Yepyeni ben’ler, yepyeni yaşam tarzları ile şu günlere geldik.

ellerinden tanıdım seni
yüreğinin yansısı tedirgin ellerinden.
bir uzak boşluğa yağmur yağıyordu
-anılardan anılara ince çizikler…-
yüzün bir türkü sonrasının
kederli dalgınlığında;
güldün mü, ben mi yanıldım, bilemiyorum
ağıt gibi bir alay dudak uçlarında
gücenik duruşundan tanıdım seni.

Ay fazlarını anlamak için mutlaka kişisel bir istatistiğin olmalı, her ay şartlanmış bir ezber gibi öylesine okuyup geçmek için bakıyor isen bu yazılara veyahut da “ayy dolunay var, acaba hayatımda neler olacak” gibi sığ ve genel bir düşünce ile okuyorsan bir şey anlaman mümkün değil zaten, üstelik bu ilime saygısızlık olur. Yaşamlarımız Ay’ın fazlarıyla katlana katlana ilerler, öncesi olmayanın sonrası olur mu? Kova ay fazı, balık ay fazı, koç ay fazını yaşadın ve hatta daha eskisi bir sene evvel aynı aksta Terazi’de bir ay fazı yaşadın. O dönemleri hatırlamadan, nelerle uğraştığını bi’ şöyle gözden geçirmeden bu ilimden nasıl istifade edebilirsin. Yıldız etkileri her bireyi andaki şuuruna göre etkiler. Geçmişten an’a muhasebesini yapan kazanır, yapmayan için aynı dersler tekrar eder durur. Evet ne kadar doğru bir söz; “Karakterin değişir ise, kaderin de değişir” karakterin içine canını çok yakmış olan davranışlarını al, kaderin içine, senin seçiminle, elinle işleyecek olduklarını al…işte formül hem huzurun hem de dengenin…

Şimdi Terazi/Koç Aksına değinelim, Koç savaşçıdır, Terazi barışçıl, Koç önce ben der, Terazi biz diye başlar, Koç kontrolsüzdür, Terazi denge olmazsa hayatında feleği şaşar. Koç dürtüseldir, ateşli, Terazi kararsızdır ve hep endişeli, melankolik, Koç bir başına kalmaktan korkmaz, aşar her engeli, Terazi yalnız yaşayamaz, hep bir destek, ortak arar. Bu kavramlar haritamızda bu aksın düştüğü yaşam sahnelerinde hepimiz için geçerli. Etkisini anlamak adına tabii ki 21 derece Terazi hangi yaşam evine düşüyor ve karşısında hangi ev var, bunu bilmen gerekiyor. İlişki evleri 1/7, iletişim evleri 3/9, sağlık evleri 6/12 gibi.

15 Nisan’da gerilemesi sona erecek olan Zühre/Venüs şu anda Balık burcunda ve bir gün sonra yüceldiği derecede olacak ve Şiron ile kavuşum bandına geçip normal seyrine devam edecek. Dolunay’ın üst yöneticisi olan Zühre gerilemesi, tabii ki başta ilişkileri, hayatın konfor alanlarını, ihtiyaçları ve ihtiyaç dışı lüks harcamaları, finans alanını, ortaklık içeren kurumları, huzursuzluğun kaynaklarını, kişinin aslında neye ihtiyaç duyduğunu, uzlaşının nerede gerekli olduğunu, duygusal sorunları, duygusal baskıları ve buna benzer konuları gündemimize taşımış olmalı. 10 Nisan’da ise Merkür/Utarid Boğa Burcu 4°’den gerilemeye başlayacak. Venüs ve Merkür gibi iki kişisel etki veren gezegenin bu hareketleri ve  dolunayın da katılmasıyla; hayatımız içinde bize baskı yapan unsurları daha rahat görmemizi sağlayacaktır. Terazi yapışkandır, korkaktır da, kolay kolay bırakamaz alıştıklarını, kendini haps etmeye oldukça meraklıdır, örneğin ben;12 Evim Terazi, bayılırım bana baskı yapacaklara, baskı altında tutulmaya, bir hapishane içinde yaşamaya, sosyalliği sevmem, insan kalabalığından ölümüne kaçarım, kimseye güvenmem, kimseye kefil olmam, iyidir diye, güvenin diye, referans vermem, bilemem neyin nesidir diye, savunma mekanizmam gelişmiştir, kendimi korumam gerekir, sürekli korunmak adına ataktayımdır vs. (bir zamanlar oysa ki ben de sosyaldim ve bende kalabaklıkların içindeydim) şimdi anlayacağımız dil üzere, bu baskı halinde kendimizi hissetmemiz, dışardan yaşadığımız bazı olayların etkisiyle mi? Yoksa kendi beynimizin ürettiği bir korku, tutukluluk hali mi? İşte bunların cevabını çok dürüstçe bulacağızdır. Bu baskılı tutuklu hal, hayatınızdan neler götürdü, neleri kazandırdı sağlamasını yapacağızdır. Kabak çiçeği gibi açılmanın da lüzumu yok, insan mı kaldı dünyada, sosyalleşme ölmezsin, istemediğin ortamlarda bulunmaktansa, istediğin ve aynı kalp üzere olduğun bir tek dost yeter de artar bile insan kalana.

Ay Terazi’ye eşlik eden Müşteri’yi görüyoruz, Oğlak Pluto tam ortada ve Güneş ile Ay’ın arasında Öncü bir T-Kare oluşturmuşlar, bunlara eşlik eden Uranüs’ü görüyoruz. Boğa’da seyreden Merih/Mars ve Ceres bu enerjilere acil düzenleme gerektiren birleşmeyen kör bir bakış atmış. Yengeç’te seyreden Vesta, dolunay ve açılarına tam bir meydan okumuş. Bu dönem ve devam eden aylarda en çok bağımlılık, baskı, değersizlik hissi, sevgi açlığı, yaşam ateşini harekete geçirecek unsurlarla olan ilişkimiz, ikili ilişkilerimiz, ruhsal benliğimizi nasıl beslediğimiz, açlığı nerelerde çektiğimiz, yalnızlık ve kalabalık, sosyallik ve tek başınalık gibi zıt kavramların ikide bir yoklamasıyla yeni bir ben’in doğuşunda olacağımızı söylemek mümkündür.

Terazi idare etmeyi, uzlaşıyı, arabuluculuğu, diplomatik dili en iyi kullanan burçtur. Nazik bir üslup ile, yüzünüze gülümseyerek, canınızı hiç yakmadan, bir zararınız olmamışsa kendisine sizi düşünerek iyi bir yol göstericidir, canını yakmışsanız, istemediği bir şeyi kendisinden talep ediyorsanız o vakit bu diplomatik dil ve tebessüm eden yüz ile nazik bir üslup ile sizi abandonede bırakacak bir güce sahiptir. İnsan İdare Etme Sanatı diye bir şey vardır, kolay değil idareci olmak, ister resmi, ister sivil yaşam içinde. Samimiyetsizlik midir idare etme sanatı derseniz değil elbet, delisiyle dolusuyla yaşam, durdurun dünyayı ben ineceğim, artık insan görmek istemiyorum demek mümkün değil, mecburen idare ediyoruz, Terazi dolunayı idare etme sanatındaki yetenek ve yeteneksizliğimizi sınayacaktır. Terazi bilincinin ön planda olacağı bu dolunayda, tatlı tatlı gülümseyerek politik cevaplar verip, kendimizi bireyselliğimizi korumaya almayı öğrenebiliriz. Bu dersten başarıyla geçeceğizdir. Herkes kendini avutacak birini arıyor der babam, sürekli avutan taraf iseniz terazinin dengesi şaşırmıştır, Koç Güneş Uranüs-Terazi Ay ve Oğlak Pluto T-Kare etkisi ile, dengesi şaşmış yerleri düşünmenin zamanı gelmiş demektir. Hep avutan taraf isen, şimdi avutulacak taraf biraz da sen ol, bakalım kaç kişi olacak yanında bakalım kimler çekecek nazını kaprisini, kimler idare edecek seni. Bunlar Terazi Dolunayının diğer gezegenlerle yaptığı açıların mesajlarıdır. İstesen de istemesen de genel olarak hepimiz bu aralar bu duygularla tanışacak, bu düşünceler içinde cebelleşeceğizdir. İstatistik konuşuyor burada, kıskanıosun kızım: ) imza: survivor nagi

seni kendimden tanıdım çocuk;
yüreği sürekli çiğnenen bir yol
gövdesi acılardan acılara köprü…
biraz öfke, biraz umut, çokça onur
olan kendimden.
eğildim öptüm yıkık alnından
uzaktın, kıyamadım sessizliğine
biraz daha dedim içimden, biraz daha;
gün olur, onuru güzel çocuk
acı da yakışır insanın yüreğine.*

Velhasılı kelam; Sözün Özü, Terazi Dolunayı bizlere yavaşlamayı önermekte, Terazi madalyonun iki yüzünü de taşır, arka arkaya gerçekleşen Zühre ve Utarid Retro’sunun da eşlik etmesiyle, kendimizle baş başa kalmamız gerektiğini salık vermekte. Kendimize bakım, kendimizi sevmek, kendimize hizmet önceliğiyle bir süre devam etmemizi önermekte, öyle ya ben kendime bakamazsam, kendime yeterince sevgi gösteremezsem ve kendime hizmet edemez, nefes alacağım ortamlar oluşturamaz isem başkalarına olan hizmetim, sevgim, bakımım anca ve ancak kendime hastalık olup dönecektir. Bir kamyon düşün taşıyacağı yük belli, sürekli fazlasını taşır ise n’olur, motor, teknik aksam, donanım, lastik vs. çabuk yıpranır, artık kullanılamaz hale gelir, hurda olup çıkar. Bu dolunayın ana teması nezaket, sevgi, sabır ve yavaşlamak, hayatımızda değişmesini arzuladığımız şeyler zamanı gelince zaten oluyor, olacak da velev ki tohumu atılmış olsun, nisan ayını gayet huzurla, istemediğiniz şeylere dur diyerek, sevdiğiniz ve size huzur veren şeylere vakit ayırarak huzurlu bir şekilde geçirmeye bakın. Duygusal alanda krizler yoklayacaktır, Zühre Balık 27 derece yücelimle Şiron ile kavuştuğunda, kendinize karşı her zaman olduğundan daha fazla değer verin, zira büyük bir tuzaktır bu, değersizlik hissi, sevilmiyorsun, beğenilmiyorsun hissi, red edilmelerin, duygusal alanda yarı yolda kalmışlıkların, aldanışların su yüzüne çıkacaktır, yaraların sızlamaya başlayacaktır, illa kavuşumu da bekleme o dönemin zaten şuanda tam içindesin, duygusal bir temizlik yapmanın zamanı gelmiştir, karşılıksız kalan sevgilerini, platonikleşmiş ilişkilerini, hep bekleyen kadın/erkek olma rollerinden artık çıkmanın zamanıdır ve kendine merhamet et önce, kendine acı ve çık girdabından. El alem keyfinde küreğinde, sana mı düşüyor her ilişkinin hicranı deyû: ) bilmem anlatabiliyor muyum sevgili Toprak ve Ateş unsuru insanları : )

Hadi bakalım bu dolunayın halini de ekleyeceğiz hallerimize, yine bir karlı dağı aşacağız beraberce, sonra ömür var ise aynı aksta dolunay gerçekleştikçe bu zamana yazılmış yazıları hatırlayacağız. Ezeli Kader başka, Levh-i Mahfuz başka, Sonuçlara etki eden Duaların, Sadakaların, o Kalbin başka. Kalbini arı duru tut, kibirden uzak dur, en kesintisiz iletişim olan dualarını hep ezberinde tut, Hakkın yakını olmaya bak, gerisi kolay : ) bu etkiler hep havagazı, şer dahi olur hayrına. Kapatalım sayfayı burada, pek bi çok işim var, Survivor doğum günü adaşım (5Mart) Adem’de gönlümüzün hala birincisi olduğuna göre ki Balıkların ortak kaderi bu, lafa gelince balığı takdir ederler, ödüle gelince balıktan kıyın kıyın kaçarlar, hakkını alır başkasına verip onore ederler, ahha yine yancı havuç oldu birinci,  neyse ben cidden kaçayım pek bi müzdaribim: ) hadi bana Eyv’Allah.



Yorum Yapın